Mersin’in “sakin kıyısı” Aydıncık, bu kez turizm sezonundan önce değil, ihale takviminden önce ısınıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM) tarafından 3996 sayılı Yap-İşlet-Devret modeliyle ihaleye çıkarılacağı belirtilen Aydıncık Yat Limanı projesi, ilçede yalnızca yatırım başlığı olarak değil, siyasi restleşmenin de ana gündemi haline geldi.
İhale kapıda, tartışma daha da sert
İhale ilanında son teklif tarihinin 5 Mayıs 2026 olarak açıklanmasıyla birlikte, projeye yönelik eleştiriler de karşı açıklamalar da aynı anda yükseldi. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, daha önceki açıklamalarında projeyi “rant” iddiası üzerinden eleştirerek “kamusal alan” ve “kıyı kullanım hakkı” başlıklarını gündeme taşımıştı.
AK Parti Aydıncık İlçe Başkanı Yüksel Vatan ise Kış’ın eleştirilerine “teknik ve hukuki gerçeklikten uzak” diyerek karşı çıktı; “Aydıncık’ın kalkınma hakkının yok sayıldığını” savundu ve iddialar için “somut belge” çağrısı yaptı. (Bu bölüm, paylaştığınız bültendeki açıklamalara dayanmaktadır.)
“Halkın kıyısı ne olacak?” sorusu büyüyor
Siyasetin iki kutbu konuşurken, sahadaki sivil inisiyatifler de başka bir başlığa işaret ediyor: Üst yapı ve tahsis. Aydıncık’ta bazı yerel oluşumlar, yat limanının işletme sürecinde hangi alanların kimlere tahsis edileceği, belediyeye ait tesislerin geleceği ve halkın kullanım alanlarının korunması konusunda “net bilgi” talep ediyor.
Kıyı hattı söz konusu olunca soru da sertleşiyor:
“Yat limanı büyürken halkın plajı daralır mı?”
“Belediye tesisleri ve kamusal alanlar işletmeye devredilir mi?”
Bu sorular, ihale takvimi yaklaştıkça Aydıncık’ta daha yüksek sesle sorulmaya başlandı.
Plan revizyonu detayı: “300 metre doğuya kaydırıldı”
Tartışmanın teknik boyutunda öne çıkan kritik ayrıntı ise planlama revizyonu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Mersin İl Müdürlüğü duyurusunda, yat limanının mevcut planlı alanından yaklaşık 300 metre doğuya kaydırılarak revizyon yapıldığı bilgisi yer alıyor.
Bu revizyon, “projenin sahadaki etkisi ne olacak?” tartışmasını daha da büyüten bir başlık olarak öne çıkıyor.
5 Mayıs sonrası Aydıncık’ı ne bekliyor?
Gözler 5 Mayıs’ta; ama asıl mesele, teklif zarfları açıldıktan sonra başlayacak:
İlçenin turizm ekonomisine gerçekten ne kadar katkı sağlanacak?
Kıyı hattında kamusal kullanım nasıl korunacak?
Üst yapı, tahsis ve işletme koşulları ne kadar şeffaf yürütülecek?
Kısacası Aydıncık’ta yat limanı tartışması artık “yapılsın mı yapılmasın mı”dan çıktı; kim kazanacak, halk ne kaybedecek ya da ne kazanacak sorusuna kilitlendi.