11 Bin Zeytin Ağacı Katledilecek!

Antalya’nın Akseki ilçesinde, aralarında anıt ağaçlarında bulunduğu 11 bin zeytin ağacı mermer ocağı tehdidiyle karşı karşıya. Ülke genelindeki zeytinlikler vahşi madencilikten korunmazsa Türkiye Suriye’nin zeytinyağına muhtaç kalabilir.

11 Bin Zeytin Ağacı Katledilecek!

Antalya’nın Akseki ilçesinde, aralarında anıt ağaçlarında bulunduğu 11 bin zeytin ağacı mermer ocağı tehdidiyle karşı karşıya. Ülke genelindeki zeytinlikler vahşi madencilikten korunmazsa Türkiye Suriye’nin zeytinyağına muhtaç kalabilir.

18 Eylül 2019 Çarşamba 13:06
11 Bin Zeytin Ağacı Katledilecek!

Antalya’nın dağları, ormanları ve yaylalarıyla ünlü Akseki ilçesi aynı zamanda bir zeytin coğrafyası. Ancak Akseki’nin yüksek rakımlı coğrafyasında yetişen zeytin ağaçları, 1200 metre yükseklikte bile varlığını sürdürebiliyor. Yüksek rakımda yetişen sedir ağaçlarıyla aynı coğrafyayı paylaşan Akseki’nin zeytin ağaçları, bu bölgeyi yüksek kalitede organik zeytin üretimi için de önemli kılıyor. Özellikle Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltıçukuru, Çukurköy ve Taşlıca köyleri antik çağdan bugüne önemli bir zeytincilik merkezi konumunda. Son yıllarda yöre halkının da önem vermesiyle bu köylerdeki zeytinlikler de artış gözleniyor. Uzmanlara göre bu bölgedeki zeytinlikler gerçek bir hazine. Ancak aralarında anıt ağaçlarında bulunduğu 11 binden fazla zeytin ağacının bulunduğu bölgede mermer ocağı ruhsatı verildi. Yöre halkının itirazlarına rağmen geçtiğimiz yıl ÇED süreci başlatılan mermer ocağıyla ilgili son kararı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verecek.

Eğer yöre halkının ve bilim insanlarının itirazları dikkate alınmaz ise Türkiye’nin en değerli zeytinlikleriyle birlikte yüzlerce bitki ve canlı türüyle onlarca arkeolojik kalıntı yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacak… Odatv'den Yusuf Yavuz'un haberine göre, Akseki’ye bağlı Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca köylerinin ortasında kalan arazide yaklaşık 140 hektarlık mermer ocağı ruhsatı verildi. TEKNOMER adındaki özel bir madencilik firması, ilk etapta ruhsat sahasının 52 hektarlık kısmında mermer çıkarmak için ÇED başvurusu yaptı. Haziran 2018’de başlatılan ÇED sürecinin sonlandırılmasını isteyen yöre halkı, hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na hem de ilgili diğer kurumlara resmi başvurular yaparak alanın tarım arazileriyle dolu olduğunu, ayrıca yüzlerce bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan bölgenin aynı zamanda arkeolojik kalıntılarla dolu olduğunu belgeledi.

YAŞAM KAYNAĞI DAĞLAR PARÇALANIP MOLOZA DÖNÜŞECEK

Projeyle ilgili hazırlanan ÇED dosyasında yer verilen bilgilere göre alandan yılda 1 milyon 200 bin metreküp ham mermer çıkarılması planlanırken bunun yalnızca 84 bin metreküpünün mermer, geriye kalan 1 milyon 116 bin metreküplük kısmının ise pasa (moloz) olarak ayrılacağı belirtiliyor. Bu rakamlara göre bölgeden çıkartılacak ham maddenin yalnızca yüzde 7’si mermer olarak değerlendirilirken, geri kalanı ise alanda kurulması planlanan kırma eleme tesisinde işlenecek.

YAŞLARI 200 İLE 1000 ARASINDA 11.578 ZEYTİN AĞACI TESPİT EDİLDİ

Akseki’nin doğal ve kültürel dokusunu önemli ölçüde koruyan köyleri için son birkaç yıldır adeta kâbusa dönüşen mermer ocaklarına karşı harekete geçen yöre halkı, bölgedeki doğal, kültürel ve tarımsal üretim varlığını belgelemeye başladı. Köylülerin talebi üzerine mermer ocağı açılmak istenen bölgedeki zeytin ağaçlarıyla ilgili bir tespit çalışması yapan Akseki İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, 7 Ocak 2019 tarihli raporda özetle şu bilgilere yer verdi: “Söz konusu bölgede, 200 ile 1000 yaşları arasında olduğu tahmin edilen 4 adet anıt zeytin ağacı ve 255 zeytin üreticisi ve muhtelif yaşlarda yaklaşık 11. 578 adet zeytin ağacı olduğu, kurumumuzca saha çalışmalarıyla tespit edilmiştir.”

ZEYTİN AĞAÇLARININ 10.500’DEN FAZLASI KORUMA SINIRINDA

Öte yandan bölgedeki zeytin ağaçlarının 10.500’den fazlasının, 3573 Sayılı Zeytincilik Kanununun öngördüğü koruma alanı olan 3 bin metrelik alanın içerisinde kaldığı tespit edildi. Kanuna göre, zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafenin dışındaki alanlarda madencilik izni verilebiliyor. TARIM İL

MÜDÜRLÜĞÜ MERMER OCAĞINDA SAKINCA GÖRMEDİ

Hazırladıkları dosya ile birlikte Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne başvuran yöre halkı, zeytinlikleri koruyan kanunu da anımsatarak mermer ocağı ile ilgili ÇED dosyasına olumsuz görüş verilmesini talep ettiler. Ancak Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü mermer ocağına olumsuz görüş vermek bir yana çalışmalar sırasında toz çıkarılmaması kaydıyla projenin bir sakıncası olmadığı yönünde görüş bildirdi. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün konuyla ilgili görüşünde, “…tesisten kaynaklı toz çıkışına hiçbir şekilde fırsat verilmemesi için gerekli tedbirlerin alınması ve çevrede bulunan tüm tarım arazilerine olumsuz etkilerinin yaratılmaması koşulu ile Akseki ilçesi Pınarbaşı Mahallesinde yapılması planlanan mermer ocağı tesisi faaliyetinde kuruluşumuzca sakınca olmayacağı değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

YÖRE HALKI ÜNİVERSİTEDEN BİLİMSEL RAPOR TALEP ETTİ

Konuyla ilgili uzmanların değerlendirmesine göre mermer ocaklarında ‘sıfır toz’ koşulu bugüne kadar hiçbir işletmede yerine getirilmiş bir uygulama değil. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün mermer ocağının zeytinliklere bir sakıncası olmayacağı yönündeki görüşü üzerine Güzelsu Kültür ve Dayanışma Derneği Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne başvurarak bilimsel bir rapor hazırlanmasını talep etti. Derneğin, bedelini ödeyerek Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne hazırlattığı raporda, mermer ocağı açılmak istenen bölgenin mikro klima özelliğine sahip olduğu belirtilerek şu bilgilere yer verildi:

MİKRO KLİMA ZEYTİN AĞACININ 1200 METREYE KADAR YETİŞMESİNİ SAĞLIYOR

“Yörenin kuzeyinin kapalı olması, arazinin yüzde 60 ila 80'e varan bir eğime sahip olması ve dağların denize dikey olarak uzanması nedeniyle güneyden sıcak hava akımının gelmesi sonuca subtropik iklim meyvesi olan zeytin zeytinin 1200 rakımlı yüksekliğe kadar olan ılıman iklim bölgesinde yetiştiriciliğini mümkün kılmıştır. Bu iklimin farkına varan yöre halkı da orada zeytin yetiştiriciliğine başlamış ve bölgenin yaklaşık zeytin ağacı varlığı Akseki İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün verilerine göre 11.758'e kadar ulaşmıştır. Bölge bakir bir alana sahip olması nedeniyle organik zeytin yetiştiriciliğine de oldukça uygundur. Ayrıca bölgede gece gündüz sıcaklığı farkının fazla olması nedeniyle, gündüz fotosentez sonucu biriktirilen organik maddelerin, gece solunumla az harcanmasından dolayı meyvelerde organik maddelerin daha fazla birikmesine neden olacaktır. Bunun sonucunda gerek meyve ve gerekse yağ kalitesi oldukça artacaktır.

‘BÖLGE ORGANİK ZEYTİN YETİŞTİRMEK İÇİN BİR HAZİNE’

Bölgenin sahip olduğu özellikler nedeniyle yatışa zeytinlerin ve yağların kaliteleri Türkiye'de en iyi yağ kalitesi veren Körfez bölgesinden (Ayvalık, Edremit ve Havran) dahi kaliteli olacaktır. Dolayısıyla markalaştırılmış zeytin ve zeytinyağı üretimi kırsal kesiminde yaşayan insanlar için önemli bir gelir kaynağı olabilecektir. Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca mahalleleri organik zeytin yetiştirmeyi bekleyen bir hazinedir ve bunun değerlendirilmesi gerekir.”

‘MERMER TOZU ZEYTİNDE YÜZDE 80’E VARAN ÜRÜN KAYBINA YOL AÇIYOR’

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin raporunda, mermer ocağı işletmesi açılması planlanan sahaya 3 kilometre mesafede zeytinlikler bulunduğunun altını çizilirken, bu zeytinliklerin 3573 sayılı kanunun 20. Maddesi kapsamında kaldığı vurgulanarak şöyle denildi: “Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca mahallelerinde eğer mermer ocakları işletmeye açılır ise bazı önemli sakıncalar ortaya çıkacaktır. Her ne kadar bütün mermer işletmecileri işlemler sırasında ortamdan toz çıkmasını önleyici tedbirler alacaklarını belirtseler de, bugüne kadar pratikte uygulayan hiçbir işletme rastlanmamaktadır. Gerek mermerlerin kesimi ve gerekse bunları taşıyan yüksek tonajlı araçların geçişi sırasında çıkan tozlar zeytin yaprakları üzerinde birikerek bitkinin gelişimini olumsuz etkileyebildiği gibi ölümlerine de sebebiyet verebilmektedir. Özellikle yaz aylarında havanın kurak ve yağışsız olmasından dolayı çıkan toz miktarı artmaktadır. Bunun sonucu olarak zeytinlerde meyvenin alındığı yıllık sürgünlerin gelişimi zayıflamakta ve yıllık sürgünler üzerinde çiçek tomurcuğu oluşmadığı için %70-80’lere varan ürün kayıpları olmaktadır. Üreticiler, zeytinin periyodisite göstermesi (meyvenin bir yıl olup bir yıl olmaması) ve tozdan ürünlerinde azalma olmasından dolayı mermer ve taş ocaklarının bulunduğu alanlarda zeytin yetiştiriciliğinden vazgeçmekte ve var olanı da sökmektedirler. Kapatby ReklamStore

‘TOZ MİKTARI OLMASI GEREKENDEN 26 KAT FAZLA ÇIKABİLİYOR’

Uluslararası Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı bir ortamda olması gereken toz miktarı 60 mg/m³ (miligram metreküp)’tür. Hâlbuki bu oran mermer ve taş ocağı işletmelerin olduğu yerlerde 1540 mg/m³’e kadar (yaklaşık 26 kat fazla) çıkabilmektedir. Tozlarının artmasına paralel olarak bitkilerin gaz (karbondioksit alma, oksijen verme) ve nem alışverişini yaptığı stomaların üzerini kapanmakta ve bitkinin fotosentez yapma oranı yüzde 20’lere kadar düşebilmektedir. Bunun sonucunda bitkiler besinlerini yeterince üretemediği için zayıf düşmekte ve verim ile meyve kalitesinde önemli düşüşler görülmektedir. Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca mahallerini içeren mikro klima alanlar, tarım için bulunmaz nimetlerdir ve yörede yetişmez denilen ürünlerin yetişmesine olanak sağlarlar.

‘MERMER OCAKLARI AÇILIRSA ÖNEMLİ MİKRO KLİMA BÖLGESİ KAYBEDİLECEK’

Örneğin mikro klima iklime sahip Gazipaşa, Anamur ve Alanya'da muz, avokado pikan cevizi ve ejder meyvesi, Iğdır’da kayısı, badem ve pamuk gibi ürünler yöre insanlarına nasıl önemli katkı sağlıyorsa, zeytin de Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca için benzer özelliklere sahiptir. Bunun olabilmesi için yörenin temiz bir havaya sahip olması gerekir. Mermer ocaklarının açılması yörenin bu özelliğinin bozulmasına önemli katkı verecek ve önemli bir mikro klimaya sahip bölge tarım açısından kaybedilecektir.”

‘ZEYTİN KANUNUN İŞLEMESİ İÇİN DAHA NE GEREKİYOR?

Konuyla ilgili hazırlanan bilimsel raporların da işaret ettiği şekilde zeytinliklerin korunması gerektiğinin altını çizen yöre halkı, Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün önceliğinin tarım ve zeytinlikler olması gerektiğini belirterek, Mevcut zeytin kanununun işlemesi için daha ne gerekiyor?” diye soruyor. Yöre halkının verdiği bilgiye göre yörede henüz zeytin ağaçları sayılmamış köyler de bulunuyor.

ZEYTİN ÜRETİCİLERİ VE YÖRE HALKININ GÖZÜ BAKANLIKTA

Endüstriyel kirlilikten uzak arazilerinde zeytin ağacı yetiştirerek hem yörenin tarımsal üretimine hem de ülke ekonomisine katkıda bulunan üreticilerin gözü şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mermer ocağı ile ilgili vereceği kararda. Hazırladığı kamu spotlarıyla tarım arazilerinin ve çevrenin korunması için kamuoyuna çağrıda bulunan bakanlıkların zeytin ağaçlarını mı yoksa mermer tozunu mu tercih edeceğini önümüzdeki günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda yapılması beklenen İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı gösterecek. ZEYTİN AĞACI ANA VATANINDA

ZOR DURUMDA

Zeytin ağacının (Olea europaea L.) ana vatanı olan coğrafyada yer alan Türkiye, iklim ve coğrafi avantajını ne yazık ki doğru biçimde kullanamıyor. İspanya, İtalya ve Yunanistan zeytin üretiminde ilk üç sırayı paylaşıyor. Türkiye ise zaman zaman Portekiz’in, kimi zaman da Tunus’un ardından 5. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz yıl savaşın ortasındaki Suriye’den zeytinyağı ithal edilmesi tartışmaları gözleri bu ülkeye çevirmişti. Savaşın ardından nüfusunun büyük bölümü Türkiye’ye sığınan Suriye her şeye rağmen zeytin üretimini sürdürüyor.

ANTALYA’DA 5 MİLYONA YAKIN ZEYTİN  AĞACI VAR, AKSEKİ GİZLİ HAZİNE

2018 yılı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 180 milyon civarında zeytin ağacı bulunuyor. Antalya’da ise bu rakam 5 milyona yakın. Ancak bu rakamlara pek çok yörede tam olarak sayımı gerçekleşmeyen zeytin ağaçları dâhil değil. Örneğin Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin hazırladığı 2018-2019 yıllık ürün raporu Antalya’da Gazipaşa, Alanya ve Manavgat gibi ilçelere bağlı köylerdeki ağaç sayısı ve üretimi kapsarken Akseki’deki zeytin ağacı varlığı bu kapsamda ele alınmış değil. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin hazırladığı raporda da altı çizilen Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca köylerindeki zeytin üretimi, hem kalitesi hem de lezzetiyle Türkiye’nin uluslararası alandaki çizgisini de yükseltebilecek nitelikte. Binlerce yıl meyve veren zeytin ağaçlarını yok edecek vahşi madencilik ve plansız enerji politikalarından geri adım atılmazsa Türkiye Suriye’nin zeytinyağına muhtaç hale gelebilir.
 

Mersin Portal-Haber Merkezi

Son Güncelleme: 18.09.2019 13:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.