Çözüm Süreci Bilançosu

"Barış sürecinde amaç PKK’ya silah bıraktırmak olarak ilan edilmiş hatta PKK’nın eylül ayında silah bırakacağı söylenmişti. Gelinen nokta..."

Çözüm Süreci Bilançosu

"Barış sürecinde amaç PKK’ya silah bıraktırmak olarak ilan edilmiş hatta PKK’nın eylül ayında silah bırakacağı söylenmişti. Gelinen nokta..."

29 Ağustos 2013 Perşembe 12:01
Çözüm Süreci Bilançosu
Terörle mücadelede yürütülen çözüm sürecinin bilançosunu kalem kalem açıklayan Taraf'tan Emre Uslu, sürecin geldiği noktada hükümet ve PKK'nın durumuna ilişkin bazı bilgi ve tespitler paylaştı. Uslu, örgütün askeri, ekonomik, siyasi ve sosyolojik olarak süreç öncesine göre daha avantajlı duruma geldiğini belirtirken hükümet için de çarpıcı bir yoruma yer verdi.






İşte Emre Uslu'nun yazısı:

Çözüm sürecinin başladığı 2009’dan beri bir şeyi tekrarlıyorum. Kürtlerin haklarını PKK ile pazarlık yapmadan verin. PKK ile pazarlık yapacaksanız, örgütün durumu hakkında yapın ve sınır dışına çıkışı ön şart koşun. Bunların dışında yapılacak her türlü pazarlık örgütü güçlendirir bu çözüm değil çözümsüzlüğü getirir. Gelinen nokta ortada.

İşte size barış süreci bilançosu:



»Askerî açıdan:

1) PKK askerî olarak güçlendi dağa çıkışlar hiç olmadığı kadar arttı. AKP’nin bölge milletvekillerinin verdiği rakamlara göre 2200 kişiden fazla kişi PKK’ya katıldı.

2) PKK 1992 yılında koyduğu şartı yeniden koydu. Her evden bir PKK militanı bulmak için ailelere baskı yapıp militan topluyor.

3) PKK silah bakımından güçlendi. Hem de MİT raporlarına göre artık PKK’nın kimyasal silahları da var, uçaklara karşı etkin savunma yapabilecek füze sistemleri de.

4) PKK çekilmediği gibi şehir merkezlerinde 2009’dan beri kurmaya çalıştığı Öz Savunma Birlikleri adı altında asayiş birimleri kurdu. Yani barış sürecinden önce PKK sadece militanlar olarak dağdaydı artık şehir merkezlerinde.

»Ekonomik olarak:

5) PKK ekonomik olarak güçlendi. Milyonlarca dolar vergi topluyor kimse sesini çıkaramıyor.

6) Özellikle Suriye’den binlerce yapılan kaçakçılıktan PKK’nın pay aldığını MİT bile saklayamıyor.

» Siyasi olarak:

7) PKK siyaseten güçlendi. Bundan önce PKK’ya mesafeli durup devlete yakın duran Kürtler kendini PKK’ya yakın durmak zorunda hissediyor.

8) PKK mahkemeleri hiç olamadığı kadar etkin çalışıyor. Halk KCK mahkemelerine yönlendiriliyor.

9) PKK uluslararası alanda hiç olmadığı kadar meşruiyet sağladı. Bir yandan bu avantajını kullanıp terör listesinden çıkmaya çalışıyor, öbür yandan PYD ile uluslararası meşruiyetini güçlendiriyor. Dahası Kürt Ulusal Konferansı’nı toplayıp etkin bir konum kazanmaya çalışarak bu konferans üzerinden Kürtlerin BM nezdinde gözlemci devlet olması için çalışmalar sürdürüyor. Eğer Kürtler BM nezdinde gözlemci devlet olursa kuşkusuz PKK da elindeki silahlı militanlarıyla birlikte uluslararası meşruiyeti olan bir örgüte dönüşebilecek.

10) Hükümetin girişimleri BDP’nin etkin çalışmalarıyla Abdullah Öcalan’ın meşruiyeti muhalefet partilerinin meşruiyetinden daha fazla hale geldi.

» Sosyolojik/Kurumsal olarak:

11) KCK networku yeninden 2009 yılı öncesi hâlini aldı. Hatta yapılan faaliyetlerin bir kısmı suç kapsamından çıkarıldığı için KCK networkunun çalışması daha da kolaylaştı. KCK’lıların bir kısmı serbest bırakıldı, bölgede gövde gösterisi yapıyorlar. Yeni bir Serhildana hazırlanıyorlar. KCK networku çok güçlü olduğu için artık kitlesel gösterilerin önüne geçmek neredeyse imkânsız.

12) Bunu bilen hükümet polise TOMA takviyesi yaptı. Diyarbakır başta olmak üzere Toplumsal Müdahale Timleri güçlendirildi ama polis de hükümet de biliyor ki bu “önlemler” havagazı...

13) PKK şehitlikler kurarak kurumsal kimliğini geliştirme noktasında yeni adımlar atıyor. Artık halk her bayramda o şehitliklere yönlendirilerek Kürt kimliği inşa etmek için yeni kurumsal alanlar oluşturuldu.

14) Bütün bunlara PYD’nin kurduğu devlet ve onun kazanımlarını katmıyorum bile...

PKK bunları kazanırken hükümet “iyi ya çatışmalar olmuyor daha ne istiyorsunuz” diyor ama bu, bir tür çaresizliğin itirafı aynı zamanda. Zira daha önceki yıllarda da PKK defalarca tek taraflı ateşkes ilan etti ve “çatışmasızlık” ortamı sağlandı. Amaç çatışmasızlıksa PKK ile pazarlığa ne gerek vardı bunu başka zamanlar pazarlıksız yaptı devlet.

Hükümet de biliyor ki bu kadar güçlenmiş PKK’ya karşı çatışmalar başlarsa da daha çok kaybedecek taraf hükümet. Dolayısıyla hükümet hem PKK’ya mecbur hem mahkûm. Bu nedenle PKK çitayı yükselttikçe yükseltiyor.

Barış sürecinde amaç PKK’ya silah bıraktırmak olarak ilan edilmiş hatta PKK’nın eylül ayında silah bırakacağı söylenmişti. Gelinen noktada hükümet yetkilileri, PKK’ya silah bıraktırmayı konuşmayı bir kenara bırakın, çift taraflı ateşkese bile razı görünüyor.

PKK tehditleri arttıkça İmralı’ya tekne seferleri sıklaşıyor. Erdoğan’ı Öcalan’a mecbur edecekler yazdığımda çok abarttığımı söyleyenler vardı. Şimdi manzara ortada.

Son Güncelleme: 29.08.2013 12:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.