Mezhep Çatışmalarını Desteklemek Hayır Getirmez...

Konferans için Mersin’e gelen ünlü tarihçi İlnber Ortaylı, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalarda Türkiye’nin dikkatli olması gerektiği konusunda uyardı.

Mezhep Çatışmalarını Desteklemek Hayır Getirmez...

Konferans için Mersin’e gelen ünlü tarihçi İlnber Ortaylı, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalarda Türkiye’nin dikkatli olması gerektiği konusunda uyardı.

25 Şubat 2013 Pazartesi 10:54
Mezhep Çatışmalarını Desteklemek Hayır Getirmez...

Türk-Arap Ülkeleri İşadamları Derneği (TURAB), yakın tarihe ışık tuttu. Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, TURAB ve Toros Üniversitesi’nin işbirliğinde Mersinlilerle buluştu. TURAB, “Türkiye’nin Yakın Tarihi” başlıklı konferans ile Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı Mersinlilerle buluşturdu. Toros Üniversitesi işbirliğinde üniversitenin Bahçelievler Kampüsü’den düzenlenen toplantıya; Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mersin Milletvekilleri İsa Gök ve Ali Öz, Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Toros Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tayyar Şen, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Meclis Başkanı Faik Burakgazi, TURAB Genel Başkanı Emin Ucuz, Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan Olcar, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Genel Sekreteri Korer Özbenli ve çok sayıda davetli katıldı.




Ortaylı, Türkiye’nin yakın tarihi ile ilgili bir konferans verdi. Anadolu’da kimse yerli değil Anadolu’da tesadüfü kazıların bile tarihi değiştirecek hakikatleri ortaya çıkardığını işaret eden Ortaylı, “Bu da gösteriyor ki kimseye Anadolu’ya sonradan gelmiş değildir. Yerleşen yerleşmiştir. Türkiye ya da Türklerin tarihi şuna dayanır; Türkler, birçok milletin aksine buluşmayı, kaynaşmayı, kullanmayı, istihdam etmeyi bilen bir kavimdir. 15 yüzyılda gelen Yahudileri istihdam ettik. Bizim diplomatlarımız, hekimlerimiz, sarrafımız oldular ve bu ülkede yerleşip kaldılar. Ermenilerle, Rumlarla birlikte çalıştık, bir şeyler yarattık. Bu emperyal özellik dolayısıyla da Türklerin kurdukları imparatorluk başarılı olmuştur. Bölücü davransalardı iktidarları uzun ömürlü olmazdı. 19 yüzyıl Türkiyesi de, dünyadaki büyük devletlerden biri olduğu anlaşmalarla kabul edilen bir ülkedir.




Birinci cihan harbinden sonra küçülen ve fakirleşen Türkiye, bu yapısını yinede korumuştur. O dönemde Türkiye’nin iktisadi yapısı geriledi. Britanya’nın becerdiği endüstri devrimine ayak uyduramadı. Britanya ise bunu çok küçük yaştaki çocukları zorla madenlerde çalıştırıp, köyleri boşaltarak, birçok insanı mağdur ederek başarmıştır. Köylerden büyük şehirlere göç ederken yollarda açlıktan ölen insanlar olmuştur. Bedeli çok ağır ödenen sanayi devrimi ile İngiltere kıtanın en öncü devleti olmuştur. Fransa onu takip etmeye çalışmış ancak köylü nüfusunun fazla olması nedeniyle edememiştir” dedi İnançlarını tasfiye edin 19’uncu yüzyıla dair inançların tasfiye edilmesi için çağrı da yapan Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Türkler sanayiden anlamazlar, hiçbir şey icat etmezler, bunların üçte biri memur, üçte biri asker ve üçte biri de şairdir” gibi anlayışların gerçeği yansıtmadığını işaret etti.



“Bu manzara ile bir memleketin ayakta durması mümkün değildir” diyen Ortaylı, Türkiye’nin daha 18’inci yüzyılda öncelikle ordusunu ıslah etmek ve geliştirmek için mühendislik öğrendiğini söyleyerek, “Önce ordu için geliştirilen tıbbi gelişim veya mühendislik sonra diğer alanlarda da kullanılıyor. Yavaş bir gelişme sergileyen Türkiye’ye 20’inci yüzyılın başında bir sanayi ülkesi demek de mümkün olmuyor. Çünkü nüfusunun yüzde 80’i köylü ve köylülerin çok önemli bir kısmında da ciddi bir tüketim var. Örneğin 1930’larda Hitler’den kaçarak Türkiye’ye sığınan doktorlardan bazıları, o zamanın akıllı devlet adamları görevlendirmiştir.
 


Ders vermenin yanı sıra ülkedeki sağlık şartlarını araştıran bu doktorlar, Anadolu’da açlık yok, iyi-kötü üretim var ve bu durum değişime açık. İşte bu değişim o zaman başarılabilirdi. Ancak Türkiye’de hala şöyle bir algı var, ‘1950’lardaki Amerikan yardımı gelene kadar ülkede çivi çakılmamış’. Böyle bir şey yok. O dönemde dünyanın maruz kaldığı ciddi problemler vardı. Örneğin bunların en önemlisi 19’uncu yüzyılda Akdeniz ülkelerinin maruz kaldığı önemli salgın hastalıklar vardı. Bunların başında verem, sıtma ve tüberküloz geliyordu ama onun kadar yaygın bir diğer hastalık ise frengiydi.
 


Bu hastalık şehirleşmenin, dış temasın yoğun olduğu yerlerde görülüyordu. Hatta cüzam bile önemli bir sorundu. Tüm bunların kalıntıları Türkiye Cumhuriyeti mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bugünkü coğrafyanın içerisinde yeniden İslam’ın bu topraklarda tutunması ve gelişmesi söz konusu olmuştur. İslam medeniyeti ve tarihi için Türkiye’nin önemi çok büyüktür. Ne olursa olsun Türkiye’nin Arap dünyasına, Ortadoğu’da yabancı olacağını zannetmiyorum. Bu bölgenin değişiminde en önemli partner Türkiye olacaktır. Ancak hükümetlerin ve politikaların hayalperestlikten uzak durmaları gerekir. Mezhep çatışmalarını desteklemekten uzak durulmalıdır. Bu durum kimseye hayır getirmez” diye konuştu. Konferansın ardından Toros Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Özveren ve TURAB Genel Başkan Emin Ucuz, tarafından Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya teşekkür plaketi takdim edildi.

Son Güncelleme: 27.02.2013 11:27
Anahtar Kelimeler:
İlber Ortaylı
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner160