Mersin’in masmavi kıyıları bu kez deniz turizmiyle değil, görünmeyen bir çevre tehdidiyle gündemde.
Mersin Barosu Başkanlığı ile Kent ve Çevre Komisyonu, Mersin başta olmak üzere Adana ve Antalya kıyılarında gündeme gelen mikroplastik kirliliğine ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Baro, plastik atık ithalatının çevre ve insan sağlığı açısından oluşturabileceği risklere dikkat çekerek yetkililere “Plastik atık ithalatına derhal son verilsin” çağrısında bulundu.
Açıklamada, kıyılardaki mikroplastik kirliliğinin boyutunun bilimsel yöntemlerle ortaya konulması ve bu kirliliğin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
Plastik atık ithalatında yüzde 19 artış
Mersin Barosu’nun açıklamasında yer verilen 2025 yılı verilerine göre Türkiye’nin plastik atık ithalatı, bir önceki yıla göre yüzde 19 artarak 503 bin tona ulaştı.
Baro, Avrupa’dan ithal edilen plastik atıkların geri dönüşüm süreçleri sonrasında bir bölümünün mikroplastik olarak çevreye ve denizlere karışmasının olası kirlilik kaynakları arasında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Ancak açıklamada önemli bir noktaya da dikkat çekildi: Kıyılardaki mikroplastik kirliliğinin kaynağının yalnızca ithal plastik atıklara bağlanmaması, konunun bağımsız ve bilimsel araştırmalarla ortaya konulması gerekiyor.
“Çevre, ekonomik çıkarların gerisinde bırakılamaz”
Mersin Barosu, plastik atıkların ülkeye girişinden geri dönüşümüne ve nihai bertarafına kadar bütün süreçlerin etkin biçimde denetlenmesini istedi.
Açıklamada, çevre mevzuatına aykırı faaliyetlerin tespit edilmesi halinde gerekli idari ve hukuki yaptırımların uygulanması çağrısı yapıldı.
Anayasa’nın 56. maddesine de atıfta bulunan Baro, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının güvence altında olduğunu hatırlatarak çevrenin korunmasının yalnızca bireylerin değil, devletin de temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı.
Baroya göre ekonomik kazanç, çevre hakkının önüne geçirilemez.
Mikroplastiklerin kaynağı bulunmalı
Mersin Barosu Başkanlığı ve Kent ve Çevre Komisyonu, denizlerdeki mikroplastik kirliliğinin kaynağının belirlenmesi için kapsamlı bilimsel çalışmalar yapılmasını talep etti.
Baro ayrıca plastik atık ithalatı ve geri dönüşüm tesislerine yönelik mevcut denetim mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesini istedi.
Kirliliğin kaynağının ortaya çıkarılması halinde sorumluluğu bulunan kişi veya kuruluşlar hakkında gerekli hukuki ve idari işlemlerin gecikmeden uygulanması çağrısı yapıldı.
“Turizm cennetimizi çöp rantına kurban etmeyin”
Mersin Barosu, plastik atık politikalarının yalnızca çevre açısından değerlendirilmemesi gerektiğine de dikkat çekti.
Denizlerde ve kıyılarda meydana gelebilecek kalıcı kirliliğin turizm, tarım, balıkçılık ve kıyı ekosistemleri üzerindeki uzun vadeli sonuçlarının dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Baro, Akdeniz’in ve kıyıların korunması için kamuoyunu duyarlı olmaya, yetkili kurumları ise görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.
Açıklamada verilen mesaj ise netti: “Denizlerimizi, kıyılarımızı ve geleceğimizi plastik atıklara teslim etmemek için hukuksal mücadelemizi sürdüreceğiz. Akdeniz bizim ortak yaşam alanımızdır.”
Mersin Barosu ayrıca plastik atık ithalatına son verilmesi çağrısını yineleyerek, kentin turizm değerlerinin ve doğal yaşam alanlarının ekonomik kazanç uğruna geri dönülemez biçimde zarar görmemesi gerektiğini vurguladı.