Çukurova'da Turizm Çıkış Yolu Arıyor

Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Anavarza Arkeolojik Çalışmaları Bilimsel Danışmanı Murat Durukan, Adana ve Mersin'deki turizm kaynaklarının yeterince değerlendirilmediğini, bu kaynaklarla ilgili farkındalık oluşturulmasının bölgede turizmin kalkınmasında önemli katkılar sağlayacağını söyledi

Çukurova'da Turizm Çıkış Yolu Arıyor

Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Anavarza Arkeolojik Çalışmaları Bilimsel Danışmanı Murat Durukan, Adana ve Mersin'deki turizm kaynaklarının yeterince değerlendirilmediğini, bu kaynaklarla ilgili farkındalık oluşturulmasının bölgede turizmin kalkınmasında önemli katkılar sağlayacağını söyledi

25 Haziran 2013 Salı 10:44
Çukurova'da Turizm Çıkış Yolu Arıyor

Arkeolog Murat Durukan, TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi'nin 'Turizm ve Mimarlık' dergisinde yayınlanan makalesinde, ülkemizde turizm sektörünün gelişmesiyle birlikte kültürel zenginlik bakımından Anadolu kentlerinin pek çoğunun turizmin gözdesi haline geldiğine dikkat çekti. Adana'da da kültürel ve doğal miras açısından büyük potansiyel olmasına rağmen turizm sektöründe yerinin çok düşük olduğunu belirten Durukan, "Özellikle yakın çevresindeki Tarsus ve Mersin'in kültürel ve doğal zenginlikleriyle birlikte düşünüldüğünde bugün Adana'nın hatta Çukurova'nın turizm sektöründe talihsiz durumunu anlamlandırmak daha da zorlaşmaktadır.



Nitekim ülke nüfusunun en az yüzde 5'inin yaşadığı Çukurova'nın turizm pastasından aldığı pay Türkiye'nin toplam turizm gelirlerinin yüzde 1-2 düzeyinde dolaşmaktadır. Antalya'da bu oran yüzde 35-40 civarında olduğu hatırlandığında, tablonun ciddiyeti ortaya çıkmaktadır. Oysa Adana ve Mersin birlikte düşünüldüğünde, İstanbul ve Ankara'dan sonra Anadolu'nun en kalabalık coğrafyası Çukurova'dır" dedi.



"BÖLGENİN TURİZM MERKEZİ OLMASI İÇİN DENİZ ŞART DEĞİL"

Turizm kavramının geniş bir alana yayıldığını vurgulayan Durukan, ülkemizde en çok deniz turizmi popüler olsa da bunun dışında 'kültür, inanç, spor, sağlık, eğitim, yaya, alışveriş, kongre ve kaplıca' turizmlerinin de bulunduğunu ifade etti.

Adana ve Mersin illerinde tescil edilmiş arkeolojik alanlarının yoğun olmasına rağmen kazılıp restore edilmiş antik kentlerin olmadığına dikkat

çeken Durukan, "Bilimsel çalışması yapılmamış arkeolojik alanlara sadece çok az sayıda turist ilgi gösterir. Ancak bu durum büyük hedeflerin çok uzağında bir sonuçtur. Bu karşılaştırmalar Adana ve Mersin'in hangi turizm kulvarında ilerlemesi gerektiğine işaret etmektedir. Turizmde iddialı bir noktaya gelmek hedefleniyorsa, en güçlü rezervlerimiz olan arkeolojik ve kültürel konulara hassasiyet gösterilmelidir. Nitekim her iki kent de kültürel miras konusunda önemli bir potansiyele sahiptir" diye konuştu.



Ülkemizdeki ve dünyadaki en önemli turizm merkezleri ele alındığında bir bölgenin turizm destinasyonu olması için deniz kıyısında bulunmasının şart olmadığının altını çizen Durukan, dünyada Roma, Paris, Viyana gibi şehirleri örnek verirken, ülkemizde de Kapadokya'nın buna en güzel örnek olduğunu söyledi.



Durukan, Adana ve Mersin'deki eski kent dokusunun ve geleneksel mimarinin restorasyon çalışmaları ve farkındalık oluşturulmasıyla turizmin bölge hayatının içine sokulması gerektiğini belirterek "Adana'da şehrin ortasından geçen nehir ve baraj gölü önemli estetik fırsatlar olarak düşünülmeli ve gözümüzün önünde olmalarına rağmen yeterince değerlendirilmeyen bu yerlerle ilgili farkındalık yaratılmalıdır. Bu tür kaynakların nasıl değerlendirildiği konusunda hem Avrupa'da hem de Türkiye'de güzel örnekler mevcuttur. Geçtiğimiz günlerde Adana Tiyatro Festivali'nde Seyhan Nehri üzerinde yapılan su gösterileri isabetli tercihler yapıldığında bu nehrin nasıl ilgi odağı olabileceğinin iyi bir örneği olmuştur" ifadelerini kullandı.



"İKİ KÜLTÜRÜN AYNI ANDA SUNULMASI TEŞVİK EDİLMELİ"


Büyük bir arkeoloji müzesinin kurulmasının da akla gelebilecek diğer projeler arasında olabileceğine değinen Durukan, kültürel değerlerle ilişkili başka müzelerin de kurulmasının önemli olduğunu dile getirdi. Durukan, Adana'daki Sinema Müzesi'nin bu duruma en güzel örneklerden biri olduğunu aktararak, "Gelişmiş ülkelerin büyük kentlerinde müze sayısı bazen 100'e yaklaşmaktadır. Yiyecekten giyeceğe, sanattan bilime kadar birçok konuda müze kurmak mümkündür. Pek çok batı kentinde 'Matematik Müzesi' bile bulunmaktadır. Adana'daki 'Sinema Müzesi' de bunun güzel örneklerinden biridir.



Bunu bir başlangıç olarak görüp kentin yetiştirdiği önemli karakterlerle ilgili veya kentin kültürüyle özdeşleşmiş yemeklerle ilgili müzeler kurmak da Adana'ya farklı bir zenginlik kazandıracaktır. Bazı eski mekanlarda 'geleneksel mimari içinde geleneksel yemekler' anlayışıyla bu iki kültürün aynı anda sunulması teşvik edilebilir" şeklinde konuştu. Adana'nın merkezinde bulunan Tepebağ'ın da hem arkeolojik açıdan hem de kentin tarihi dokusu açısından önemli adreslerden biri olduğuna dikkat çeken Durukan, burada başlatılan kentsel dönüşümün istikrarla devam etmesi gerektiğine de vurgu yaptı.

Son Güncelleme: 25.06.2013 10:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner205