banner253

Şiddet Görüyorsanız Sessiz Kalmayın

Türkiye’de kadın cinayetleri son 13 yılda yüzde bin 400 artış gösterdi. Özgecan’ın vahşice öldürülmesinin ardından milyonlar sokağa döküldü, Türkiye kadın cinayetlerine karşı artık duyarsız değil derken, ülke bir süre sonra sessizliğe büründü. Bu sessizlik süresince kadınlar erkekler tarafından öldürülmeye, cinayeti işleyenlerde cılız yasalarımız nedeniyle mahkemelerden ceza almadan çıkmaya devam etti.

Şiddet Görüyorsanız Sessiz Kalmayın

Türkiye’de kadın cinayetleri son 13 yılda yüzde bin 400 artış gösterdi. Özgecan’ın vahşice öldürülmesinin ardından milyonlar sokağa döküldü, Türkiye kadın cinayetlerine karşı artık duyarsız değil derken, ülke bir süre sonra sessizliğe büründü. Bu sessizlik süresince kadınlar erkekler tarafından öldürülmeye, cinayeti işleyenlerde cılız yasalarımız nedeniyle mahkemelerden ceza almadan çıkmaya devam etti.

26 Haziran 2015 Cuma 11:57
Şiddet Görüyorsanız Sessiz Kalmayın
Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA. DER) Yerel Yönetim Danışma Kurulu Üyesi İlksen Sorguç Dinçer ile kadın cinayetleri üzerine konuştuk. Yaslarda ki ‘iyi hal İndirimi’ni eleştiren Dinçer, böyle bir yasanın kadın cinayetlerini işleyenler için kullanılmaması gerektiğini söyledi.  Yetkilileri, söylemleri konusunda uyaran Dinçer, yetkililerin çözüm üretme yönünde irade ortaya koymaları gerektiğini belirtti. Dinçer’in  şiddet gören kadınlara;  “Şiddet görüyorsanız sessiz kalmayın, sesinizi çıkarın, şiddet gördüğünüzü duyurun" diye seslendi.
 

-Sizi tanıyabilir miyiz?

-Sivil toplum ve siyaseti bugüne kadar birlikte yürütmeye çalıştım diyebilirim. Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin çeşitli kademelerinde görev yaptım. Siyasette İl Genel Meclis Üyeliği yaptım.  Kadın- Erkek Eşitliği komisyonluğunu il genelde kurmuştum, başkanlığını da yaptım. Aile önemli diyoruz biz kadınlar ama kadını ailenin içine sıkıştırıp, kadının kadın olarak kimliğinin yok edilmesinin de karşısındayız.  Kadın olarak varız, sonrada o ailenin bireyiyiz. 

 

-Türkiye’de kadının yeri nerede?

-KA. DER olarak 8 Mart’lar da eşitlik karnesi diye bir karne yayınlıyoruz. Size bir örnek verim; profesörlerin yüzde 28 kadın ama rektörlüğe gelince yüzde 7 yaşanıyor. Kandının yeri bu. Tarlalarda, fabrikalarda, şu ara daha fazla gördüğümüz Pazar yerlerinde, her yerde kadınlar. Kadın istihdamda, iş’te yok deniyor asıl sayısal ve sosyal güvencisi olarak var olan işin içinde ne kadar var. Ama kadın her zaman iş yaşamında da var.

 

-Kadın cinayetleri son zamanlarda giderek artıyor. Bunda medyanın etkisi var mı?

-Kadın cinayetlerinde, medyayı göz ardı edecek durumda değiliz. Ne yazık ki kadın cinayetleri değil, katliamları diyecek boyuta geldik maalesef. Medya derken televizyonlarda yayınlanan dizilerde ki; şiddet, öfke, silahta işin içinde var maalesef. Bunlar en etkili olumsuz etkenler diye düşünüyorum.

 

-Haberlerin çok sık yapılması doğru mu?

 -Şiddete uğrayan kişi hep sesini çıkarsın, şiddete uğradığını ortaya koysun, duyursun anlamında sesimiz çıksın diyoruz. Yapılan şey şovmuş, yürüyüştür, harekettir netice anlamayan bir hareket haline gelince biraz olağanlaşmış gibi olması yönünde de zararlı olduğunu söyleyebilirim. Görünmemesi, söylenmemesi de yanlış.

 

-Ya yetkililerin söylemleri, etkisi ne derece?

 -En büyük etki. Soruna çözüm üretecekse yetkili, biz bu sorunu çözeceğiz iradesini ortaya koyması lazım. ‘Kadın erkek eşit değildir’ diyen yöneticiler ve maalesef din adamlarının çok ciddi açıklamaları var. Geçen yine Facebook’ta dolaşıyordu; ‘dayak cennetten çıkmadır’ diye bir söz, halk arasında da ağızda dolaşıyor ve şiddet uygulanması olumlu anlamına getiriliyor. O cümleyi şöyle de yorumlayabiliriz; dayak çok iyi olsaydı cennetten çıkmaz orada kalırdı.



 -Özgecan cinayeti Türkiye için bir milat oldu. Binlerce kişi cinayeti protesto etmek için sokaklara döküldü.  Ama yine de buna benzer Cansu Kaya cinayeti Muğla’da işlendi. Ve Cansu Kaya’nın katil zanlısı, Özgecan cinayetini protesto edenler arasındaydı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz, nasıl bir ruh yapısıdır bu?

 -O çok enteresan bir durum. Benimde o durumdan haberim oldu. Zaten cinayetleri işleyenlerin psikolojilerinin normal olduğunu zannetmiyorum. Çünkü iki olayda vahşet, birinde yakmaya kadar vardırılıyor, diğeri de boğup denize atılan bir olay. Yani şimdi bunlar normal bir insanın yapacağı işler değil.

 

-Peki, yasalar? Mesela ‘iyi hal indirimi’ diye bir yasa var. Sizce adil mi?

 -Başlı başına yanlış bir şey. İyi hal indirimi kadın cinayetlerinde kesinlikle olamaması gerekir. İyi hal indirimi ne demek! Sen yak, boğ, öldür her türlü vahşeti uygula sonra ‘iyi hal indirimi’ de, çıkar. Kesinlikle kabul etmiyorum. Şuanda da bütün kadın dernekleri kadına işlenen cinayette iyi hal indiriminin kullanılmamasından yana açıklamalarını yapıyor.

 

-Sosyal medya’da ‘Özgecan yasası’ diye bir akım başladı. Bilginiz var mı yasa ile ilgili.

 -Sizin az önce bahsettiğiniz iyi hal indirimi gibi veya verilen cezaların alt sınırından değil de üst sınırından uygulanması talebi yönünde. Şuanda da işte bir seçim geçirdik. Yeni meclisten beklentiler o yönde.

 

-Kadın cinayetlerinin önünü geçilebilir mi?

-Erdireceğiz iradesinin ortaya konması lazım.  Hani ‘Türk Lirasından altı sıfır atacağım’ dedi, uyguladı. Demek ki istenince oluyor. Bu da sonlandırılabilir. Sivil toplum da yaptığımız çalışmalarda yaşadığımız sıkıntılar bir sorunun çözümü için bütçeden para ayırmıyorsa sonuca ulaşma konusunda başarılı olmasında imkan yok. Bütçeden para ayrılmıyor, hiçbir birim için. Kadın statüsüne yükseltme birimi dendi, göstermelik. Pilot uygulama yapılır, sonuçta ne denmiş incelenir, hazırlanılır genele yayılır. Maalesef yok öyle bir şey. Sonra ŞÖNİM kurduk diye, kurulmuş, bir olay yaşadık. O da ortada ŞÖNİM şiddeti engelleyemiyor.

 

-Bir başka dikkat çeken olayda, neden kadın derneklerine sadece kadınlar üye, erkeklerde üye olarak bu eşitsizlik algısı kaldırılabilir, kadınlara destek olabilirler. Kadına yönelik şiddet, cinayet tamamen erkekler tarafından uygulanıyor. Bu tabi bütün erkekleri kapsıyor anlamında algılanması da hoş değil. Biz buradan çağrı yapalım erkeklere; kadınlara yönelik şiddet için sizde omuz verin.

 

-Meclis’te artık 98 tane kadın milletvekili var. Onlara çağrınız var mı?

-Kadınlarla ilgili çok ciddi çözüm bekleyen sorunlar var. Bu sorunlara çözüm üretecek kadın bakış açısı kadınlar olması lazım. Farklı siyasi partilerden de olsa ortak payda da buluşmalılar. Geçmişte Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığı vardı çevirdiler Aile ve Sosyal Bakanlığı oldu. Son 2002 yılı itibari ile durum ortada. Ve kesinlikle direk Kadın Bakanlığının kurulmasını istiyoruz.


Birde şöyle bir şey var yasa da; kadınlar, engelliler ve çocuklar korunmaya muhtaç varlıklar. Kime karşı korunmaya muhtaç, ne kadar koruyorsun sen onları? Bu kullanılmaması gereken bir cümle ve yasalar hiçbir yerinde yer almaması lazım. Bu ülkenin yarısı kadın yarısı erkek. Bu söylemler öncelikle dilimizden uzaklaştırmalıyız. Birde karşı çıktığım bir başka konu da; bu kadın cinayetleri bugüne hop diye boşuna gelmedi. En yetkili ağız ‘Dünya’da da var’ diye konuşmaya başlıyor. Eğer sen böyle dersen Türkiye’de de olması gereken gibi algılar toplum. Önce yetkili ağızların dilin düzeltmesi lazım.







Haber:
Raziye Erden
Mersin İmece
Son Güncelleme: 26.06.2015 12:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner262