“Ticarethane Mantığıyla Çalışıyor!”

Mersin Şehir Hastanesi’nin 1’nci yılını değerlendiren hekimler; şehir hastanelerinin uzak, yorucu, kaynakların verimsiz kullanıldığı, pahalı, sağlık işletmesinden ziyade ticari işletme mantığıyla çalışan kamu özel ortaklığı modeli olduğunu vurguladı.

“Ticarethane Mantığıyla Çalışıyor!”

Mersin Şehir Hastanesi’nin 1’nci yılını değerlendiren hekimler; şehir hastanelerinin uzak, yorucu, kaynakların verimsiz kullanıldığı, pahalı, sağlık işletmesinden ziyade ticari işletme mantığıyla çalışan kamu özel ortaklığı modeli olduğunu vurguladı.

05 Şubat 2018 Pazartesi 17:16
“Ticarethane Mantığıyla Çalışıyor!”

Mersin Şehir Hastanesi’nin 1. yılı Mersin Tabip Odası’nda gerçekleştirilen panelle değerlendirildi. Panele çok sayıda hekim ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Mersin, Adana, Gaziantep, Hatay ve Osmaniye Tabip Odaları Başkanları’nın konuşmacı olarak katıldığı panelde şehir hastanelerinin sağlık ortamına etkisi konuşuldu. Panelde kamu özel ortaklığı olan sistemin Birleşik Krallıktan ithal edildiği ancak ilerleyen zamanlarda İngiliz Sağlık Sistemi’ni çökerten bir sistem haline geldiğini vurgulayan hekimler, kamu-özel işbirliği ile yapılan hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi gerektiği belirtildi.

“SAĞLIĞA ERİŞİM EN BÜYÜK PROBLEM”

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan, Mersin Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu olarak 22 Kasım 2017- 10 Ocak 2018 tarihleri arasında yaşları 15-87 arasında olan 578 kişi ile yaptıkları çalışmadan elde ettikleri verileri kamuoyu ile paylaştı. Şehir hastanesinin kent merkezinden uzak bir alana kurulması coğrafik uzaklık nedeniyle sağlık kurumuna erişimi olumsuz etkileyen en önemli sorunların başında geldiğini belirten Uğurhan, “Bu sorun hem sağlık hizmeti alanlar hem de şehir hastanesinde görev yapan sağlık emekçileri açısından sağlık kurumuna erişimi ciddi olarak zorlaştırmaktadır. Bunun yanında, otobüs ve minibüs gibi toplu taşıma araçları ile hastane arasında bir bağlantının yeterli düzeyde olmaması yine fiziksel nedenlere bağlı olarak hastaneye erişimi olumsuz etkilemektedir. Öyle ki bazı bölgelerde iki ayrı ulaşım aracı kullanması hem zaman hem de ekonomik olarak halkı ve çalışanları olumsuz yönde etkilemektedir. Halkın kamu sağlık kurumlarına ulaşımlarının zorlaşması bireyleri zorunlu olarak özel sağlık hizmet kullanımına yönlendirebilir.

Özetle; şehrin coğrafi bütünlüğü, semtlerin, mahallerin nüfus yoğunluğu dikkate alınmadan şehre uzak kentin kuzeydoğu bölgesine kurulan şehir hastanesi sağlık hizmetlerine erişimini ve kullanımını olumsuz etkilemektedir. Örneğin Mezitli İlçesi ile MŞH arasındaki mesafe otoban aracılığıyla 27-30 km, şehir içinden ise 17-20 km'yi bulmaktadır. Sağlık çalışanı ve hizmet kullanımı için başvuran binlerce kişinin her gün gidiş dönüş 50-60 km yolculuk yapması kullanılan araçların olumsuz çevre etkilerini de çok artırıcı dolaylı bir olumsuz sonuçtur. Toplu taşıma ile bazı noktalardan yaklaşık iki saati bulan yolculuk süresi hasta, yaşlı, gebe, bebekler için bezdirici olmakta, toplu taşıma aracı içinde bayılmalar, sert tartışmaların yaşanması gibi trajik görüntülere neden olmakta,  bu durum bazen sağlık hizmetini almaktan vazgeçmeye, öfke, mutsuzluk gibi duyguların yaşanmasına neden olmaktadır. Çalışmamızda katılımcıların yüzde 80,9 u eğer kendilerine sorulmuş olsaydı mevcut iki devlet hastanesi kapatılmadan farklı yerlere yeni hastane yapılmasını tercih edeceklerini belirtmiştir” dedi.

“TUVALETLER VE KAFETERYA ÇOK BEĞENİLİYOR!”

Katılımcıların "çok iyi" yanıtını verdikleri ilk beş başlığın ise hastane bekleme alanları, koridorlar, randevu alma hizmetleri, tuvaletler, kafetarya gibi sosyal alanlar olduğunu aktaran Uğurhan, “Burada en beğenilen olarak öne çıkan konuların sağlık kurumlarında sunulan sağlık hizmeti ile doğrudan ilişkisi olmayan, destek hizmetler kapsamında yer alan başlıklar olduğu görülmektedir. Sağlık hizmet sunumu ile direk ilgili olmayan fiziksel şartların iyiliği, hastanenin fiziksel hacminin iriliği ile birleşince hastalarda büyük beklenti oluşmakta tedavisi daha özelleşmiş merkezlerde yapılması gereken bazı istisnai durumların da bu hastanede sonuçlandırılmasını beklemektedir” diye konuştu.

“GİZLİ BİR ÖZELLEŞTİRME YAPILIYOR”

Yoğun bakım yatak sayısı 220 olan Şehir Hastanesi'nin doluluk oranı en yüksek olan hastane olduğunu dile getiren Uğurhan şunları söyledi: “Ayrıca yoğun bakım hizmeti en pahalı hizmet kalemidir ve hastanelere en yoğun, para kazandıran birimlerdir. Bu durum sağlık kaynaklarının savurganca kullanılması anlamına gelmekte ve mecazi bir söylemle ‘hastalar yoğun bakımdan bir türlü çıkamamaktadır’. Kamuya ait 220 bin dönümlük bir arazinin üzerine,  özel sektörün inşa ettiği hastanede devlet kendi arazisinde 25 yıl kiracı olarak kalmak zorundadır. Hastanenin en çok gelir getirici birimleri olan görüntüleme, laboratuar, gibi 19 kalem hizmet şirket tarafından işletilmektedir. Bu nedenle mevcut durum gizli bir özelleştirmedir. Öncelikle sağlık hizmetleri ile ilgili birçok hizmetin özel sektöre devredilmesi, kamu sektörünün bu işleri yapma kapasitenin zamanla kaybolmasına neden olma riskini barındırmaktadır. Ekonomik ömrü neredeyse sözleşme, kira süresi sonunda tamamlanan tesiste, devir sonrası yapılacak olan bakım, onarım faaliyetlerinin çok ciddi bir yük getirmesi bir diğer sorun olarak yıllar sonra karşımıza çıkma riski vardır. Proje süresince sağlık teknolojisindeki ve bilimsel yaklaşımlardaki gelişimler sonrasında değişen ihtiyaçların nasıl karşılanacağı konusunda ki belirsizliklerde ayrı bir sorundur. Hastanenin kurulduğu bölgenin civarında sağlık hizmetleri ile ilişki yapıların (medikal, eczane, ecza deposu gibi) yeteri kadar olmaması da diğer bir sorun kaynağıdır.”

“HEKİMLER MUTSUZ VE YORGUN”

Hastanede yatak başına düşen kapalı alan 260 metrekare olması nedeniyle temizlik, enerji tüketimi, bakım onarım giderlerinin arttığını ve artan maliyetin bir süre sonra karşılanamayacak olması riskini doğurduğunu kaydeden Uğurhan, “Çalışanlar açısından ise devasa bir hastanede çalışmak zorunda kalmak zaman kayıplarına yol açmaktadır. Sağlık çalışanları mesafelerin uzun olmasından dolayı aynı işi yapmalarına rağmen eskiye göre daha çok yorulmaktadır. Bu durum, moral motivasyon eksikliğine, tükenmişliğe yol açmaktadır. Yardımcı sağlık personelinin sayısında yetersizlik, eskiden sekreter tarafından yapılan hizmetlerin artık hekim tarafından yapılıyor oluşu, sıkça yaşanan teknolojik sistemlerdeki olumsuzluklar nedeniyle oluşan hizmetteki aksamalar, hekimle hastayı karşı karşıya getirmekte bu da hekime ve diğer sağlık çalışanlarına şiddete dönüşmektedir. Hastanenin fiziksel konumu gereği sağlık çalışanları arasında iletişim azalmakta, mesleki dayanışma duyguları gelişememektedir. Mutsuz, yorgun, kadro tamamlamak amacıyla yetkin olunmayan alanlarda görevlendirilme sağlık personeli açısından dayanılmaz boyutlara ulaşmaktadır” ifadelerini kullandı.

Mersin Portal-Haber Merkezi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mersinli 2018-02-06 16:56:02

çok güzel ifade edilirken bir de tabip ve sağlık çalışanlarına deyıinilse ne iyi olurdu.Resmen toplama hastane olmuş hizmetiçi eğitimi yetersiz yeteneksiz çalışan sayısı çok fazla sunulan sağlık hizmeti yalnızca fiziki şart değil çalışanlarında mesleki donanımı çok önemli...Keşkeleri çok olan bir kurum MERSİN ŞEHİR HASTANESİ