Elektrik çarpması gibi bir hisle yer altı su kaynaklarının yerini tespit eden Dayıcık, bu eşsiz yeteneğiyle, tarım alanlarında su bulma işini adeta bir sanat haline getirmiş. Hem kendi ilçesinde hem de Türkiye’nin farklı köy ve kasabalarından gelen taleplerle, telefon aracılığıyla yer altı suyu bulan Dayıcık, geleneksel yöntemlerin ötesine geçiyor.
Hisleriyle Suyu Buluyor: 'Elektrik Çarpıyor' Dediği Hisle
Ali Dayıcık, su bulma yeteneğini 25 yıl önce keşfettiğini anlatıyor. Başlangıçta, tarla sulama amacıyla profesyonel yardım almasına rağmen su bulamayan Dayıcık, kendi yöntemlerini geliştirerek, suyu tespit etmeyi başarmış. Su kaynaklarının üstüne geldiğinde vücudunda elektrik çarpması benzeri bir his yaşadığını belirten Dayıcık, bu hisle suyun yerini rahatlıkla belirliyor.
Cep Telefonu İle Su Tespiti
Artık sadece kendi köyünde değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen taleplerle de su bulan Ali Dayıcık, telefonla yardım ettiği çiftçilere de su kaynağının bulunduğu yeri bildiriyor. Cep telefonu aracılığıyla yaptığı su tespitleriyle dikkat çeken Dayıcık, yalnızca yerin değil, suyun miktarı ve derinliği hakkında da net bilgi veriyor.
"Hiçbir malzeme kullanmıyorum", diyen Dayıcık, çoğu zaman değnek veya başka herhangi bir araç gereç kullanmadan, tamamen doğa ile olan hissel bağları sayesinde suyu bulduğunu söylüyor. Yine de, malzeme kullanmak durumunda kaldığında, suyun yerini tespit ettiği alanda elindeki malzeme yerinden fırlıyor.
Mahallelinin Görüşü: 'Allah Vergisi Bir Yeteneği Var'
Mahalle sakinlerinden Abdullah Dal, Dayıcık’ın su bulma yeteneğinin bir "Allah vergisi" olduğunu ifade ediyor: "Ali ağabeyimiz yöremizin insanı. Su ihtiyacı olanlar Ali ağabeyimizi arayıp buluyorlar. Araziye gitmeden de bakıp bulabiliyor. Suyun üzerine geldiğinde bir hareketler oluyor. Allah vergisi. Ali ağabeyimiz suya ihtiyacı olanlara yardımcı oluyor."
Bir Yeteneğin Ardındaki Hikaye
Ali Dayıcık’ın yer altı suyu bulma yeteneği, sadece onun değil, çeşitli bölgelerdeki çiftçilerin de hayatını kurtarıyor. Bu mucizevi yetenek, sadece bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda geleneksel yöntemlere duyulan ihtiyacı da gözler önüne seriyor. Ali Dayıcık’ın gösterdiği bu örnek, geleneksel bilgi ve doğa ile olan bağın teknolojik gelişmelere karşı nasıl güçlenebileceğini ve günümüzde nasıl hala değerli olduğunu gözler önüne seriyor.