MERSİN

Arslanköy ayağa kalktı: “Ya şimdi ya hiç” diyerek madene karşı ses yükselttiler

Mersin’in demokrasi direnişiyle hafızalara kazınan Arslanköy’ünde bu kez çevre mücadelesi büyüyor. Köylüler ve çevreciler, boksit maden sahasının genişletilmesine karşı bir araya gelerek su, hava, tarım ve yaşam alanlarının tehlike altında olduğunu savundu.

Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy Mahallesi, bu kez doğasını ve yaşam alanlarını korumak için ses yükseltti. Bölgede faaliyet gösteren boksit maden sahasının büyütülmek istenmesine karşı köylüler, çevreciler ve çeşitli sivil oluşumlar bir araya gelerek projeye tepki gösterdi. Arslanköy’de yapılan buluşmada en güçlü mesaj ise netti: “Ya şimdi, ya hiç bir zaman.”


İddiaya göre mevcut 23,77 hektarlık maden sahasının çok daha geniş bir alana yayılması planlanıyor. Yöre halkı ise bu girişimin yalnızca bir ruhsat genişlemesi olmadığını, bölgenin ekolojik dengesi, su kaynakları ve tarımsal geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu dile getiriyor. Köylüler, özellikle yayla yaşamının, hayvancılığın ve doğal kaynakların bu süreçten doğrudan etkileneceğini savunuyor.


Arslanköy’de düzenlenen eylemde taşınan pankartlar ve yapılan açıklamalar, tepkilerin boyutunu gözler önüne serdi. “Havamızı, suyumuzu, gıdamızı zehirleyecek boksit madenini istemiyoruz” sözleriyle itirazlarını dile getiren yurttaşlar, projenin iptal edilmesini istedi. Açıklamalarda, ÇED süreciyle ilgili itirazların sürdüğü ve yalnızca Arslanköy değil çevredeki köy ve mahallelerin de projeye karşı çıktığı vurgulandı.


Çevre platformları adına yapılan açıklamada, boksit madeni faaliyetlerinin insan sağlığı ve doğa üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceği öne sürüldü. Özellikle sahada yapılacak patlatmalar, oluşacak toz bulutları, su kaynaklarının zarar görmesi ve bazı kimyasal maddelerin çevreye karışma ihtimali üzerinden uyarılar yapıldı. Bölge halkı, bu faaliyetlerin sadece bugünü değil gelecek kuşakları da etkileyecek bir risk oluşturduğunu savunuyor.


Tepkilerin merkezindeki başlıklardan biri de ulaşım ve trafik yükü oldu. Açıklamalarda, halihazırda dar ve riskli olduğu belirtilen yol güzergahının ek maden trafiğini taşıyamayacağı, ağır tonajlı araçların bölgede hem güvenlik hem de yaşam kalitesi açısından yeni sorunlar doğuracağı ifade edildi. Bu nedenle Karayolları ve ilgili kurumlara da çağrıda bulunuldu.


Öte yandan eylemde şirketin ortaklık yapısına ilişkin şeffaflık talebi de öne çıktı. Çevreciler ve yurttaşlar, projeyi yürüten firmaların yapısının kamuoyuna açık biçimde paylaşılması gerektiğini savunurken, yetkilileri bu konuda daha net bilgi vermeye davet etti. Böylece tepki sadece çevresel kaygılarla sınırlı kalmadı; süreçte şeffaflık ve kamu yararı tartışması da gündeme taşındı.