DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’nda görüşülen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi kapsamında söz alarak sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ekmen, yürütülen sürecin doğru bir çerçevede ele alınması gerektiğini belirterek, farklı siyasi görüşlerden gelen eleştirilerin sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşıdığını ifade etti.
“Bu, genel demokratikleşme süreci değil”
Ekmen, sürecin Türkiye’nin genel demokratikleşme süreci olarak tanımlanmasının doğru olmadığını savundu.
Mevcut girişimin temel amacının PKK terör örgütünün görüşmeler yoluyla silahsızlandırılması olduğunu belirten Ekmen, konunun geçmişteki benzer girişimlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Dünyadaki örneklerin yanı sıra Türkiye’de de geçmiş dönemlerde çeşitli görüşme ve silahsızlandırma süreçlerinin yaşandığını hatırlatan Ekmen, bu girişimlerin tamamlanamamasının ülke açısından ağır sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
“Keşkenin maliyeti en az 40 bin can kaybı”
Konuşmasında 1993 ve 2013 yıllarındaki süreçlere atıfta bulunan Ekmen, geçmişte yaşanan başarısızlıkların bedelinin çok ağır olduğunu söyledi.
Ekmen, “Keşkenin maliyeti en az 40 bin can kaybı” ifadelerini kullanarak, bugün yürütülen sürecin de ileride yeni bir pişmanlıkla anılmaması gerektiğini vurguladı.
Mersin Milletvekili Ekmen, mevcut sürecin kalıcı ve sonuç alıcı şekilde tamamlanmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
“Kamu düzeninden taviz verilmemeli”
Ekmen’in dikkat çektiği başlıklardan biri de kamu düzeni oldu.
Sürecin ilerletilmesi sırasında kamu düzeninden taviz verilmemesi gerektiğini savunan Ekmen, Kürtler adına herhangi bir liderlik veya temsiliyet makamının oluşturulmaması gerektiğini ifade etti.
Ekmen ayrıca, Türkiye’nin iç cephesinin güçlendirilmesinin yalnızca silahlı bir örgütün silahsızlandırılmasıyla sınırlı tutulamayacağını söyledi.
Hukuk devleti, demokratikleşme ve yargı kararlarının uygulanması konusunda da somut adımlar atılması gerektiğini savunan Ekmen, sürecin toplumsal ve hukuki boyutlarının birlikte ele alınmasını istedi.
Kanun teklifine “katılım” eleştirisi
Ekmen, kanun teklifinin hazırlanması aşamasında TBMM'deki tüm siyasi grupların yeterince sürece dahil edilmemesini de eleştirdi.
Komisyon görüşmelerinin bu açıdan önemli bir fırsat olduğunu belirten Ekmen, muhalefet tarafından getirilecek önerilerin dikkate alınmasının teklifin daha geniş bir toplumsal ve siyasi zemine oturmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Teklif üzerinde yapılacak değişikliklerin sürecin katılımcı niteliğini güçlendirebileceğini belirten Ekmen, Meclis'teki müzakerelerin etkili biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“Toplumsal uyum boyutu eksik”
Ekmen, kanun teklifinde toplumsal uyum ve entegrasyona ilişkin yeterli düzenleme bulunmadığını da savundu.
Sürecin başarıya ulaşması için örgüt üyelerinin illegaliteden legaliteye geçişinin yanı sıra topluma yeniden uyum sağlayabilmesine yönelik mekanizmaların da oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Ekmen ayrıca, yazılı başvuru şartının bazı kişilerin beraat ve aklanma hakları bakımından sorun oluşturabileceğini öne sürerek, bu hükmün yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“Hiçbir değişiklik yapılmadan kabul edilmesi haksızlık olur”
Konuşmasının sonunda Adalet Komisyonu üyelerine çağrıda bulunan Ekmen, kanun teklifinin mevcut haliyle ve hiçbir değişiklik yapılmadan kabul edilmesinin doğru olmayacağını söyledi.
Muhalefetten ve toplumun farklı kesimlerinden gelen önerilerin dikkate alınması gerektiğini belirten Ekmen, teklifin yapılacak değerlendirmeler ve değişikliklerin ardından Genel Kurul’a gönderilmesini istedi.
Ekmen’in konuşmasının merkezindeki mesaj ise net oldu: Türkiye’nin geçmişte yaşadığı ağır tecrübelerin yeniden yaşanmaması ve yürütülen sürecin gelecekte yeni bir “keşke” olarak hatırlanmaması.




