Yatırım fonlarında yaşanan likidite sıkışıklığı ve bazı fonların tasfiye sürecine alınması siyasetin de gündemine taşındı.
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi hazırladığını belirterek, kamu otoritelerinin riskleri hangi tarihte tespit ettiğinin ve yatırımcıların olası zararlarının nasıl karşılanacağının açıklanmasını istedi.
Kış’ın açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri, SPK’nın bazı fonlardaki olağandışı işlemleri 2025’in son çeyreğinde gözlemlediğini kamuoyuna açıklamış olması oldu.
SPK: Sorun 2025’in son çeyreğinde gözlemlendi
Sermaye Piyasası Kurulu, 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, bazı portföy yönetim şirketlerine ait fonların fiili dolaşım oranı düşük hisselerde şirketlerin ekonomik gerçekliğiyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun 2025 yılının son çeyreğinde gözlemlendiğini bildirdi.
Konu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında 2 Aralık 2025’te gerçekleştirilen Finansal İstikrar Komitesi toplantısında ele alındı. SPK bünyesinde de 3 Aralık 2025’te çalışma grubu oluşturuldu.
Kış, bu tarihlerden hareketle kamu otoritelerinin sorundan aylar önce haberdar olduğunu savunarak, kapsamlı düzenlemenin neden daha erken devreye alınmadığının açıklanmasını istedi.
Ancak dokuz ay boyunca hiçbir işlem yapılmadı demek doğru değil
Resmi SPK kronolojisi, Aralık 2025 ile Ağustos 2026 arasında çeşitli ara tedbirlerin de alındığını gösteriyor.
SPK, 18 Aralık 2025’te nitelikli yatırımcı için gerekli finansal varlık eşiğini 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye çıkardı. Ocak ve Şubat 2026’da hazırlanan rehber taslağı ilgili kurumlar ve sektör temsilcileriyle görüşüldü.
TEFAS’ın takas yapısına ilişkin yeni uygulama esasları Haziran ayında onaylandı ve 20 Temmuz 2026’da uygulamaya girdi. Ayrıca bazı fonların portföylerindeki belirli varlıkların değerleme yöntemlerine ilişkin yeni düzenleme de temmuz sonunda yürürlüğe alındı.
Kapsamlı Yatırım Fonları Rehberi ise 28 Ağustos 2026’da kamuoyuna açıklandı.
Bu nedenle tartışmanın merkezinde “hiç müdahale edilmedi” iddiasından çok, alınan tedbirlerin zamanlaması ve yeterliliği bulunuyor.
Kış: “Bu dönemde fonlara kaç kişi girdi?”
Gülcan Kış’ın ilk soru başlığı, 2 Aralık 2025 ile 28 Ağustos 2026 arasındaki döneme yoğunlaşıyor.
Kış, bu süreçte riskli olduğu değerlendirilen fonların toplam büyüklüğünün ne kadar arttığının, fonlara kaç yeni yatırımcının girdiğinin ve ne kadar yeni para yatırıldığının açıklanmasını istedi.
Kış, kamu kurumlarının riskleri bildiği dönemde sisteme giren yatırımcıların durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
İkinci başlık: Denetim mekanizmaları
Kış’ın ikinci soru grubunda SPK, Borsa İstanbul, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu, BDDK ve MASAK’ın gözetim ve denetim süreçleri yer aldı.
Milletvekili, olağandışı fiyat ve işlem hareketlerinin hangi tarihlerde tespit edildiğini, Borsa İstanbul’un gözetim sistemlerinin ne zaman alarm ürettiğini ve bu bilgilerin SPK’ya hangi tarihte iletildiğini sordu.
SPK’nın resmi açıklamasında da 28 Ağustos düzenlemesinin amaçlarından birinin fonlar üzerinden manipülasyon imkanının sınırlandırılması ve şeffaflığın artırılması olduğu belirtiliyor.
Hazine: Sorun sınırlı ve yönetilebilir
Hazine ve Maliye Bakanlığı ise 17 Eylül’de yaptığı açıklamada sorunun sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketine ait bazı fonlardaki kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını bildirdi.
Bakanlık, Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının genel işleyişinde yapısal bir risk bulunmadığını, sorunun belirli bir bölümde yoğunlaştığını ve “geçici ve yönetilebilir” olduğunu açıkladı.
Finansal İstikrar Komitesi ayrıca likidite sıkışıklığının giderilmesi ve sorunun diğer piyasa kesimlerine yayılmasının önlenmesine yönelik tedbirlerin uygulanacağını duyurdu.
Tasfiye süresi 3 aydan 6 aya çıkarıldı
Fon yatırımcılarını doğrudan ilgilendiren son gelişme ise tasfiye süresinde yaşandı.
SPK’nın 20 Eylül tarihli kararıyla, daha önce belirlenen 3 aylık azami süre 6 aya çıkarıldı. Kurul, bu değişikliğin tasfiye kapsamındaki varlıkların piyasa koşulları dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun şartlarda satılabilmesi için yapıldığını açıkladı.
SPK ayrıca 6 aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini, koşullar uygun olursa işlemlerin daha erken tamamlanabileceğini belirtti.
“Yatırımcının zararı nasıl karşılanacak?”
Gülcan Kış’ın üçüncü soru grubunda ise doğrudan tasfiye kapsamındaki yatırımcılar yer alıyor.
Kış; kaç fonun tasfiyeye tabi olduğunu, bu fonların toplam portföy büyüklüğünü, gerçek kişi yatırımcı sayısını ve yatırımcıların toplam alacak miktarını Bakan Şimşek’e sorduğunu açıkladı.
Katılma paylarını satmak istemesine rağmen parasına ulaşamayan yatırımcıların sayısının da açıklanmasını isteyen Kış, tasfiye sonucunda ana para kaybı oluşması halinde zararın hangi mekanizma üzerinden karşılanacağının netleştirilmesini istedi.
Kritik tartışma: Zamanlama ve sorumluluk
Resmi açıklamalar, kamu otoritelerinin bazı fonlarda olağandışı hareketleri 2025’in son çeyreğinde tespit ettiğini, ardından Aralık 2025’ten itibaren farklı düzenlemeler üzerinde çalışmaya başladığını ortaya koyuyor.
Gülcan Kış ise bu tedbirlerin yatırımcıları korumak için yeterince erken ve etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasını istiyor.
Bu nedenle tartışmanın bundan sonraki aşamasında iki veri önem kazanacak:
2025 sonundan Ağustos 2026’ya kadar söz konusu fonlara kaç yeni yatırımcı ve ne kadar yeni para girdiği ile tasfiye sürecinin yatırımcıların ana parası üzerinde ne ölçüde kayıp oluşturacağı.
Bu rakamların kamuoyuna açıklanması, fon piyasasında yaşanan sürecin gerçek mali boyutunun görülmesini sağlayacak.