GÜNDEM

Mersin Barosu’ndan Alarm Veren Çağrı: “Kadınların Yaşam Hakkı Tehdit Altında”

Mersin Barosu, yalnızca mart ayında kentte 4 kadının yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek kadına yönelik şiddete karşı acil ve etkili önlemler alınmasını istedi. Baro, kadınların yaşam hakkını koruyan mekanizmaların işletilmemesi halinde şiddet sarmalının büyüyerek süreceği uyarısında bulundu.

Mersin Barosu, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, artan olayların toplumda derin bir yara açtığını belirterek yetkililere acil önlem çağrısında bulundu. Baro, yalnızca mart ayında Mersin’de 4 kadının yaşamdan koparıldığını vurgulayarak, kadınların yaşam hakkının ciddi tehdit altında olduğuna dikkat çekti.

Yapılan yazılı açıklamada, Mersin’de kısa süre içinde yaşanan ölümlerin tesadüf ya da münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi. Açıklamada, Songül Aktekin’in boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından, Şükran Cengiz’in iki grup arasındaki silahlı çatışmada, Nur Almuhammet’in silahlı saldırı ortamında evine girmeye çalışırken, Shaimas Abdi’nin ise evinde eşi tarafından bıçaklanarak yaşamını yitirdiği belirtildi.

Mersin Barosu, ortaya çıkan bu tablonun yalnızca kente özgü olmadığını, Türkiye’nin birçok noktasında kadınların her gün benzer tehditlerle karşı karşıya kaldığını kaydetti. Açıklamada, kadın cinayetlerinin önlenebilir olduğuna dikkat çekilerek, gerekli koruyucu ve önleyici mekanizmaların etkin şekilde işletilmemesinin bu ağır tabloyu büyüttüğü vurgulandı.

Baro, cezasızlık politikalarının ve yetersiz koruma tedbirlerinin kadınlara yönelik şiddeti daha da görünür hale getirdiğini belirtti. Kadın cinayetlerinin toplumsal ve hukuki boyutuna işaret edilen açıklamada, bir ülkedeki hukuk sisteminin etkinliğinin, kadınların yaşam hakkını ne ölçüde koruyabildiğiyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi.

Mersin Barosu ve Baro Kadın Hakları Merkezi, kadınların yaşam hakkını savunmaya devam edeceklerini belirterek, faillerin adalet önünde hesap vermesi ve en ağır cezaları alması için tüm hukuki süreçlerin takipçisi olacaklarını duyurdu.

Yapılan çağrıda, kadınların güvenli yaşam hakkını koruyacak somut, kalıcı ve etkili adımların atılmaması halinde şiddet sarmalının sona ermeyeceği vurgulandı. Açıklama, kadın cinayetlerinin yalnızca adli değil, aynı zamanda toplumsal bir mücadele alanı olduğuna dikkat çeken güçlü bir mesaj olarak öne çıktı.