Mersin Çevre Platformu, plastik atık ithalatının çevresel, ekonomik ve halk sağlığı açısından sonuçlarının kamuoyuna açıklanması amacıyla “Denizine Sahip Çık, CİMER’e Yaz” adıyla kampanya başlattı.
Platform, başta Mersin, Adana, Antalya ve Muğla olmak üzere deniz ve kıyı kirliliği konusunda kaygı duyan yurttaşları hazırlanan metni Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne göndermeye çağırdı.
Kampanyanın hedefi merkezi atık politikası
Platform, CİMER başvurusunun yerel atıksu arıtma hizmetleriyle ilgili olmadığını özellikle belirtti.
Başvuruda asıl konunun Türkiye’nin plastik atık ithalat politikası ve bu politikanın çevre, ekonomi ve halk sağlığı üzerindeki sonuçları olduğu ifade edilerek, taleplerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili merkezi kurumlar tarafından yanıtlanması istendi.
Çin sonrası değişen atık ticareti soruldu
CİMER metninde, Çin’in plastik atık ithalatını kısıtlamasının ardından uluslararası atık ticaretinde yaşanan değişim de gündeme getirildi.
OECD, Çin’in 2017’de uyguladığı “National Sword” politikasının plastik atık ticaretinde büyük bir yön değişikliğine yol açtığını belirtiyor. Eurostat verileri de AB’den çıkan plastik atıkların sonraki yıllarda Türkiye dahil başka ülkelere yöneldiğini gösteriyor.
Mersin Çevre Platformu, bu süreçte Türkiye’nin plastik atık ithalatının çevresel ve sağlık etkilerine yönelik hangi değerlendirmeleri yaptığını sordu.
Mikroplastik ve çevresel riskler gündemde
Başvuruda, ithal edilen plastiklerin taşınması, ayrıştırılması, parçalanması, yıkanması, geri dönüştürülmesi ve bertaraf edilmesi sırasında oluşabilecek; mikroplastik, hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği ve halk sağlığı risklerine ilişkin kapsamlı etki analizleri bulunup bulunmadığının açıklanması talep edildi.
Mersin Körfezi’nde mikroplastik kirliliğine ilişkin daha önce bilimsel çalışmalar da yapıldı. Bir araştırmada Mersin ve İskenderun körfezlerindeki mikro ve mezoplastik düzeyleri incelenirken, başka bir çalışmada Mersin Körfezi’ne deşarj yapan üç atıksu arıtma tesisinden denize ulaşan mikroplastikler araştırıldı. Bu çalışmalar kirliliğin varlığını ortaya koyuyor; ancak tek başına ithal plastik atıkların bu kirlilikteki payını göstermiyor.
Adana’daki tesis yoğunluğu için kümülatif etki sorusu
Kampanyada Adana’daki plastik geri dönüşüm ve işleme tesislerinin yoğunluğu da ayrı bir başlık olarak ele alındı.
Platform, bölgede bulunan tesislerin birlikte oluşturduğu çevresel yükün hesaplanıp hesaplanmadığını ve bölgenin çevresel taşıma kapasitesine ilişkin kümülatif bir değerlendirme yapılıp yapılmadığını sordu.
Daha önce Adana’daki bazı yasa dışı plastik atık döküm alanlarında çevresel kirleticilere ilişkin sivil toplum kaynaklı araştırmalar da yayımlandı. Ancak bunların tüm tesisleri veya bütün ithalat sistemini temsil ettiği sonucuna varmak mümkün değil.
Kıyılardaki mikroplastiğin kaynağı araştırıldı mı?
Mersin Çevre Platformu, Adana, Mersin, Antalya ve Muğla kıyılarında tespit edilen mikroplastiklerin hangi kaynaklardan geldiğinin de açıklanmasını istedi.
Başvuruda; plastik üretimi, geri dönüşüm tesisleri, ithal plastik atıkların işlenmesi, evsel ve endüstriyel kaynaklar arasındaki payların bilimsel bir kaynak analiziyle ortaya konulup konulmadığı soruldu.
Platformun bu talebi, mikroplastik kirliliği ile ithal atıklar arasında doğrudan nedensellik bulunduğu iddiasından ziyade, kaynakların bilimsel olarak ayrıştırılması talebine dayanıyor.
“Ekonomik fayda ile çevresel maliyet karşılaştırıldı mı?”
Başvurudaki bir diğer önemli soru ise plastik atık ticaretinin ekonomik bilançosuna ilişkin.
Platform, plastik atık ithalatı ve geri dönüşüm faaliyetlerinden sağlanan ekonomik kazancın; kıyı temizliği,ekosistem kaybı, turizm, balıkçılık ve su ürünleri, tarım ve halk sağlığı maliyetleriyle karşılaştırıldığı kısa, orta ve uzun vadeli bir sosyal fayda-maliyet analizi bulunup bulunmadığını sordu. İthalatın tamamen durdurulması talep edildi
Mersin Çevre Platformu, kampanyanın sonuç bölümünde plastik atık ithalatının tamamen durdurulmasını talep etti.
Platform ayrıca Adana’da yoğunlaşan geri dönüşüm ve plastik işleme tesislerinin bölgenin taşıma kapasitesi açısından yeniden değerlendirilmesini ve çevresel maliyetlerin “kirleten öder” ilkesi doğrultusunda kamuya yüklenmemesini istedi.
Bu talepler Mersin Çevre Platformu’nun görüş ve politika önerilerini yansıtıyor.
Hazırlanan çalışmaların açıklanması istendi
Platform son olarak kamu kurumlarında daha önce hazırlanmış; çevresel risk analizleri, kümülatif etki değerlendirmeleri, mikroplastik araştırmaları ve ekonomik fayda-maliyet çalışmalarının adlarının, tarihlerinin, hazırlayan kurumların ve erişim bilgilerinin kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.
Bu çalışmaların bulunmaması halinde ise mevcut plastik atık ithalat politikasının hangi bilimsel ve ekonomik değerlendirmelere dayanılarak sürdürüldüğünün açıklanması istendi.