Kentlerin geleceği artık yalnızca yeni binalar, yollar ve meydanlar üzerinden konuşulmuyor. Su kaynaklarının azalması, artan sıcaklıklar, kuraklık ve ekstrem hava olayları şehirlerin nasıl tasarlanacağı sorusunu da yeniden gündeme getiriyor.
Mersin’de başlayan 16. PMOGenç Yaz Kampı, tam da bu soruların peşine düşüyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen kamp kapsamında Türkiye’nin farklı üniversitelerinden genç peyzaj mimarları, Müftü Deresi Vadisi üzerinde çalışacak. Öğrenciler 10 gün boyunca gerçek bir kent alanını inceleyerek, iklim değişikliğinin oluşturduğu baskılara karşı doğa temelli ve sürdürülebilir çözümler geliştirecek.
Masada yalnızca peyzaj değil, kentin geleceği var
Kampın açılışında Mersin Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, Etüt ve Projeler Dairesi Başkanı Kutlu Sezer, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Özay Yerlikaya, Genel Sekreter Nihan Yegin Yarayan ve Çukurova Üniversitesi’nden Dr. Mehmet Ali Derse bir araya geldi.
Açılış konuşmalarında ortak başlık ise dikkat çekiciydi: İklim krizine rağmen kentleri yaşanabilir tutabilmek.
Şahutoğlu, Mersin’in denizi, akarsuları, tarım alanları ve farklı ekolojik özellikleriyle özel bir kent olduğunu belirtirken, aynı zamanda kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskıyı yoğun biçimde hisseden şehirlerden biri olduğuna dikkat çekti.
“Geleceğin Mersin’ine gençlerin bakış açısıyla bakmak için” bir araya geldiklerini belirten Şahutoğlu, kamp kapsamında ortaya çıkacak fikirlerin yalnızca 10 günlük bir çalışma olarak kalmamasını, gençlerin projelerinin kentin geleceğine ışık tutmasını istediklerini ifade etti.
Müftü Deresi genç tasarımcıların laboratuvarına dönüşecek
Kampın çalışma alanı olarak Müftü Deresi Vadisi’nin seçilmesi ise etkinliğin en dikkat çekici noktalarından biri.
Çünkü burada genç peyzaj mimarları yalnızca teorik bir proje üretmeyecek. Gerçek bir alanı, gerçek sorunları ve kentin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirecek.
PMO Genel Sekreteri Nihan Yegin Yarayan, kamp modelini dört kavramla özetledi:
“Gerçek bir alan, gerçek bir sorun, farklı bakışlar ve ortak bir üretim.”
Bu yaklaşım, öğrencilerin üniversitede öğrendikleri bilgileri doğrudan kent ölçeğinde sınamalarına da imkân sağlayacak.
“Su ile nasıl yaşayacağız?”
PMO Genel Başkanı Özay Yerlikaya ise tartışmanın yalnızca suyun verimli kullanılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti.
Yerlikaya’ya göre asıl mesele, kentlerin suyla birlikte nasıl yaşayacağının ve iklim değişikliğine dirençli yaşam alanlarının nasıl oluşturulacağının ortaya konulması.
Bu yaklaşım, özellikle Mersin gibi sıcaklık ve su kaynakları üzerindeki baskının giderek daha fazla hissedildiği kentlerde peyzaj tasarımının rolünü yeniden öne çıkarıyor.
Peyzaj mimarlığının rolü değişiyor
Çukurova Üniversitesi’nden Dr. Mehmet Ali Derse de peyzaj mimarlarının yalnızca estetik düzenleme yapan uzmanlar olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Aşırı sıcaklık, yoğun yağış ve diğer ekstrem iklim olaylarının kentlerde daha belirgin hale geldiğini belirten Derse, peyzaj mimarlarının bu sistemlerin kurgulanmasında daha merkezi bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Bu bakış açısı, geleceğin kentlerinde yeşil alanların yalnızca “güzel görünen” bölgeler değil; suyu yöneten, sıcaklığı azaltan, ekolojik dengeyi destekleyen ve kenti iklim krizine karşı güçlendiren altyapılar olarak ele alınmasını gündeme getiriyor.
Gençlerden Mersin’e farklı bakış
Kampa Türkiye'nin farklı kentlerinden katılan öğrenciler de ortak üretimin kendileri açısından önemli bir deneyim olduğunu belirtiyor.
Kırklareli Üniversitesi öğrencisi Emine Yosun Doğan, farklı üniversitelerden gelen öğrencilerin farklı uzmanlık ve bakış açılarına sahip olmasının kampı zenginleştireceğini ifade etti.
Ege Üniversitesi öğrencisi Ece Nur Turan ise Müftü Deresi'ne ilişkin hazırlanan sunumun kendilerini motive ettiğini belirterek, projenin uzun vadede Mersin için sürdürülebilir ve yenilikçi bir katkı sağlayabileceğini düşündüğünü söyledi.
Çanakkale Üniversitesi öğrencisi Elif Güven de Mersin Büyükşehir Belediyesi ve PMOGenç tarafından sağlanan çalışma imkânlarının kendileri için önemli olduğunu dile getirdi.
Mersin’de yeni bir kent fikri şekilleniyor
10 gün sürecek kampın sonunda ortaya çıkacak çalışmalar, yalnızca genç peyzaj mimarlarının mesleki deneyimine katkı sunmayacak.
Müftü Deresi Vadisi üzerinden yürütülecek ortak üretim süreci, Mersin’in gelecekte iklim krizine, kuraklığa ve su baskısına karşı nasıl daha dirençli hale gelebileceği konusunda yeni fikirlerin de ortaya çıkmasını sağlayacak.
Mersin’deki kampın en güçlü mesajı ise belki de burada yatıyor:
Geleceğin kentleri yalnızca betonla değil; suyu, toprağı, yeşili ve insanı birlikte düşünen tasarımlarla kurulacak.




