Yenişehir’de tiyatro sezonu “Albay Kuş” ile açılıyor! Perde yeniden aralanıyor
Yenişehir’de tiyatro sezonu “Albay Kuş” ile açılıyor! Perde yeniden aralanıyor
İçeriği Görüntüle

Mersin’in geçmişine ışık tutan dikkat çekici bir söyleşide, kentin büyüme hikâyesi bu kez posta ve telgraf hatları üzerinden yeniden okundu. Mersin Kent Belleği Ofisi’nde gerçekleştirilen buluşmada konuşan Aydın Sevim, şehrin tarihsel dönüşümünü belgeler, haritalar ve haberleşme kayıtları üzerinden anlatarak katılımcıları adeta zamanda yolculuğa çıkardı.

Sevim’in aktardığına göre Mersin, 17. yüzyılda Evliya Çelebi’nin notlarında adı geçen küçük bir yerleşimken, 19. yüzyılda haritalarda daha görünür hale gelmeye başladı. 1840’lardan itibaren köyden nahiyeye, kazadan sancak düzeyine uzanan idari gelişim, Mersin’in kısa sürede büyüyen bir merkez haline geldiğini gösterdi.

Bu dönüşümde en kritik eşiklerden biri ise haberleşme altyapısının kurulması oldu. 1868’de telgraf hattının devreye girmesi, 1870’te ilk postanenin açılması ve 1873’te Posta ve Telgraf İdaresi’nin oluşturulmasıyla birlikte Mersin, kurumsal iletişim ağına kavuştu. Böylece şehir yalnızca bölgesel değil, uluslararası ölçekte de daha görünür bir merkez olmaya başladı.

Osmanlı döneminde Avusturya, Rusya ve Mısır gibi yabancı posta teşkilatlarının da Mersin’de faaliyet göstermesi, kentin dış dünyayla kurduğu güçlü bağlantının en dikkat çekici göstergeleri arasında yer aldı. Bu gelişme, Mersin’in liman kenti kimliğini güçlendiren en önemli unsurlardan biri olarak değerlendirildi.

Söyleşide, deniz ticaretinin ve ulaşım ağlarının haberleşme üzerindeki etkisi de öne çıktı. Fransız Messageries Maritimes gibi şirketlerin gemi postacılığı yapması sayesinde, kara ulaşımındaki aksaklıkların büyük ölçüde aşıldığı ifade edildi. Demiryollarının devreye girmesiyle birlikte posta taşımacılığının trenlere kayması ise Mersin’in modernleşme sürecinde yeni bir aşama olarak anlatıldı.

İşgal yıllarında haberleşmenin yalnızca teknik bir hizmet değil, aynı zamanda stratejik bir güç haline geldiğine dikkat çeken Sevim, Fransızların posta ve telgraf sistemlerini kontrol etmeye çalıştığını, Kuvayı Milliye’nin ise iletişim hatlarını ele geçirerek önemli bir avantaj sağladığını anlattı. Bu dönemde telgrafın, direnişin görünmeyen ama en etkili silahlarından biri olduğu vurgulandı.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte posta ve telgraf sisteminde yeni bir yapılanmaya gidildiğini belirten Sevim, Lozan sonrası hizmetlerin milli yönetime devredildiğini ve haberleşme ağının kırsal alanlara kadar genişletildiğini söyledi. 1920’lerde yeniden kurulan Mersin Postanesi ile kentin iletişim altyapısının daha da güçlendiğini ifade etti.

Söyleşinin en dikkat çekici başlıklarından biri de “Adana pulları” oldu. Aydın Sevim, bu pulların yalnızca bir posta aracı değil, aynı zamanda Çukurova’nın kurtuluş sürecinin simgesel belgeleri olduğunu söyledi. 1921 yılında basılan bu pulların, Türkiye’nin geçiş dönemini yansıtan önemli tarihsel işaretler taşıdığını vurguladı.

Mersin Kent Belleği Ofisi’nde yapılan bu özel söyleşi, posta tarihinin sadece mektuplar ve telgraflardan ibaret olmadığını; aynı zamanda bir kentin kimliğini, hafızasını ve siyasal dönüşümünü anlamak için güçlü bir pencere sunduğunu bir kez daha ortaya koydu.