Mert Nobre ve eşi Priscila ile Macit Özcan Spor Tesisleri’nde bir araya geldik. Sohbet sırasında eşi ve oğlu ile samimi açıklamalar yapan Nobre ile röportajdan ayrıntılar…

 





Mert Nobre Kimdir?

- 1 Kasım 1980’de Brezilya’da doğdum. Ben tam bir aile erkeğiyim. (aslında bu soruya benim yerime eşim cevap versin diyor gülerek). Söz Priscila NOBRE’de: Nobre çok nazik bir insandır, çok iyi bir baba, çok dürüst bir erkek, evine bağlı, çok güçlü bir karakter, benim aşkım ve benim hayatımdır.

 


Futbolcu olmaya nasıl karar verdiniz?

- Futbol oynamaya çocuk yaşta başladım. Ben futbol oynamayı çok seviyordum. Topa benzeyen her şeye tekme atıyordum. Yolda önüme ne çıkarsa onu futbol topu gibi düşünüp oynuyordum. Bu bir şişe olabilir, taş olabilir, her şey olabilirdi. Babam o zamanlar söylüyordu benim ilerde bir futbolcu olacağımı. Böyle böyle başladı, daha sonra profesyonel olarak oynamaya başladım ve bu günlere geldik.

 


Futbol kariyeriniz nasıl başladı ve devam etti?

- Futbol kariyerime Brezilya’da küçük takımlarda oynayarak başladım daha sonra birçok takımda oynadım ama 1997 yılına geldiğimizde Paysandu takımıyla ileride profesyonel olabileceğimi anlamıştım. Profesyonel hayatım ise 1999 yılında Parana Clube takımıyla başladı. Daha sonra 8 ay Japonya’da Kashiwa Reysol takımında oynadım. Ardından 2003 yılında tekrar Brezilya’ya geri döndüm ve şampiyon olan Cruzeiro takımında oynadım. Daha sonra Türkiye’ye geldim ve Fenerbahçe’de oynamaya başladım. Gerisini zaten herkes biliyor. Artık burada Mersin İdman Yurdu’ndayım.

 


Mersin İdman Yurdu’na nasıl transfer oldunuz?

- Lig tatile girdiğinde benimle ve menajerimle irtibata geçtiler. Mersin’de Mersin İdman Yurdu’nda oynama konusunda. Tecrübeli bir futbolcu olduğumu, 7 yıldır Türkiye’de olduğumu ve beni Mersin İdman Yurdu’nda görmek istediklerini söylediler. Ben bunu düşüneceğimi ancak Beşiktaş ile hala kontratımın olduğunu söyledim. Bunun üzerine karşılıklı görüşmeler devam etti. Bunun yanı sıra benim düşündüğüm başka şeyler vardı. İstanbul’da kurduğum bir düzen, eşim ve oğlumun İstanbul’da olması gibi bir çok şey beni düşündürüyordu. Ancak düşündükçe bunun güzel bir teklif olduğuna karar verdik. Ardından da Mersin İdman Yurdu’na transferim gerçekleşti. Bu kararı vermiş olmaktan şu an çok mutluyum. Mersin’i ve Mersin İdman Yurdu’nu seviyorum.

 


Mersin’e geldikten sonra takımla veya takım arkadaşlarınızla herhangi bir adaptasyon sorunu yaşadınız mı?

- Hayır hiçbir problem yaşamadım. Aslında buraya gelmeye öncelikle eşim karar verdi. Mersin zaten bizim ülkemize çok benziyor. Rahat, sıcak, güzel, deniz kenarı, insanları çok sıcak kanlı, yemyeşil ve ulaşım gibi şeyler çok kolay. Ben Mersin’e ilk geldiğim zamandan itibaren çok sevdim. O bakımdan şehir olarak zaten bir adaptasyon sorunu hiç yaşamadım. Takıma gelirsek eğer ben bu takıma ilk geldiğim günden itibaren zaten kendimi evimde gibi hissettim. Beşiktaş’ta oynadığım yıllardan beri tanıdığım insanların bazıları buradaydı. Mesela Hakan, İbrahim Kaş ve diğerleri. Ayrıca Brezilya’lı arkadaşlarım var. Herkes birbirine çok güzel ve sıcak davranıyor. Zaten biz burada bir amaç için buradayız. Takım 11 kişiden oluşuyor ve herkes birbirine zaten çok saygılı ve arkadaşça davranıyor. Bu bakımdan takımla da ilgili herhangi bir sorun yaşamadım.




- Mersin İdman Yurdu camiası ile ilgili neler söylebilirsiniz?

- Bir kere öncelikle şunu söyleyeyim. Türk insanı aynı Brezilya’da olduğu gibi futbolu çok seviyor. Aynı şekilde Mersin’de de insanlar futbola aşık. Taraftarların bize davranışları, bizi desteklemeleri, bize gönülden bağlı olmaları çok güzel. Bunu sokağa çıktığınız anda bile görebiliyorsunuz. Bunlar bizim için çok güzel şeyler. İlk maçımızda çok güzel bir sonuç elde ettik ancak Bursa maçında kaybettik. Ama taraftarlarımız bizden desteğini hiç esirgemediler. Bu çok önemli bir şey. Bunun yanı sıra Nurullah Hoca çok iyi bir antrenör. Karakteri sağlam, kararları yerinde olan iyi bir hoca. Yönetim yine ona keza çok önemli şeylere imza atıyorlar, birçok zorluğu aşarak bizi motive ediyorlar.




- Nurullah Hoca hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Bir antrenör bir takım için çok önemlidir. Bir takımı alır bazen yoktan var eder, şampiyon yapar. Nurullah Hoca da yine aynı şekilde çok önemli biri hem takımımız için hem benim için. Şu anda bakıyorsunuz takımımız bu sezonda çok yukarılarda güzel puanlarla seyrediyor. Bu tüm takımın başarısı olmasının yanında özellikle antrenörün başarısı. Nurullah Hoca çok iyi bir insan her şeyden önce.

 


Futbol oynarken kendinizi nasıl motive ediyorsunuz? Futbol hayatınıza dair özel bir an var mı?

  • Maçta öyle bir an geliyor ki her şeyi unutuyorsunuz. Tamamen o anda yaşıyorsunuz. Sonra bir gol atıyorsunuz, ya da güzel bir pozisyon yakalıyorsunuz, herkes mutlu oluyor. Siz mutlu oluyorsunuz, aileniz mutlu oluyor, seyirciler mutlu oluyor. Bunun anlamı benim için çok büyük. Bunu düşündüğüm zaman daha fazla konsantre olabiliyorum. İnsanları mutlu etmek çok güzel bir şey.

 



Futbol hayatınız dışında neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

- Futbol dışındaki tek hayatım ailem. Eşim ve oğlumla vakit geçirmekten hoşlanıyorum. Her fırsat bulduğumda eşimin yanında olmayı seviyorum. Ben tam bir ev ve aile erkeğiyim aslında. Dışarıda da vakit geçirilecekse ailemle vakit geçirmeyi tercih ediyorum. Genelde ne yapacağımıza beraber karar veriyoruz. Beraber planlıyoruz. Ama ben Mersin’de yanımda eşim yokken çok zorunlu kalmadıkça dışarıya pek çıkmıyorum. Ailem benim hayatım benim her şeyim o yüzden tek başıma hiçbir şeyden tat almıyorum.

 


Maç’a çıkmadan önce yaptığınız özel bir uğurunuz var mı?

  • Kimisi dua eder, ama ben her gün dua ediyorum zaten. Özel yaptığım herhangi bir şey yok. Sahaya çıkıyorum ve bildiğim işi yapıyorum. Çıkıyorum ve oynuyorum.

 


Futbol hayatınızda unutamadığınız bir an var mı?

  • Şampiyonluk her futbolcu için çok özel ve unutamadığı bir şeydir. Bu benim için de böyle. Bir yıl boyunca bunun için uğraşıyorsunuz. Yüksek performanslar sergiliyorsunuz. Çok çalışıyorsunuz. Çok ağır bir süreçten geçiyorsunuz ve sezon sonunda güzel bir sonuç aldığınızda o sizin hayatınızın dönüm noktası oluyor. Bu anı hiç unutamıyorsunuz.

 


Ailenizle ilgili bize neler anlatırsınız?

- Eşim ve oğlum benim hayatımın tamamını oluşturuyor. Benim hayatım demek ailem demek zaten. Benim için bu hayatta iki tane şey var önemli olan. Biri ailem diğeri işim. Eşim benim sadece karım değil, aynı zamanda benim arkadaşım, dostum bazen annem babam. Biz bu hayatta her şeye beraber karar veriyoruz. Onsuz bir hayat zaten düşünemiyorum. Eşim bana çok güzel bir hediye verdi. Nicholas gibi bir oğlum var ve bunun için kendisine her fırsatta teşekkür ediyorum. Şimdi şöyle düşünün bu hayatta her şeyden önemli oluyor aileniz. Eğer eşim ve oğlum mutlu olmayacaksa benim ne işim var burada. Sürekli huzursuzluk olacaksa evin içinde yaptığınız işten de zevk alamazsınız. İşte bu yüzden ailem benim için çok önemli.




- Mersin İdman Yurdu taraftarlarına bir mesajınız var mı?

- Bize şimdiye kadar göstermiş oldukları destek için teşekkür ediyorum, ve bundan sonra da aynı desteği bizden esirgememelerini ümit ediyorum. Mersin İdman Yurdu sadece takımdan oluşmuyor, biz bir bütünüz ve hepimiz bu takımın parçalarıyız. Biz Süper Lig’e çıktık ve burada kalmaya niyetliyiz. Bu noktada bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan taraftarlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum.