Toroslar’ın Arslanköy Mahallesi’nde düzenlenen panelde, Berus Maden İşletmeleri A.Ş. tarafından yürütülen boksit madeni projesinin planlanan kapasite artışı ele alındı.

Panelde konuşan Sabahat Aslan, Karaman’ın Ayrancı ilçesi ile Mersin sınırı arasında bulunan mevcut 23,77 hektarlık ÇED alanının 510,66 hektara çıkarılmasının planlandığını belirtti. Aslan, söz konusu değişikliğin maden sahasının yaklaşık 21 kat büyümesi anlamına geldiğini ifade etti.

Projede yılda 1 milyon ton kazı yapılmasının öngörüldüğünü aktaran Aslan, faaliyet kapsamında gerçekleştirilecek patlatmaların da bölgedeki doğal yaşam ve su kaynakları açısından risk oluşturabileceğini savundu.

Aslan, madencilik faaliyetleri sırasında ortaya çıkabilecek ağır metaller ve silisli tozların yanı sıra patlatmaların yeraltı suları ve tarım alanları üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.

“Asıl soru gelecek kuşakların ne kaybedeceği”

Panelin konuşmacılarından Prof. Dr. Erkan Aktaş, maden projelerinin yalnızca ekonomik getirileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

İklim değişikliğine ilişkin 2050-2100 projeksiyonlarının ÇED süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Aktaş, madencilik faaliyetlerinin uzun vadeli çevresel etkilerinin hesaba katılması gerektiğini belirtti.

Aktaş, Toroslar’ın yalnızca maden potansiyeliyle değil; tarım, su kaynakları ve doğa turizmi açısından da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kırma-eleme ve taşıma faaliyetlerinin bölgenin doğal ve ekonomik yapısı üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti.

Mersin'de Ailelere Güvenli İnternet Uyarısı! Çocukların Dijital Riskleri Anlatıldı
Mersin'de Ailelere Güvenli İnternet Uyarısı! Çocukların Dijital Riskleri Anlatıldı
İçeriği Görüntüle

Aktaş’ın değerlendirmesine göre tartışmanın merkezinde yalnızca “maden ne kadar kazandıracak?” sorusu değil, “Gelecek kuşaklar ne kadar kaybedecek?” sorusu da bulunuyor.

“Yeşil Vatan” vurgusu

Panelde bölgenin su varlıkları ve orman dokusu da önemli başlıklar arasında yer aldı.

Serdar Erkan, Doğu Akdeniz’de giderek daha fazla hissedilen kuraklık riskine dikkat çekerek ormanların yalnızca ağaçlardan oluşan alanlar olmadığını, aynı zamanda su döngüsünün ve iklim dengesinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.

Panelde, Türkiye’nin denizlerdeki varlığını ifade eden “Mavi Vatan” kavramı kadar, ormanların ve doğal yaşam alanlarının korunmasını ifade eden “Yeşil Vatan” yaklaşımının da önem taşıdığı dile getirildi.

Mücadele çağrısı

Panel, bölgede madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine karşı hukuki ve demokratik yollarla mücadele edilmesi çağrısıyla sona erdi.

Toplantıda verilen ortak mesajda, Arslanköy’de yaşanabilecek çevresel sorunların yalnızca mahalle sınırlarında kalmayacağı, Toroslar’ın su kaynakları ve ekolojik yapısı üzerinden tüm Mersin’i ilgilendiren sonuçlar doğurabileceği savunuldu.

Panelde öne çıkan değerlendirme ise şöyle oldu:

“Arslanköy’ün sorunu Toroslar’ın, Toroslar’ın sorunu ise tüm Mersin’in sorunudur.”

Katılımcılar, maden kaynaklarının zamanla tükenebileceğini ancak geri dönüşü olmayan çevresel tahribatın gelecek kuşaklar açısından çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirterek bölgenin korunması çağrısında bulundu.