Kış’ın paylaştığı verilere göre bu sayı, günde yaklaşık 28 bin, saatte 1.170, dakikada ise yaklaşık 20 yeni icra dosyası anlamına geliyor.

İcra dairelerinde işlem gören toplam dosya sayısının ise 26 milyona ulaştığı belirtildi.

233 günde milyonlarca yeni dosya

Kış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi verilerine dayanarak 1 Ocak-21 Ağustos 2026 dönemindeki icra dosyalarını değerlendirdi.

Bu dönemde 6 milyon 555 bin yeni dosya gelirken, geçen yılın aynı döneminde bu rakamın 6 milyon 458 bin olduğu ifade edildi. Böylece bir yılda yeni dosya sayısında yaklaşık 97 binlik artış yaşandı.

Aynı süreçte 4 milyon 550 bin dosya sonuçlandırılmış veya işlemden kaldırılmış olmasına rağmen icra dairelerindeki toplam açık dosya sayısının 26 milyona yükseldiği kaydedildi.

Kış, derdest dosya sayısının son bir yılda 1 milyon 562 bin arttığını belirterek, “Vatandaşın yaşadığı büyüme, yalnızca borcun, faizin ve icra dosyalarının büyümesidir” ifadelerini kullandı.

Altı ayda 1 milyon 117 bin kişi takibe düştü

Borç krizinin bireysel kredi ve kredi kartlarında da ağırlaştığını belirten Kış, 2026’nın ilk altı ayında 638 bin kişinin bireysel kredi, 836 bin kişinin ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe alındığını söyledi.

Her iki borç türü nedeniyle takip edilenler tek kişi olarak hesaplandığında, altı ayda 1 milyon 117 bin kişinin icra takibine düştüğü belirtildi.

Kış ayrıca önceki yıllarda takibe alınmasına rağmen borcunu kapatamayanların sayısının 4 milyon 400 bine ulaştığını açıkladı.

“Vatandaş keyfinden borçlanmadı”

CHP’li Kış, borçlanmanın temelinde vatandaşların gelirleriyle giderleri arasındaki makasın açılmasının bulunduğunu savundu.

Kira, gıda, fatura, eğitim ve sağlık giderlerini karşılamak için vatandaşların kredi kartı ve ihtiyaç kredilerine yöneldiğini belirten Kış, “Bu insanlar keyiflerinden borçlanmadılar” dedi.

Kış’a göre gelirlerdeki erime ile icra dosyalarındaki artış birbirinden bağımsız değil. Ekonomideki tabloyu eleştiren Kış, iktidarın vatandaşın gelirini artırmak yerine borçlanmaya dayalı bir düzen oluşturduğunu ileri sürdü.

Emekli ve asgari ücretli için “erime” hesabı

Kış, açıklamasında maaşların enflasyon karşısındaki durumuna da dikkat çekti.

En düşük emekli aylığının temmuz ayında 23 bin 552 liraya yükseltildiğini belirten Kış, bu tutarın yaklaşık 37 bin liralık açlık sınırının altında kaldığını söyledi.

Asgari ücretin ise yılın ikinci yarısında ara zam yapılmadan 28 bin 75 lira seviyesinde kaldığını belirten Kış, yılın ilk yedi ayındaki fiyat artışlarının asgari ücretlinin alım gücünde yaklaşık 5 bin 576 liralık erimeye yol açtığını savundu.

Kamu çalışanlarının ücretlerindeki artışın da fiyat yükselişleri karşısında hızla değer kaybettiğini belirten Kış, “Çalışanın, emeklinin ve asgari ücretlinin geliri her ay biraz daha küçülürken borcu ve ödediği faiz büyüyor” dedi.

Kış’tan borç yapılandırma çağrısı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, borç sarmalından çıkış için kredi kartı ve bireysel kredi borçlarının uzun vadeli ve vatandaşın ödeyebileceği koşullarda yapılandırılmasını istedi.

Kış, temerrüt faizleri, gecikme bedelleri ve icra masraflarının da borç yükünü artırdığını belirterek bu alanda düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

Ancak yalnızca borçların yapılandırılmasının yeterli olmayacağını savunan Kış; asgari ücretin artırılması, en düşük emekli aylığının yükseltilmesi ve kamu çalışanlarının enflasyon kayıplarının giderilmesi gerektiğini söyledi.

Mersin'de Çiftçi Ürününü Satamıyor! Kocamaz'dan İktidara Çağrı
Mersin'de Çiftçi Ürününü Satamıyor! Kocamaz'dan İktidara Çağrı
İçeriği Görüntüle

“İcra dosyalarını değil, refahı büyütmeliyiz”

Kış’ın açıklamasının merkezindeki mesaj ise Türkiye’de artan borçluluk ile gelir kaybı arasındaki ilişki oldu.

CHP’li vekil, “İcra dosyalarını değil, milletin refahını büyütmek zorundayız” diyerek gelir ve alım gücünü artıracak ekonomi politikalarının uygulanması gerektiğini savundu.

Açıklanan rakamlar, Türkiye’de ekonomik tartışmanın yalnızca enflasyon ve maaş artışlarıyla sınırlı kalmadığını; milyonlarca yeni icra dosyası ve büyüyen bireysel borç yükünün de gündemin en sert başlıklarından biri haline geldiğini ortaya koydu.