Mersin’in Anamur ilçesindeki Dragon Parkı üzerinden yükselen tepkiler, kentte çevre ve doğa koruma tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Bir zamanlar yukarıdan bakıldığında toprağın neredeyse görünmediği, yoğun ağaç dokusuyla öne çıkan parkın bugün geldiği nokta, bölgeyi yakından takip edenlerin eleştirilerine neden oldu. Yurttaşlar, parkta yeşil alanların azaldığını, buna karşılık betonlaşmanın belirgin şekilde arttığını dile getiriyor.
Tepkilerin merkezinde, parkta yapılan düzenlemeler nedeniyle ağaçların yok olduğu ve doğal yapının zarar gördüğü yönündeki iddialar yer alıyor. Bölgeye ilişkin görüş bildiren çevre duyarlı vatandaşlar, parkın doğal kimliğinin korunması gerekirken, yapılan müdahalelerle alanın giderek daha sert ve yapay bir görünüme büründüğünü savunuyor. Bu değişimin yalnızca görüntü açısından değil, ekolojik denge bakımından da ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Eleştiriler sadece parkın iç yapısıyla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda deniz kaplumbağalarının yuvalama kumsalıyla ilişkili hassasiyetin de yeterince gözetilmediği öne sürülüyor. Bölgedeki insan baskısının artmasının, yuvalama alanları üzerinde yeni tehditler oluşturabileceği ifade edilirken, kıyı ekosisteminin korunmasına yönelik daha dikkatli ve bilimsel bir yaklaşım çağrısı yapılıyor.
Dragon Parkı’nın eski haliyle bugünkü görünümü arasında büyük fark bulunduğunu savunan yurttaşlar, bu dönüşümün gelecek kuşaklara nasıl bir miras bırakacağı sorusunu da gündeme taşıyor. Doğal gölge alanların, ağaçların ve yeşil örtünün yerini beton yüzeylerin almasının, kent estetiği kadar çevre bilinci açısından da düşündürücü olduğu vurgulanıyor.
Kamuoyunda dile getirilen tepkilerde, doğanın korunmasının sadece söylem düzeyinde kalmaması gerektiği, özellikle “korunan alan” vurgusu yapılan bölgelerde uygulamaların daha şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiği ifade ediliyor. Vatandaşlar, Anamur’un simge alanlarından biri olan Dragon Parkı’nın yeniden doğayla uyumlu bir anlayışla ele alınmasını istiyor.





