Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Antalya’da yaz sezonunda kıyılarda görülen deniz kirliliği tartışma konusu oldu.

Özellikle temmuz ve ağustos aylarında sahillere ulaşan plastik atıklar, sanayi kaynaklı olduğu ileri sürülen materyaller ve kötü koku şikâyetleri, sorunun yalnızca Antalya sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki tartışmaları beraberinde getirdi.

Gözler Mersin ve Adana’ya çevrildi

Gündeme gelen iddialara göre, Doğu Akdeniz’deki akıntılar Mersin ve Adana çevresindeki çeşitli kaynaklardan denize ulaşan atıkları Antalya kıyılarına taşıyabiliyor.

Özellikle geri dönüşüm tesislerinden çevreye yayıldığı ileri sürülen plastik parçalarının deniz yoluyla taşınması, bölgesel kirlilik açısından dikkat çekilen başlıklardan biri oldu.

Ancak kıyılarda görülen her atığın doğrudan Mersin veya Adana kaynaklı olduğuna ilişkin kesin bir tespit bulunmadığı da vurgulanıyor. Kirliliğin kaynağının belirlenebilmesi için atıkların türü, kimyasal özellikleri ve deniz akıntılarının birlikte incelenmesi gerekiyor.

Antalya’nın “Mavi Bayrak” imajı baskı altında

Antalya, sahip olduğu çok sayıda Mavi Bayraklı plajla Türkiye'nin önde gelen deniz turizmi merkezlerinden biri.

Ancak sahillere vuran atık görüntüleri ve denizdeki kirlilik iddiaları, turizm sezonunun en yoğun döneminde kent açısından önemli bir çevre sorununa dönüştü.

Öte yandan Antalya’nın COP31 sürecinde küresel iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanması, çevre konusundaki tartışmaları daha da önemli hale getiriyor.

Kirliliğin tek nedeni Mersin mi?

Antalya’daki deniz kirliliğinin yalnızca Doğu Akdeniz’den taşınan atıklarla açıklanamayacağı belirtiliyor.

Kent içerisinde yaşanan atıksu altyapısı sorunları, arıtma tesislerinin kapasitesi, zaman zaman yaşanan teknik arızalar ve kaçak veya kontrolsüz deşarj iddiaları da kirliliğin nedenleri arasında değerlendiriliyor.

Ağustos ayı içerisinde Kaş ve Antalya kent merkezinin bazı bölgelerinde kıyıya ulaşan atıksu görüntüleri de kamuoyunda tartışma yaratmıştı.

Bu nedenle Antalya’daki kirliliğin kaynağının belirlenmesi için hem kent içerisindeki altyapının hem de Doğu Akdeniz havzasındaki kirletici kaynakların birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Turizm sektörü endişeli

Deniz ve kıyı turizminin Antalya ekonomisindeki ağırlığı nedeniyle kirlilik tartışmaları turizm sektörü açısından da önem taşıyor.

Özellikle uluslararası ziyaretçilerin yoğun olduğu bölgelerde sahillerde ortaya çıkan kirlilik görüntülerinin Antalya’nın turizm imajına zarar vermesinden endişe ediliyor.

Çevre uzmanları açısından ise çözüm yalnızca kıyıların temizlenmesiyle sınırlı değil. Atığın kaynağında önlenmesi, geri dönüşüm tesislerinin denetiminin güçlendirilmesi, atıksu arıtma kapasitesinin artırılması ve deniz akıntıları boyunca bölgesel bir izleme sistemi kurulması gerektiği belirtiliyor.

COP31 öncesi kritik sınav

İHD Mersin'den Emekçilere Barış Çağrısı: “Barış Emekçilerin Yararınadır”
İHD Mersin'den Emekçilere Barış Çağrısı: “Barış Emekçilerin Yararınadır”
İçeriği Görüntüle

Antalya’nın COP31’e ev sahipliği yapacağı bir dönemde deniz kirliliği tartışmalarının gündeme gelmesi, kentin çevre politikalarını da yakından ilgilendiriyor.

Mersin ve Adana’dan Antalya kıyılarına atık taşındığı yönündeki iddiaların bilimsel verilerle ortaya konulması halinde sorunun yalnızca Antalya’nın değil, tüm Doğu Akdeniz’in ortak çevre problemi olarak ele alınması gerekecek.

Şimdi gözler, Antalya kıyılarındaki kirliliğin kaynaklarının kapsamlı biçimde araştırılıp araştırılmayacağına ve bölgedeki atık yönetimi ile deniz kirliliğine karşı hangi somut adımların atılacağına çevrilmiş durumda.