Mersin, üniversite öğrencilerinin tercih ettiği bir kent olmanın ötesine geçerek nitelikli insan kaynağını çekebilen ve kentte tutabilen bir merkez olma yolunda ilerliyor. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, kentin eğitim, üretim, teknoloji ve yaşam kalitesini aynı potada buluşturan yapısının Mersin’in gelecekteki rekabet gücünü artırabileceğine dikkat çekti.

Çakır’ın değerlendirmesine göre kentlerin gelecekteki yarışında artık yalnızca yatırım miktarı ya da sanayi kapasitesi yeterli olmayacak. Öğrenciler, girişimciler, mühendisler, teknoloji çalışanları ve araştırmacılar için yaşam kalitesi de ekonomik fırsatlar kadar belirleyici hale geliyor.

Bu açıdan Mersin’in Öğrenci Dostu Üniversite Şehirleri Araştırması’ndaki yükselişi dikkat çekiyor.

Mersin 18’incilikten Türkiye ikinciliğine çıktı
Mersin, söz konusu araştırmada 2022 yılında 18’inci, 2023 yılında ise 13’üncü sırada yer aldı. Kent, 2024 yılında Türkiye ikinciliğine yükselirken, 2025 ve 2026 yıllarında da bu konumunu korudu.

Çakır, bu başarının yalnızca öğrencilerin kentten memnuniyetini gösteren bir veri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Asıl fırsatın, Mersin’de eğitim gören gençlerin mezuniyet sonrasında da kentle bağlarını sürdürmesi ve farklı kentlerde yaşayan nitelikli profesyonellerin Mersin’i yeni bir yaşam ve çalışma merkezi olarak görmesi olduğu ifade ediliyor.

Üniversite ile iş dünyası aynı kentte buluşuyor
Mersin’in önemli avantajlarından biri, eğitim altyapısıyla reel ekonominin aynı coğrafyada güçlü biçimde bulunması.

Liman, lojistik, tarım, sanayi, üniversiteler, teknopark, Agropark ve organize sanayi bölgeleri, farklı sektörlerde faaliyet gösteren geniş bir ekonomik ekosistem oluşturuyor.

Bu yapı, gençlerin yalnızca teorik eğitim almasını değil, gerçek sektör problemleriyle karşılaşmasını da mümkün kılıyor.

Bir veri bilimci lojistik ve tedarik zincirlerinde, otomasyon mühendisi üretim tesislerinde, yazılım girişimcisi sanayide, yapay zekâ uzmanı ise tarım ve gıda sektöründe yeni uygulama alanları bulabiliyor.

Mersin’in farkı da tam burada ortaya çıkıyor: Teknoloji ile gerçek üretimin aynı kentte buluşması.

Teknoloji artık sanayinin kapısını çalıyor
Mersin Teknopark, kentin Ar-Ge ve teknoloji altyapısının önemli parçalarından biri olarak öne çıkarken, Agropark tarım ve gıda sektörlerinin teknolojiyle buluşmasına zemin hazırlıyor.

MTSO bünyesindeki Atölye 1886 ise öğrenciler, girişimciler ve araştırmacılar için ortak çalışma, tasarım, eğitim ve mentorluk imkanları sunuyor.

Organize sanayi bölgeleri ise bu ekosistemin üretim ayağını oluşturuyor.

Çünkü yeni dönemde sanayinin gücü yalnızca fabrikaların üretim kapasitesiyle ölçülmüyor. Veri, yazılım, otomasyon, yapay zekâ, enerji verimliliği ve ileri üretim teknolojileri de rekabetin temel unsurları arasında yer alıyor.

“Mersin sadece yaşanacak değil, çalışılacak kent de olabilir”
Uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşmasıyla birlikte çalışanların şehir tercihleri de değişiyor.

Özellikle teknoloji, tasarım, danışmanlık ve benzeri sektörlerde çalışanlar açısından işverenin bulunduğu şehirde yaşama zorunluluğunun azalması, yaşam kalitesini daha önemli hale getiriyor.

Mersin’in büyük metropollere kıyasla daha erişilebilir yaşam koşulları sunması; deniz, doğa, kültür-sanat ve sosyal yaşam imkanlarının kent içerisinde bulunması da bu açıdan avantaj yaratıyor.

Çakır’ın değerlendirmesinde Mersin’in “yaşanacak kent” kimliğinin “çalışılacak ve iş geliştirilecek kent” kimliğiyle birleşmesinin kentin geleceği açısından önemli bir fırsat olduğu vurgulanıyor.

Asıl mesele: Gençleri mezun olduktan sonra Mersin’de tutmak
Mersin’in öğrenci dostu kentler sıralamasındaki başarısının ekonomik açıdan en önemli boyutu ise öğrencilerin mezuniyet sonrasındaki tercihi.

Çünkü bir kentin üniversite öğrencilerini çekmesi kadar, mezun olan gençlere iş ve girişimcilik imkanları sunarak onları kentte tutabilmesi de önem taşıyor.

Bu noktada Mersin’in sahip olduğu liman, lojistik, tarım, sanayi, teknoloji ve girişimcilik altyapısı önemli bir potansiyel oluşturuyor.

Kentte eğitim alan bir gencin mezuniyet sonrasında başka bir şehre gitmek yerine Mersin’de iş bulması, girişim kurması veya uzaktan çalışarak yaşamını burada sürdürmesi, kentin insan sermayesinin güçlenmesine katkı sağlayabilir.

Mersin’in önündeki yeni yarış
Kentler artık yalnızca fabrika, liman veya yatırımcı için yarışmıyor. İnsan için de yarışıyor.

Memur-Sen Mersin’den İsrail’e tepki: “Sorumlular hesap vermeli”
Memur-Sen Mersin’den İsrail’e tepki: “Sorumlular hesap vermeli”
İçeriği Görüntüle

Nitelikli iş gücünün bulunduğu şehirler teknoloji yatırımlarını, girişimleri ve yeni nesil şirketleri daha kolay çekebiliyor. Bu nedenle yaşam kalitesi ile üretim kapasitesinin aynı şehirde buluşması giderek daha büyük önem taşıyor.

Hakan Sefa Çakır’ın değerlendirmesi de Mersin’in önündeki fırsatı bu çerçevede ortaya koyuyor:

Mersin’in hedefi yalnızca öğrenci dostu bir kent olmak değil; öğrenciyi mezuniyet sonrasında da kentte tutan, yetenekleri dışarıdan çeken, teknoloji üreten ve reel ekonomiyle buluşturan bir merkez haline gelmek.

Mersin’in önündeki yeni denklem ise giderek netleşiyor:

Yaşam + yetenek + teknoloji + üretim.

Ve bu dört alanın aynı şehirde buluşması, Mersin’in önümüzdeki yıllardaki en önemli rekabet avantajlarından biri olabilir.