Mezitli Belediyesi’nde görev yapan bir çalışanın işten çıkarılması, Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’e yönelik mobbing iddialarını gündeme getirdi.
Tanık Haber’e konuşan Kazım Apo, yaklaşık 10 yıl boyunca Ahmet Serkan Tuncer’in siyasi çalışmalarında yer aldığını, daha sonra Mezitli Belediyesi’nde işe başladığını ve Tuncer’in belediye başkanı seçilmesinin ardından farklı birimlerde görevlendirildiğini ileri sürdü.
CHP’den ihraç edilmesini, “Emeğimizi bir kalemde silip atamazsınız” diyerek savunan Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in yanında 10 yıl boyunca kendisi için çalışan ve emek veren aile dostu belediye çalışanına yıllarca mobbing uyguladığı ve bir ay önce gerekçe göstermeden tazminatsız işten çıkardığı öne sürüldü.
Emek savunması yapan Başkan Tuncer’in, bir çocuğu engelli olan ve son olarak Mezitli Belediyesi’nde sokakları süpürerek evinin geçimini sağlayan Kazım Apo isimli çalışanı gerekçe göstermeksizin tazminatsız işten çıkarması, “Bu adamın emeğini sen nasıl silip atıyorsun?” sorusunu gündeme getirdi.
“10 YILDIR BAYRAĞINI SALLIYORDUM”
İddialara göre olay şöyle gelişti. Kazım Apo, 10 yıl önce Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’le kader birlikteliği yaparak tüm seçim dönemlerinde birlikte çalıştı. Apo, geçmiş dönemde yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Tüm seçimlerinde gecemi gündüzüme takarak onun için çalıştım ve yardım ettim. Mezitli’de Ahmet Serkan Tuncer’in bayrağını sallayan tek insandım. Adına internet sayfaları kurdum. Esnaf gezilerine benimle giderdi. Aramızda hiçbir sorun yoktu.
“İŞSİZDİM, GELİRİM YOKTU”
Benim tek sıkıntım işsizdim ve gelirim yoktu. Dönemin aynı partili belediye başkanı Neşet Tarhan, engelli bir çocuğum olduğu ve geçim sıkıntısı yaşadığım için beni işe aldı. 2021 yılında Kültür Müdürlüğü’ne bağlı tenis kortlarında çalışmaya başladım. Benim belediyede işe başlamamla Tuncer’in bana bakışı değişti. Çünkü Neşet Tarhan’ın beni işe almasını kaldıramadı. Bir anda kin beslemeye başladı.
“KAZANDI, EZİYET BAŞLADI”
Seçimden sonra Ahmet Serkan Tuncer belediye başkanlığını kazanınca, seçimlerden 1 hafta sonra beni tenis kortlarından aldırarak Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne sürdü. Burada bir ay çalıştıktan sonra traktörün arkasında tırmık yapmak üzere görevlendirdi. 1 ay da burada çalıştım. Daha sonra Temizlik Müdürlüğü hizmetine verildim. Sokakları süpürmeye başladım. 2 yıl boyunca sokak süpürdüm. Ama bu süreçte sürekli mobbing uyguladı.
“TAZMİNATSIZ İŞTEN ÇIKARDI”
Son olarak 5 Ağustos tarihinde belediyede disiplinsizlik yaptığım gerekçesiyle tazminatsız iş çıkışım verildi. Uzlaştırmaya gittik. Emekliliğime 2,5 yıl kalmıştı. İşe dönüşümü istedim. Kabul etmediler. Dava açacağım. CHP’den ihraç edilince “Emeğimizi bir kalemde silip atamazsınız” serzenişinde bulunmuş. Buradan sormak gerekir: Emek, sadece makam koltuklarında oturanlar için mi kutsaldır?
“EMEK SADECE KENDİNE Mİ KUTSAL”
Kendi emeğinin “bir kalemde silinmesine” isyan eden bir anlayışın, bir emekçinin geleceğini, çabasını ve ailesinin geçim kaynağını “tek bir imzayla” yok etmesi büyük bir tezat oluşturmaz mı? Emeğe saygı, ne sadece kürsülerde söylenecek süslü bir cümle ne de yalnızca başımıza bir haksızlık geldiğinde hatırlayacağımız bir sığınaktır. Emek, yetki elinizdeyken de korumak zorunda olduğunuz en evrensel değerdir. Kendi emeğine leke sürdürülmesini istemeyenlerin, başkalarının emeğini tek celsede silip atarken iki kez düşünmesi gerekir.