Tarsus’ta kırsal yaşamı doğrudan etkileyeceği belirtilen çimento fabrikası projesi, bölgede sert tepkilere yol açtı. Yaklaşık 980 milyon liralık yatırım için belirlenen alanın yalnızca bir sanayi sahası değil, aynı zamanda tarım, doğal yaşam ve köy hayatının iç içe geçtiği geniş bir bölgeyi kapsadığı ifade ediliyor.
Projeye yönelik itirazların merkezinde ise halkın rızası olmadan ilerleyen bir süreç olduğu eleştirisi yer alıyor. Bölge sakinleri ve projeye karşı çıkan çevreler, fabrikanın yalnızca kurulacağı noktayı değil, çevredeki çok sayıda kırsal mahalleyi de doğrudan etkileyeceğini savunuyor. En yakın yerleşim alanına mesafenin düşük olması, ağır tonajlı araç trafiğinin köy yollarına binecek yükü ve çevresel etkiler, tartışmanın ana başlıkları arasında öne çıkıyor.
Çimento fabrikasının devreye girmesi halinde toz, egzoz, gürültü ve yoğun nakliye trafiğinin bölgede yaşam kalitesini ciddi biçimde düşüreceği dile getiriliyor. Özellikle çocukların kullandığı yolların ağır vasıta güzergahına dönüşmesi, tarım arazilerinin zarar görmesi ve köy altyapısının baskı altına girmesi en büyük kaygılar arasında gösteriliyor.
Projeye karşı çıkanlar, fabrikanın etkisinin yalnızca iki mahalleyle sınırlı kalmayacağını, çevredeki çok sayıda kırsal yerleşimin de bu süreçten doğrudan etkileneceğini belirtiyor. Bölgenin yaban hayatı açısından hassas bir alan olduğuna, koruma altındaki türlerin yaşam alanlarına yakınlığına ve uluslararası kuş göç yolları üzerinde bulunduğuna dikkat çekilerek, sanayi yatırımının doğrudan ekosistem baskısı yaratacağı ifade ediliyor.
Bir diğer dikkat çeken itiraz noktası ise proje alanının niteliği. Söz konusu bölgenin orman ve tarım alanı olarak değerlendirildiği, bu nedenle böylesi bir yatırımın kamu yararı ve çevresel sürdürülebilirlik açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiği savunuluyor. ÇED sürecinin ise halkın gerçek katılımını sağlamaktan uzak, biçimsel bir prosedüre dönüştüğü eleştirisi yapılıyor.
Tarsus’ta daha önce benzer tartışmaların yaşandığına işaret eden çevreler, kırsalın sanayi ve rant baskısıyla karşı karşıya bırakılmasına tepki gösteriyor. Bölgenin daha fazla beton ve sanayi yatırımıyla değil; temiz hava, su, tarım ve doğal yaşamın korunmasıyla ayakta kalabileceği vurgulanıyor.
Şimdi gözler, 26 Mart Perşembe günü Sanlıca’da yapılması planlanan ÇED bilgilendirme toplantısına çevrilmiş durumda. Toplantının, hem proje hakkındaki soru işaretlerini hem de bölge halkının tepkisini daha görünür hale getirmesi bekleniyor.




