Mersin’de sanatseverleri hafıza, mekân ve estetik ekseninde buluşturan dikkat çekici bir sergi kapılarını açtı. Toros Üniversitesi Gülüm Özveren Sanat Galerisi’nde ziyarete açılan “Mimari Belleğin İzleri” adlı kişisel seramik sergisi, sanatçı Serkan Günenç’in üretimlerini sanat ve mimarlık arasında güçlü bir köprüye dönüştürüyor.
1 Nisan itibarıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan sergi, mimari formların seramik yüzeylerde yeniden hayat bulduğu özgün diliyle öne çıkıyor. Disiplinlerarası bir bakış açısıyla hazırlanan eserlerde, mekânın taşıdığı tarihsel ve kültürel izler çağdaş sanat yorumuyla yeniden şekilleniyor.
Serginin açılışı, Toros Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğurcan Akyüz’ün konuşmasıyla gerçekleştirildi. Açılışta sanatın toplumsal hafıza üzerindeki etkisine dikkat çekilirken, serginin yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda düşünsel bir çağrı taşıdığı vurgulandı.
Akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda sanatseverin katıldığı etkinlikte, Serkan Günenç’in eserlerinde öne çıkan mekân, bellek ve malzeme ilişkisi ilgi odağı oldu. Sergide yer alan çalışmalar, mimari yapıların sessiz tanıklığını seramikle görünür hale getirirken, izleyiciyi geçmişin izlerini bugünün duyarlılığıyla yeniden okumaya davet ediyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde eğitimini tamamlayan ve akademik çalışmalarını Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde sürdüren Günenç, seramiği yalnızca biçim veren bir sanat dalı olarak değil, kültürel ve mimari hafızayı somutlaştıran bir düşünce alanı olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, sergiyi klasik bir sanat gösteriminin ötesine taşıyor.
Sergideki eserler, mimari formların yeniden yorumlanmasıyla geçmişe ait kültürel kodları günümüz estetik anlayışıyla buluşturuyor. Böylece her parça, yalnızca görsel bir nesne değil; aynı zamanda geçmişten bugüne taşınan sessiz bir hafıza katmanı olarak izleyiciyle bağ kuruyor.
Prof. Dr. Uğurcan Akyüz’ün de ifade ettiği gibi, Günenç’in seramikleri mimarinin sessiz tanıklığını birer hafıza mekânına dönüştürüyor. Bu yönüyle sergi, hem seramik sanatının güncel söylemlerle nasıl yeniden üretilebileceğini ortaya koyuyor hem de sanatın düşünsel derinliğini görünür kılıyor.





