Aziz İhsan Aktaş’ın “etkin pişmanlık” kapsamında verdiği ifadeler sonrası açılan davada, Karalar’ın da aralarında bulunduğu 9 kişi hakkında tahliye kararı çıktı.
Geniş kapsamlı davada, aralarında 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu yaklaşık 200 sanık yargılanıyor. İlk duruşmada mahkeme, tutukluluk koşullarını yeniden değerlendirerek bazı isimler için özgürlük yolunu açtı.
Tahliye edilen isimler arasında Karalar da var
Mahkemenin bugünkü oturumunda tahliyesine karar verilenler arasında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın yanı sıra belediyelerde görevli üst düzey bürokratlar ve çalışanlar yer aldı. Tahliye edilen isimler şöyle sıralandı:
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar
Esenyurt Belediyesi personeli Ali Fırat Baycan
Avcılar Belediyesi ihale alma yetkilisi İbrahim Koçyiğit
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın şoförü Mehmet Ataş
Esenyurt Belediyesi ihale komisyonu üyesi Müzeyyen Karakaş
İSFALT Muhasebe Müdürü Oktay Aktaş
Esenyurt Belediyesi çalışanı Cem Alper Akyüz
Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Mert Çelik
Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış
Mahkeme, bu isimlerle birlikte yapılan başvuruları değerlendirirken, delil durumu ve tutukluluk süresini dikkate aldı.
4 belediye başkanı tutuklu kalacak
Tahliye talepleri reddedilen ve tutukluluk halleri devam edecek isimler ise şöyle:
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin
Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar
Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara
Mahkeme, bu sanıklar yönünden tutukluluk nedenlerinin henüz ortadan kalkmadığı kanaatine vardı.
Karalar’a yöneltilen suçlamalar
Zeydan Karalar hakkında ileri sürülen iddialar; belediye ihaleleri etrafında şekillenen rüşvet, örgüt bağlantısı ve görevi kötüye kullanma suçlamalarına dayanıyor. Karalar, Türk Ceza Kanunu’nun; suç örgütü kurma veya üyeliği, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma maddeleri kapsamında yargılanıyor.
Tahliye kararında mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi çerçevesinde tutukluluğun ölçülülüğü ilkesine vurgu yaparak, mevcut delil durumunun tutukluluğun devamını zorunlu kılmadığını değerlendirdi.