Akdeniz’in yüzeyinde görünen plastikler, sorunun yalnızca görünen kısmı olabilir.
Tarsus Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu, Akdeniz’de büyüyen plastik ve mikroplastik kirliliğine dikkat çekmek amacıyla Güner Baykal Toplantı Salonu’nda basın açıklaması yaptı.
Açıklamada, meselenin yalnızca sahillerdeki plastiklerin temizlenmesinden ibaret olmadığı vurgulanırken, deniz ekosistemi, tarım, balıkçılık, biyolojik çeşitlilik ve halk sağlığı açısından bölgesel bir risk bulunduğu savunuldu.
Asıl tehlike gözle görünmeyen parçacıklarda
Plastik kirliliğinin en dikkat çekici boyutlarından biri mikroplastikler.
Tarsus Kent Konseyi’nin açıklamasında, 2026 yılında yayımlanan bilimsel bir araştırmanın sonuçlarına dikkat çekildi.
Araştırmaya göre Adana’daki plastik geri dönüşüm tesislerinin aşağı kesimlerindeki sulama kanallarında mikroplastik yoğunluğunun üst bölgelere kıyasla 132 kata kadar arttığı, bazı noktalarda ise mikroplastik akışının saatte 5,3 milyar parçacığı aştığı aktarıldı.
Bu rakamlar, plastik kirliliğinin yalnızca deniz kıyısında başlayan bir sorun olmadığını ortaya koyabilecek önemli bir araştırma bulgusu olarak gündeme geldi.
Ancak Kent Konseyi de önemli bir ayrım yaptı:
Bu bulgular, Akdeniz’deki kirliliğin doğrudan ithal plastik atıklardan kaynaklandığını tek başına kanıtlamıyor.
Bunun için geri dönüşüm tesisleri, atık su deşarjları, nehirler, sulama kanalları ve ithal plastiklerin nihai akıbetinin birlikte incelenmesi gerektiği belirtildi.
Avrupa’nın plastik yükü Türkiye’ye mi geliyor?
Açıklamada plastik atık ticaretine ilişkin uluslararası boyuta da dikkat çekildi.
Kent Konseyi’nin aktardığı verilere göre Avrupa Birliği, 2023 yılında birlik dışındaki ülkelere yaklaşık 1,3 milyon ton plastik atık gönderdi.
Türkiye’nin bu atıkların yaklaşık yüzde 22’sini alarak ilk sırada yer aldığı belirtildi.
Tarsus Kent Konseyi, plastik atık ticaretinin Akdeniz’deki çevre sorunlarından ayrı düşünülemeyeceğini savunarak, Avrupa’nın plastik atık yükünün Türkiye ve Akdeniz coğrafyasına devredilmesine tepki gösterdi.
“Tehlike doğudan batıya doğru geliyor”
Kent Konseyi’nin açıklamasında dikkat çeken bir diğer iddia ise kirliliğin su yolları üzerinden taşınması.
Adana’dan nehirlerle taşınan atıkların sulama kanalları üzerinden tarım alanlarına ulaşabileceği, balıkçılık yoluyla da gıda zincirine girebileceği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca “Bu tehlike doğudan batıya doğru geliyor” denilerek, İskenderun ve Lazkiye yönünden gelen akıntıların da Mersin Körfezi’ndeki kirlilikle birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
Tarsus ve Kazanlı kıyılarının da bu kirlilikten etkilendiği ileri sürüldü.
Tarsus-Kazanlı projesi de tartışmanın içinde
Açıklamada Tarsus-Kazanlı Turizm Projesi de çevresel tartışmanın bir parçası olarak gündeme getirildi.
Kent Konseyi, bazı uzmanların bölgede yaşanan atık kirliliğinin projenin hayata geçmemesinde etkili olduğunu değerlendirdiğini aktardı.
Ancak bu konuda kesin bir nedensellik kurulabilmesi için bilimsel ve bağımsız araştırmalara ihtiyaç olduğu vurgulandı.
Kent Konseyi’nden dört kritik talep
Tarsus Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu, sorunun yalnızca tespit edilmesini değil, kaynağının bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılmasını istedi.
Konseyin öne çıkan talepleri şöyle:
Plastik atık ithalatı durdurulsun.
Geri dönüşüm tesislerinde mikroplastik filtreleme sistemleri zorunlu hale getirilsin.
Atık sular bağımsız kuruluşlar tarafından analiz edilsin.
Akdeniz kıyıları, nehir ağızları ve sulama kanallarından düzenli su, sediment ve canlı örnekleri alınarak kirliliğin kaynağı belirlensin.
Bunun yanında bakanlıklar, belediyeler, üniversiteler, meslek kuruluşları ve kent konseylerinin katılımıyla bölgesel bir izleme ve müdahale mekanizması oluşturulması istendi.
“Akdeniz atık koridoru değildir”
Tarsus Kent Konseyi’nin açıklaması, plastik kirliliğini yalnızca çevre temizliği başlığı olmaktan çıkarıp tarım, balıkçılık, gıda güvenliği ve halk sağlığı ekseninde ele aldı.
Konsey, Türkiye’nin Avrupa’nın plastik atıklarının depolama veya bertaraf alanına dönüşmemesi gerektiğini belirterek sert bir mesaj verdi:
“Türkiye, Avrupa’nın çöp depolama ve bertaraf alanı değildir. Akdeniz de uluslararası atık ticaretinin bedelini ödemek zorunda değildir.”
Şimdi gözler, iddiaların bilimsel olarak araştırılması ve Akdeniz’de mikroplastik kirliliğinin kaynağının ortaya konulması için atılacak adımlarda.
Çünkü denizde görülen plastik parçası yalnızca bir çöp olabilir.
Ama görünmeyen milyarlarca mikroplastik parçacığı, çok daha büyük bir çevre sorununun habercisi olabilir.




