Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde, 2’nci Güç Ünitesi için kritik bir aşama daha geride bırakıldı. Reaktör binasında yer alan pasif kor su basma sistemine ait hidrolik tankların montajının tamamlanmasıyla birlikte, santralin güvenlik altyapısında önemli bir eşik daha aşılmış oldu.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından yürütülen proje kapsamında, reaktör binasına toplam 8 adet pasif kor su basma sistemi tankı yerleştirildi. Tasarım konumuna alınan bu tankların montaj sürecinin 9 gün sürdüğü bildirildi. Böylece 2’nci Güç Ünitesi’nde güvenlik katmanlarından biri daha fiziksel olarak tamamlanmış oldu.
Paslanmaz çelikten üretilen ve kalın çeperli basınç kabı niteliği taşıyan tanklar, sistemin en kritik ekipmanları arasında yer alıyor. Her biri 77 ton ağırlığında olan bu yapılar, destek sistemleriyle birlikte yaklaşık 96 tona ulaşıyor. 120 metreküplük hacme sahip tankların, santral işletmeye alındığında borik asit çözeltisiyle doldurulacağı belirtildi.
Bu sistemin önemi ise olağanüstü durumlarda ortaya çıkıyor. Reaktör tesisatının birincil devresindeki basınç belirli seviyelerin altına düştüğünde, tanklarda bulunan çözelti otomatik olarak aktif bölgeye yönlendiriliyor ve reaktörün soğutulması sağlanıyor. En dikkat çekici yönü ise bu mekanizmanın operatör müdahalesi olmadan ve elektrik kesintisi yaşansa bile çalışabilecek şekilde tasarlanmış olması.
AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, yapılan çalışmanın 2’nci Güç Ünitesi’nde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, pasif kor su basma sistemi tanklarının, “Open Top” teknolojisi kullanılarak birincil devreye yerleştirilen son büyük ölçekli ekipmanlar olduğunu ifade etti. Butckikh, bundan sonraki aşamada iç koruma kabının altıncı katmanı ile kubbe bölümünün montajına geçileceğini açıkladı.
Pasif kor su basma sisteminin, nükleer santrallerde olağan dışı durumların etkisini azaltmak amacıyla geliştirilen çok katmanlı güvenlik yaklaşımının kritik bir parçası olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle Akkuyu’daki montaj sürecinin tamamlanması, sadece teknik ilerleme değil, aynı zamanda güvenlik altyapısının güçlenmesi açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.



