GÜNDEM

İHD’den cezaevleri alarmı: “Mahpusların yaşam hakkı ağır tehdit altında”

İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi’nde yapılan açıklamada, yüksek güvenlikli cezaevlerinde tutulan mahpusların maruz kaldığı tecrit koşulları ve ağırlaşan sağlık sorunları kamuoyunun gündemine taşındı. Açıklamada, özellikle açlık grevindeki tutukluların sağlık durumuna dikkat çekilerek acil adım çağrısı yapıldı.

Mersin’de İnsan Hakları Derneği Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında, yüksek güvenlikli cezaevlerinde kalan mahpusların karşı karşıya bulunduğu tecrit uygulamaları ve sağlık sorunları bir kez daha gündeme geldi. Açıklamada, YGC, Y tipi ve S tipi cezaevlerinde uygulanan koşulların, mahpusların hem fiziksel hem de ruhsal bütünlüğü üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu savunuldu.

Basın açıklamasını okuyan İHD Merkezi Hapishane Komisyonu Üyesi Bekir Sıtkı Keçeci, bu cezaevi modelinin yalnızca güvenlik odaklı olmadığını, aynı zamanda mahpusları dış dünyadan koparan sistematik bir izolasyon düzeni yarattığını dile getirdi. Keçeci, söz konusu cezaevlerinin çoğunlukla şehir merkezlerinden uzak bölgelere inşa edilmesinin, aile ve sosyal çevreyle bağı daha da zayıflattığını ifade etti.

Açıklamada, mahpusların birbiriyle iletişiminin en aza indirildiği, sosyal ilişkilerinin kısıtlandığı ve iradelerine dönük baskının arttığı vurgulandı. Bu durumun yalnızca ceza infazı değil, insan onurunu ve temel hakları ilgilendiren ciddi bir mesele olduğu belirtildi.

İHD, 5275 sayılı İnfaz Kanunu kapsamında bazı mahpusların “tehlikeli mahkum” statüsüne alınarak yaşları ve sağlık koşulları dikkate alınmadan bu cezaevlerine sevk edildiğini de eleştirdi. Açıklamada, bunun özellikle hasta mahpuslar açısından yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bir uygulamaya dönüştüğü savunuldu.

Özellikle Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde açlık grevinde bulunan mahpusların durumuna dikkat çekilen açıklamada, sağlık tablosunun giderek ağırlaştığı ifade edildi. Süresiz açlık grevindeki bazı tutukluların ciddi kilo kaybı, his kaybı, denge bozukluğu ve iltihaplanma gibi sorunlarla mücadele ettiği belirtilirken, hastaneye sevk edilmelerine rağmen tecrit koşullarının burada da sürdüğü öne sürüldü.

Açıklamada, mahpusların hastanede tekli odalarda refakatçisiz biçimde tutulduğu ve temel ihtiyaçlarını dahi tek başına karşılamak zorunda bırakıldığı iddia edildi. Bu durumun tedavi sürecini kolaylaştırmak yerine daha da ağırlaştırdığı vurgulandı.