Kıyılarda İmar Krizi: 30 Bin Konut Kaçak Durumuna Düşebilir
Mersin sahillerinde imar krizi kapıda. Mersin Valiliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün, geçmişte kıyı kenar çizgisi içinde yapılmasına göz yumulan binlerce yapıyla ilgili gönderdiği yazı, Mersin Büyükşehir Belediyesi'ni zora soktu.
Valiliğin talebi doğrultusunda belediye meclisi, sahil şeridindeki kısmi yapılaşma kararlarını iptal ederse yaklaşık 30 bin konut ve iş yeri bir gecede kaçak duruma düşecek. Meclis bu kararı almazsa da, valilik ve müdürlük, belediyeye dava açma yoluna gidebilecek.
“Geriden Gelen Sorunların Bedelini Biz Ödemeyelim”
Konu, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Temmuz ayı oturumunda gündeme geldi. Başkan Vahap Seçer, geçmişte yapılan planlamaların bugünkü belediyeye fatura edilmesini eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“2014’te denetim bize geçti ama ondan öncesinde tüm bu yapılaşmalar valilik ve Çevre Müdürlüğü denetiminde gelişti. 30 binin üzerinde konut etkilenir. Bu küçümsenecek bir rakam değil. Geriden gelen sorunların günahını neden bize yüklüyorsunuz? Topu onlara atmıyorum ama onlar da bana atmasın. Gelin, ortak çözüm bulalım.”
Sahillerde Binlerce Yapı Tehlikede
Mecliste söz alan Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut, Narlıkuyu ile Atakent arasında kalan kıyı şeridinin 1987 yılında imara açıldığını ve bölgede altı kez plan revizyonu yapıldığını hatırlattı. Turgut, “Bu kararın tek başına alınması mümkün değil. Komisyona tekrar sevk edilmeli” dedi.
Belediye Meclis Üyesi Cemil Sungur ise uyardı:
“Narlıkuyu’da 500, Atakent’te 2 bin 500 konut etkileniyor. İnsanlar tapulu, ruhsatlı evlerinde bir sabah kaçak konuma düşecek. Bu durum ciddi mağduriyet ve toplumsal gerilim yaratır.”
İmar Komisyonu: Bu İşin Altından Tek Başımıza Kalkamayız
İmar Komisyonu Başkanı Uğur İnce de sürecin yalnızca belediyelerle çözülemeyeceğini söyledi. İnce’ye göre, sahil boyunca 1980’lerden bu yana süren yapılaşmalar, 2014’e kadar yasal denetimlerden geçmiş: “Çeşmeli’den Silifke’ye kadar sahil hattında binlerce yapı var. Planlar onaylanmış, ruhsat verilmiş, insanlar evlerine girmiş. Şimdi geriye dönüp bunları iptal etmek, ciddi tazminat davalarını beraberinde getirir. Uygularsak vatandaş dava açar, uygulamazsak valilik dava açar.”
Çözüm Ankara’da mı?
Tüm taraflar sorunun siyasi değil teknik ve hukuki bir çıkmaza dönüştüğü konusunda hemfikir. Ancak çözümün sadece yerel yönetimle sınırlı olmadığı, merkezi yönetimle ortak bir irade oluşturulmadan adım atılamayacağı da ortada. Meclis, konuyu tekrar değerlendirmek üzere komisyona sevk etti.




