Mersin’de 21 Şubat Dünya Anadili Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte sivil toplum örgütleri “anadil hakkı” ve “anadilde eğitim” başlıklarını gündeme taşıdı. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan buluşmaya; İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Eğitim-Sen Mersin Şubesi, Sanatolia Kolektifi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi ve Özel Öğretmenler Sendikası Mersin Şubesi destek verdi.

Basın metnini okuyan İHD Yönetim Kurulu Üyesi Nurgül Elveren, anadilin bireyin içinde doğduğu topluluğun günlük yaşamında doğal akışla öğrendiği dil olduğunu belirterek, anadil hakkının hem bireysel hem de kolektif bir hak niteliği taşıdığını ifade etti.

“2 bin 500 dil tehlikede” vurgusu
Etkinlikte, UNESCO’nun 21 Şubat’ı Uluslararası Anadili Günü olarak ilan ettiği ve kültürel/linguistik çeşitliliğin korunmasını amaçladığı hatırlatıldı. UNESCO’nun “tehlike altındaki diller” çalışmaları çerçevesinde, dünyada yaklaşık 2.500 dilin yok olma riskiyle karşı karşıya olduğuna ilişkin genel kabul gören tahmin de açıklamada yer aldı.

Seçmeli ders tartışması ve “fiili engeller” iddiası
Katılımcılar, Türkiye’de Türkçe dışındaki bazı dillerin seçmeli ders olarak okutulabildiğini ancak uygulamada öğretmen eksikliği, ders seçimi için gerekli öğrenci sayısı, materyal yetersizliği gibi nedenlerle bu hakkın fiilen zorlaştığını savundu. Açıklamada ayrıca, çocukların erken eğitim yıllarında anadilden kopmasının pedagojik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesi yapıldı.

Mersin Beşiktaşlılar Derneği’nden Öğrencilere Eğitim Desteği
Mersin Beşiktaşlılar Derneği’nden Öğrencilere Eğitim Desteği
İçeriği Görüntüle

“En büyük beklenti: anadilde eğitim”
STK’lar, “Terörsüz Türkiye” başlığıyla anılan süreç tartışmalarının toplumda beklenti oluşturduğunu ileri sürerek, bu beklentilerin başında anadilde eğitim hakkının tanınması gerektiğini ifade etti. Yapılan açıklamada, anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulması çağrısı öne çıktı; uluslararası sözleşmelere ilişkin çekincelerin kaldırılması ve eğitimde ayrımcılıkla mücadele mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği savunuldu.