Türkiye’nin en önemli yaş meyve ve sebze üretim merkezlerinden Mersin’de çiftçinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar yeniden gündemde.
Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, 2026 yılının meyve, sebze, narenciye ve örtü altı üreticileri açısından ağır geçtiğini belirterek üretim maliyetlerindeki artış ile ürün fiyatları arasındaki makasın giderek açıldığına dikkat çekti.
Gübre, ilaç, mazot, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye giderlerinin yükseldiğini ifade eden Yılmaz, buna karşılık bazı tarım ürünlerinin maliyetinin altında satıldığını, bazı ürünlerin ise alıcı bulmakta zorlandığını söyledi.
Mersin’de çiftçinin hesabı tutmuyor
Üreticinin yalnızca ürün yetiştirme maliyetleriyle değil, pazarlama ve satış sorunlarıyla da karşı karşıya kaldığını belirten Yılmaz, özellikle sanayiye giden ürünlerde açıklanan alım fiyatlarına dikkat çekti.
Meyve suyu ve suma fabrikalarının açıkladığı fiyatların üreticinin bakım ve hasat giderlerini karşılamadığını savunan Yılmaz, çiftçinin düşük fiyat nedeniyle zarar ederken aynı ürünün tüketiciye yüksek fiyatlarla ulaşmasının sistemdeki temel sorunlardan birini ortaya koyduğunu ifade etti.
Limon üzerinden Mersin ekonomisine dikkat çeken örnek
Yılmaz, tarımdaki kaybın yalnızca bahçe sahibinin cebini etkilemediğinin altını çizerek Mersin ekonomisi açısından dikkat çekici bir limon örneği verdi.
Limonun üreticiye para kazandırdığı dönemlerde bahçelerin bakımının yapıldığını, tarım işçilerinin çalıştığını, borçların ödendiğini ve nakliye ile ticaretin hareketlendiğini anlatan Yılmaz, fiyatların üreticiyi kurtarmadığı dönemlerde ise zararın bütün kente yayıldığını söyledi.
Yılmaz, “Limon para ettiğinde bahçeler bakılır, işçi çalışır, borçlar ödenir, nakliye ve ticaret hareketlenir. Limon para etmediğinde ise zarar bahçede kalmaz; Mersin ekonomisinin tamamına yayılır” ifadelerini kullandı.
Ardından şu mesajı verdi:
“Üretici kazanırsa şehir kazanır, üretici kaybederse herkes kaybeder.”
Küçük üretici için tehlike daha büyük
Yılmaz’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise tarımsal istihdamdaki gerileme oldu.
Türkiye’de tarımda çalışanların sayısının 2025 itibarıyla yaklaşık 4 milyon 560 bine düştüğünü belirten Yılmaz, Adana ve Mersin’i kapsayan TR62 Bölgesi’nde tarımsal istihdamın da bir yıl içerisinde 263 binden 255 bine gerilediğini söyledi.
Özellikle 1 ile 10 dekar arasındaki küçük aile işletmelerinin ekonomik dalgalanmalara karşı çok daha kırılgan olduğuna dikkat çeken Yılmaz, bir sezonluk zararın küçük çiftçi açısından üretim hayatının sona ermesi anlamına gelebileceği uyarısında bulundu.
Hasat döneminde ithalat tartışması
Mersinli üreticinin gündemindeki önemli başlıklardan biri de ithalat.
Trabzon hurmasının hasat edildiği dönemde Azerbaycan’dan gerçekleştirilen ithalatın yerli üreticinin fiyatını baskıladığını savunan Yılmaz, yeni sezonda kivi için de benzer bir uygulama yapılabileceğine ilişkin iddiaların bulunduğunu söyledi.
Kivi konusunda henüz resmi bir açıklama olmadığının altını özellikle çizen Yılmaz, ithalat politikalarının yerli üretimin hasat takvimi dikkate alınarak oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Yılmaz, “İthalat, ihtiyaç karşılamak için kullanılabilir; yerli üreticinin fiyatını bastırmak için değil” diyerek kararların önceden ve şeffaf biçimde duyurulmasını istedi.
Tarım Kredi’ye doğrudan alım çağrısı
Pazarlama sorunu yaşayan üreticiler için Tarım Kredi Kooperatifleri ve bağlı zincir marketlere de çağrıda bulunan Yılmaz, ürünlerin doğrudan üreticiden alınabileceği bir modelin geliştirilmesini istedi.
Market raflarında yerli ve bölgesel ürünlere öncelik verilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, çiftçinin borç sorununa yalnızca yeni kredi sağlayarak çözüm bulunamayacağını savundu.
Yılmaz’ın bu konudaki ifadesi de dikkat çekti:
“Borcu borçla çevirmek çözüm değil, çöküşü ertelemektir.”
2027 tarım bütçesine tepki
Mersin Ziraat Odası Başkanı Yılmaz, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesine ilişkin 2027 yılı için gündeme gelen rakamlara da tepki gösterdi.
Yılmaz, yaklaşık 542 milyar TL seviyesindeki bütçenin 2027 yılı ödenek teklifinde 383 milyar TL’ye düşürülmesinin öngörüldüğünü, bunun yüzde 29,3'lük nominal azalmaya karşılık geldiğini belirtti.
Üretim maliyetlerinin ve çiftçi borçlarının yükseldiği bir dönemde tarıma ayrılan kaynağın azaltılmasını eleştiren Yılmaz, “Tarımsal üretim bir milli güvenlik meselesiyse bunun bütçede de karşılığı olmalıdır” dedi.
“Üreticinin sabrı da sermayesi de tükenmektedir”
Mersin Ziraat Odası’nın çözüm önerilerini de sıralayan Yılmaz; yerli ürünlerin hasat dönemleri dikkate alınmadan ithalat yapılmamasını, sanayiye gönderilen ürünlerde maliyeti dikkate alan bir alım sisteminin oluşturulmasını, Tarım Kredi marketlerinin bölgesel ürün alımında daha fazla sorumluluk üstlenmesini ve küçük aile işletmelerinin korunmasını istedi.
2027 yılı tarım bütçesinin de üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak şekilde yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan Yılmaz, açıklamasını çarpıcı sözlerle tamamladı:
“Üreticinin sabrı da sermayesi de tükenmektedir. Çiftçi üretmekten vazgeçmiyor; uygulanan politikalar çiftçiyi üretimden vazgeçmeye zorluyor.”
Mersin ekonomisinin en önemli damarlarından biri olan tarımda üreticilerin verdiği bu mesaj, yalnızca çiftçiyi değil; tarım işçisinden nakliyeciye, esnaftan ihracatçıya ve nihayetinde tüketiciye kadar geniş bir kesimi ilgilendiriyor.




