Mersin’in Anamur ilçesinde yer alan ve antik dönemde Dağlık Kilikya Bölgesi’nin batı bölümündeki önemli liman yerleşimlerinden biri olarak bilinen Anemurium Antik Kenti, bu kez tarihi dokusuyla değil, çevresinde yükseldiği öne sürülen betonlaşma tartışmasıyla gündeme geldi. Gazeteci-yazar Murat Ağırel, Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazısında bölgedeki doğal ve arkeolojik tahribat iddialarını kamuoyunun dikkatine sundu.
Ağırel, yazısında Anemurium’un yalnızca Mersin için değil, Türkiye’nin kültürel hafızası açısından da çok özel bir miras olduğuna dikkat çekti. Antik kaynaklarda “rüzgârlı yer” anlamında anıldığı belirtilen kent, Roma ve Bizans dönemlerinde stratejik önemiyle öne çıkarken, bugün hâlâ ayakta kalabilmiş yapıları, nekropol alanı ve tarihsel dokusuyla dikkat çekiyor. Yazıda, kentin yeterli koruma ve doğru planlamayla Türkiye’nin en güçlü arkeolojik değerlerinden biri haline gelebileceği vurgulandı.
Ancak köşe yazısında asıl dikkat çeken başlık, birinci derece arkeolojik sit alanı içinde yer aldığı belirtilen bölgede yapılan betonarme düzenlemeler oldu. Ağırel, antik kentin yakınında ziyaretçi karşılama merkezi, sosyal donatı alanı ve geniş bir otopark düzenlemesi yapıldığını aktararak, bu müdahalelerin tarihi dokuyla uyumlu olmadığı görüşünü dile getirdi. Özellikle betonlaşmanın, binlerce yıllık bir kültür mirasının ruhunu gölgelediği yönündeki değerlendirmeler yazının merkezinde yer aldı.
Yazıda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan açıklamaya da yer verildi. Buna göre Anemurium Antik Kenti 1. Etap Çevre Düzenleme işi kapsamında 135 metrekare kapalı, 114 metrekare yarı açık alandan oluşan ziyaretçi karşılama merkezi yapıları, 4 bin 510 metrekare otopark alanı ile kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında 6 metrekare kapalı ve 95 metrekare yarı açık alandan oluşan sosyal donatı birimi yapıldı. Açıklamada, bu yapıların prekast beton temeller, çelik konstrüksiyon ve kompozit kaplama sistemleriyle inşa edildiği belirtildi.
Ağırel, kaleme aldığı yazıda kültürel mirasın korunmasının, antik alanların içine modern konfor alanları yerleştirmekle değil, o alanların tarihsel ruhunu yaşatmakla mümkün olacağını savundu. Anemurium gibi 2 bin 500 yıllık bir antik kentin çevresinin otopark ve sosyal donatı alanlarıyla dönüştürülmesinin, yalnızca bugünü değil, geleceğin kültürel hafızasını da tehdit ettiğini ifade etti.
Köşe yazısında ayrıca, antik kentte sürdürülen kazı çalışmalarında Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen ve bir sporcu adına hazırlandığı belirtilen yazıtın bulunmasına da dikkat çekildi. Böylesine önemli arkeolojik bulguların ortaya çıktığı bir alanda yapılaşma tartışmasının sürmesi, kamuoyunda koruma-kullanma dengesi konusunda yeni soru işaretleri yarattı.





