Tarsus’un köklü mutfak kültürü, gelecek kuşaklara aktarılmak üzere adım adım kayıt altına alınıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu’nun yürüttüğü “Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri” projesi, bu kez kentin hafızasında özel yere sahip üç lezzeti aynı sofrada buluşturdu.
TADEKA binasında gerçekleştirilen çalışma kapsamında Tarsus mutfağının önemli tatları arasında yer alan yüksük çorbası, Tatar çorbası ve mamül kurabiyesi, geleneksel tariflere sadık kalınarak hazırlandı. Usta eller tarafından yapılan yemeklerin tüm aşamaları kayıt altına alınırken, ortaya çıkan lezzetler daha sonra katılımcılara ikram edildi.
Projeyle amaçlanan yalnızca tarifleri yaşatmak değil, aynı zamanda Tarsus’un kültürel hafızasını mutfak üzerinden koruyup güçlendirmek. Yaklaşık bir yıl önce analı-kızlı yemeğiyle başlayan çalışmada bugüne kadar lahana sarması, kaynar, vardabit, humus, kokulu çörek ve fındık lahmacun gibi pek çok yöresel tat da kayıt altına alındı.
TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulu Üyesi Murat Çeliker, projeyle büyüklerden görülen usulleri birebir yaşatmaya çalıştıklarını belirterek, Tarsus’a özgü yemeklerin nesilden nesile aktarılmasının en temel hedefleri olduğunu söyledi. Çeliker, bu mirasın yalnızca damakta kalan bir tat değil, aynı zamanda kültürel kimliğin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekti.
Projeye destek veren Aşçı Seray Uka Keleş de Tatar çorbası ile yüksük çorbasının Tarsus mutfağında özel yere sahip olduğunu vurguladı. Özellikle düğün sofralarında yer bulan Tatar çorbasının kamuoyunda yeterince bilinmediğini ifade eden Keleş, aileden öğrenilen tariflerin kayıt altına alınmasının çok değerli olduğunu dile getirdi.
Mamül hazırlayan Gamze Kılcı ise annesinden öğrendiği tarifleri kendi dokunuşlarıyla sürdürdüğünü anlatarak, yöresel tatlıların yaşatılmasının Tarsus için önemli kazanım olduğunu söyledi. Kılcı, bu projenin yalnızca yemek yapmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda Tarsus’un mutfak kimliğini tanıtma fırsatı sunduğunu ifade etti.





