Mersin’in Toroslar ilçesinde Bekiralanı, Güzelyayla ve Gözne sakinleri, yaşam alanlarını yakından ilgilendiren kritik bir sürecin eşiğinde. Doğakan Madencilik’in üç mahallenin ortasında planladığı taş ocağı projesi, yalnızca bir madencilik yatırımı değil; doğa, su kaynakları ve kırsal yaşam açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Yaklaşık 57 bin hektarlık alanı kapsayan proje için ÇED süreci başlatılırken, şirket yılda 2 milyon 400 bin ton kalker çıkarılmasını hedefliyor. Proje sahasının neredeyse tamamının orman alanı olması ve alanın Yörük çadırlarına, mezarlıklara, göletlere ve tarım arazilerine yüzlerce metre mesafede bulunması, bölge halkının tepkisini artırıyor.
Şirketin üretim sürecinde patlatma yöntemi kullanacağını açıklaması, gürültü, toz ve çevresel tahribat kaygılarını daha da büyütüyor. Toz bastırmak için her gün on binlerce litre su kullanılacak olması ise, su kaynakları sınırlı olan Toroslar yaylalarında ayrı bir endişe başlığı olarak öne çıkıyor.
Projeye ilişkin açıklanan veriler, girişimin ölçeğini ve yaratacağı etkiyi açıkça ortaya koyuyor. Doğakan Madencilik, 94,3 hektarlık ruhsat alanı içinde yaklaşık 56 bin 904 hektarlık ÇED sahasında faaliyet yürütmeyi planlıyor.
Proje kapsamında yılda 2 milyon 400 bin ton kalker cevheri çıkarılması, bunun 390 bin tonunun kırma-eleme tesisinde işlenmesi, kalan 2 milyon 10 bin tonunun ise doğrudan satışa sunulması öngörülüyor. Toplam 70 milyon 679 bin TL bedelli projede inşaat aşamasında 15, işletme sürecinde 45 kişi istihdam edilecek.
Alanın yüzde 97,56’sı orman, yalnızca yüzde 2,44’ü tarla vasıflı arazi olmasına rağmen, tozla mücadele için günlük 13 bin 600 litre su kullanılması planlanıyor. Bu rakamlar, projenin Toroslar’ın doğal dengesi üzerindeki baskısını sayılarla gözler önüne seriyor.
Geçtiğimiz aylarda Gözne’de planlanan mermer ocağını köylülerin direnişiyle durdurmak zorunda kalan şirketin, bu kez taş ocağıyla yeniden sahaya inmesi, “kapıdan giremeyen bacadan mı giriyor?” sorusunu gündeme taşıyor. Bölge halkı, projeyi yalnızca bir yatırım değil, yaşam alanlarına yönelik bir tehdit olarak görüyor.
27 Ocak’ta yapılacak halkı bilgilendirme toplantısı, Toroslar’da doğa ile madencilik arasındaki gerilimin açıkça ortaya konacağı bir dönüm noktası olarak görülüyor. Üç mahallede ortak beklenti net: “Bu topraklar taş ocağı değil, yaşam alanı.”