Mersin’de görme engelli yurttaşlar için düzenlenen etkinlik, yalnızca doğayla buluşma fırsatı sunmadı; katılımcıların bağımsız hareket etme ve özgüvenlerini güçlendirme deneyimine dönüştü.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından Tarsus Gençlik Kampı’nda gerçekleştirilen etkinlikte görme engelli yurttaşlar ve aileleri doğayla iç içe bir gün geçirdi.

Beyaz bastonlarıyla kamp alanında yürüyen katılımcılar; çimenin ve toprağın dokusunu ayaklarında hissederken, nehrin ve doğanın kokusunu da deneyimledi.

Görmeden keşfettiler: Yaprakları koklayarak tanıdılar

Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri bitki tanıma çalışması oldu.

Katılımcılar kamp çevresindeki çeşitli bitkilerin yapraklarını ellerine alarak kokularını inceledi ve hangi bitkiye ait olduklarını tahmin etmeye çalıştı.

Doğayla kurulan bu temas, görme duyusunun dışında kalan dokunma ve koku gibi duyuların ne kadar güçlü bir keşif aracına dönüşebileceğini de ortaya koydu.

Tarsus’ta kahvehaneye silahlı saldırı: 1 ölü, 4 yaralı
Tarsus’ta kahvehaneye silahlı saldırı: 1 ölü, 4 yaralı
İçeriği Görüntüle

Tarsus Gençlik Kampı personeli Pınar Salman, görme engelli yurttaşların burada daha rahat hareket edebildiğini belirterek, doğada gerçekleştirilen aktivitelerin özgüven açısından önemli olduğunu söyledi.

Salman, kamp alanında yürüyüş ve gezinti aracının yanı sıra nehir kenarında doğayı deneyimlediklerini, çeşitli bitkileri toplayarak kokularından tanımaya çalıştıklarını aktardı.

“Burada yürüyorsam şehirden korkmama gerek yok”

Etkinliğe katılan yüzde 90 görme engelli Ebrar Arslan’ın sözleri ise etkinliğin katılımcılar açısından ne ifade ettiğini çarpıcı biçimde ortaya koydu.

Doğada çalılar gibi doğal engellerin bulunduğunu belirten Arslan, bu engelleri aşarak yürüdüğünde şehirde de daha rahat hareket edebileceğini hissettiğini söyledi.

Arslan, doğada yürüyüşün özgüvenine katkı sağladığını ifade ederken, dokunduğu ve kokusunu aldığı bitkiler sayesinde çevresindeki doğaya ilişkin daha önce fark etmediği ayrıntıları keşfettiğini anlattı.

“Bastonlarımızla bağımsız bir şekilde doğanın keyfine vardık”

Yüzde 90 görme engelli Zehra Aslanlı da kampın kendileri için yalnızca bir gezi olmadığını, aynı zamanda arkadaşlıkların güçlendiği ve yeni deneyimlerin kazanıldığı bir alan olduğunu söyledi.

Aslanlı, beyaz bastonlarıyla bağımsız biçimde yürüyebilmelerinin kendisini motive ettiğini belirterek, bitkilerin yaprakları üzerinden yapılan koku tahmini etkinliğinin de kendileri için farklı bir deneyim olduğunu ifade etti.

Yeni arkadaşlıklar, yeni deneyimler

Yüzde 90 görme engelli Hacer Göda ise kampın sosyal yönüne dikkat çekti.

Yeni insanlarla tanıştıklarını, birbirlerinden öğrendiklerini ve dayanışma kurduklarını belirten Göda, bu tür etkinliklerin görme engelli bireylerin sosyal çevrelerini genişletmesine ve özgüven kazanmalarına katkı sunduğunu söyledi.

Göda, görme engelli yurttaşlar için bu tür etkinliklerin daha fazla düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Etkinliğe katılan Mustafa Samet Hatip de doğada olmanın kendilerine özgüven verdiğini belirterek, görme engelli bireylerin evde kalmak yerine sosyal yaşama daha fazla katılmaları gerektiğini vurguladı.

Bu kez yalnızca çocuklar değil, aileler de nefes aldı

Tarsus Gençlik Kampı buluşmasının bir diğer önemli tarafı ise ailelerin de sosyalleşme fırsatı bulması oldu.

Katılımcı velilerden Dilek Arslan, çocuklarının doğayla iç içe vakit geçirmesinden duyduğu mutluluğu dile getirirken, kendilerinin de diğer ailelerle sohbet edip rahat bir ortamda zaman geçirebildiğini söyledi.

İlk kez kampa gelen Sevim Öztunç ise ortamdan memnun kaldığını ve yeni yerler keşfetmenin yanı sıra yeni arkadaşlıklar kurmanın da kendileri için değerli olduğunu ifade etti.

Doğada bir gün, özgüvene uzanan bir deneyim

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Tarsus Gençlik Kampı’ndaki etkinliği, görme engelli bireylerin doğayla buluşmasının ötesinde, bağımsız hareket, sosyalleşme, dayanışma ve özgüven başlıklarını aynı noktada buluşturdu.

Beyaz bastonlarla atılan her adım, katılımcılar için yalnızca kamp alanında yapılan bir yürüyüş değil; gündelik yaşamda daha özgür hareket edebilme duygusunu güçlendiren bir deneyime dönüştü.