YENİ Parti Mersin Milletvekili Talat Dinçer, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda görüşülen Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin 4'üncü maddesi üzerine yaptığı konuşmada, Kızılay'ın ticari faaliyetlerini ve kurumun denetim mekanizmalarını gündeme taşıdı.
6 Şubat 2023 depremlerinde yaşanan çadır satışı tartışmalarını hatırlatan Dinçer, Kızılay şirketlerine yeni yetkiler verilmeden önce şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim mekanizmalarının güvence altına alınması gerektiğini savundu.
TALAT DİNÇER'DEN TBMM'DE KIZILAY KANUNU ELEŞTİRİSİ
YENİ Parti Mersin Milletvekili Talat Dinçer, TBMM Genel Kurulunda Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin 4'üncü maddesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kanun teklifiyle Kızılay'ın ticari iştiraklerine tanınması öngörülen yetkileri eleştiren Dinçer, kamu kaynaklarının kullanımı ve denetim süreçlerine ilişkin sorular yöneltti.
Kızılay'ın temel görevinin ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak olduğunu vurgulayan Dinçer, kurumun insani yardım faaliyetleri ile ticari faaliyetleri arasındaki ilişkinin açık kurallarla düzenlenmesini istedi.
6 ŞUBAT DEPREMLERİNDEKİ ÇADIR SATIŞLARINI HATIRLATTI
Konuşmasında 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Dinçer, afet döneminde Kızılay iştirakinin çadır satmasının kamuoyunda güven tartışmalarına neden olduğunu söyledi.
Depremzedelerin barınma ihtiyacının karşılanmaya çalışıldığı dönemde yaşanan çadır satışlarını eleştiren Dinçer, şu ifadeleri kullandı:
“Milletimiz elindeki avucundaki her şeyi depremzedelerle paylaştı. Vatandaşlarımız battaniyesini, giysisini, yiyeceğini gönderdi. Türkiye'nin dört bir yanından yardım tırları yola çıktı. Peki, milletin yardım beklediği o günlerde Kızılay ne yaptı? Kızılay’ın varlık nedeni şirketlerin cirosu değildir, Kızılay’ın varlık nedeni insan hayatıdır.”
KIZILAY ŞİRKETLERİNİN İHALESİZ SATIŞ YETKİSİNİ SORGULADI
Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin kapsamına ilişkin eleştirilerini sürdüren Dinçer, düzenlemeyle Kızılay şirketlerine kamu kurumlarına ihalesiz mal ve hizmet satma imkânı tanındığını belirtti.
Dinçer, bu tür işlemlerde fiyatların hangi yöntemle belirleneceğinin ve kamu kaynaklarının verimli kullanımının nasıl denetleneceğinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Mersin Milletvekili, “İhale yapılmadan kamuya mal satılacaksa fiyatı kim denetleyecek? Kamu kaynağının verimli kullanıldığını kim güvence altına alacak?” sorularını yöneltti.
KAMU MALLARININ BEDELSİZ DEVRİNE İLİŞKİN SORULAR
Talat Dinçer, teklif kapsamında kamu kurumlarına ait taşınır malların bedelsiz devredilmesine ilişkin hükümleri de değerlendirdi.
Kızılay'a sağlanması öngörülen ekonomik imkânların denetim sorumluluğuyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Dinçer, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin hesap verebilirlik mekanizmalarının açıkça tanımlanmasını istedi.
Dinçer, Kızılay'ın insani yardım görevlerine destek verilmesine karşı olmadığını, ancak bu görevlerin ticari faaliyetlerin denetim dışında bırakılması için gerekçe oluşturamayacağını savundu.
SOSYAL YARDIM ALAN VATANDAŞLARIN VERİLERİ GÜNDEME GELDİ
YENİ Partili Dinçer, kanun teklifinde sosyal yardım verilerinin Kızılay ile paylaşılmasına yönelik düzenlemeye de değindi.
Sosyal yardım alan vatandaşların kişisel bilgilerinin korunması gerektiğini vurgulayan Dinçer, veri paylaşımının hangi güvencelerle gerçekleştirileceğinin açıklanmasını talep etti.
Dinçer, “Yoksulluk içindeki vatandaşın sosyal yardım bilgileri korunması gereken en hassas veriler arasındadır. Yardım almak isteyen vatandaşın mahremiyeti güvence altına alınmalıdır” dedi.
BAŞKENT GAZ'IN 8 MİLYON DOLARLIK BAĞIŞINI HATIRLATTI
Kızılay'ın geçmişte kamuoyunda tartışılan mali işlemlerine de değinen Talat Dinçer, BAŞKENT Gaz tarafından 2017 yılında yapılan 8 milyon dolarlık şartlı bağış konusunu gündeme getirdi.
Söz konusu bağışın Ensar Vakfına aktarılmasına ilişkin soruların yanıtlanması gerektiğini belirten Dinçer, Kızılay'a yeni yetkiler verilmeden önce geçmiş mali işlemlerin şeffaf biçimde değerlendirilmesini istedi.
Dinçer, “Depremde çadır satışlarının yarattığı güven kaybı ortadayken, 2017 yılında BAŞKENT Gaz’ın Kızılay’a yaptığı 8 milyon dolarlık şartlı bağışın Ensar Vakfına aktarılmasına ilişkin sorular hâlâ yanıt beklerken Meclisin görevi yeni ayrıcalıklar, yetkiler tanımak olamaz” ifadelerini kullandı.
DİNÇER: YETKİ VERİYORSUNUZ, PEKİ DENETİMİ NEREDE?
Türk Kızılay Kanunu Teklifi'ne ilişkin denetim ve hesap verebilirlik taleplerini yineleyen Dinçer, kamu kurumlarıyla yapılacak ticari işlemler ve kişisel veri paylaşımına yönelik denetim mekanizmalarının açıkça belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Dinçer, konuşmasında şu soruları yöneltti:
“Yetki veriyorsunuz, peki denetimi nerede? Ayrıcalık tanıyorsunuz, peki hesap verme sorumluluğu nerede?”
Kızılay şirketlerinin mali faaliyetlerine yönelik bağımsız denetimin önemine dikkat çeken Dinçer, yeni yetkilerin denetim hükümleriyle birlikte düzenlenmesi gerektiğini savundu.
KIZILAY'IN EN BÜYÜK SERMAYESİ MİLLETİN GÜVENİDİR
Talat Dinçer, Kızılay'ın toplumsal güvene dayalı bir kurum olduğunu belirterek yardım faaliyetlerinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini vurguladı.
Dinçer, “Kızılay’ın en büyük sermayesi şirketleri değil milletin güvenidir; en büyük başarısı kazancı değil kurtardığı hayatlardır; en büyük gücü aldığı ayrıcalıklar değil ihtiyaç sahibinin kapısına zamanında ulaşabilmesidir” dedi.
6 ŞUBAT'IN HESABI VERİLMEDEN YENİ AYRICALIK TANINAMAZ
Konuşmasının sonunda Türk Kızılay Kanunu Teklifi'ne yönelik eleştirilerini sürdüren YENİ Parti Mersin Milletvekili Talat Dinçer, Kızılay'ın ticari faaliyetlerine ilişkin denetim mekanizmalarının kanunla güvence altına alınması çağrısında bulundu.
Dinçer, sözlerini şöyle tamamladı:
“6 Şubat’ın hesabı verilmeden Kızılay’a yeni ayrıcalıklar tanınamaz. Kızılay’a yetki verilecekse denetimi de aynı kanunda güvence altına alınmalıdır. Bir kurumun itibarı kanun maddeleriyle değil zor günlerde ortaya koyduğu hizmetle ölçülür. Kızılay’ın hilali, ticaretin tabelası olamaz.”




