Demokrasiyi satın alan yüzde 1 ve geriye kalan tüm insanlık…
“Zenginlerin Egemenliğine Direnmek: Milyarder Gücünden Özgürlüğü Korumak” başlıklı OXFAM
Raporu özellikle 19 Ocak 2026’da başlayacak Davos Dünya Ekonomik Forumu açılışına denk
getirilerek aynı gün yayınlandı…
Raporun ana teması; aşırı servet yoğunlaşmasının artık ekonomik bir sorun olmaktan çıkıp;
milyarderlerin servetlerini kullanarak siyaseti, medyayı, yargıyı ve yasaları kendi çıkarları
doğrultusunda nasıl şekillendirdiğini çarpıcı örneklerle ortaya koymakla kalmıyor.
Bu durumun dünya genelinde demokrasiyi, insan haklarını ve özgürlükleri tehdit eden bir siyasi
oligarşi (zengin azınlığın yönetimi) yaratmasıyla tüm ülkeleri ele geçirmeye başladığına dikkat
çekiyor…
Raporun odaklandığı çarpıcı bulgulardan biri 2025 yılında milyarderlerin servetinin yüzde 16 artışla
18,3 trilyon dolara çıkması…
2025’ teki bu servet artışı, önceki 5 yılın ortalamalarının 3 katı hızda gerçekleştiği anlamına geliyor..
Sadece 2025’teki artış miktarı (2,5 trilyon dolar) dünya genelindeki 4,1 milyar insanın bir başka
ifadeyle yarısının tüm servetine eşit…
Ve 2025’ te elde ettikleri bu 2,5 trilyon dolar, küresel aşırı yoksulluğu 26 kez ortadan kaldırabilecek
büyüklükte.
2020’ de 10 trilyon dolar olan yana küresel milyarderlerin serveti yüzde 81 artışla (8,2 trilyon dolar)
18,2 trilyon dolara çıktı…
İlk kez dünyadaki milyarder sayısı üç bini aşarken, en zengin 12 milyarderin serveti, en yoksul
%50’sinin (4 milyardan fazla insanın) toplam servetini geçti…
Milyarderlerin siyasi makam elde etme olasılığı sıradan vatandaşlara kıyasla 4 bin kat daha fazla…
Rapor, milyarderlerin servetlerini siyasi güce çevirme yöntemlerine de çarpıcı başlıklarla yer veriyor:
-Siyasetçilere büyük bağışlar ve lobicilik
-Medya kuruluşlarını satın alarak veya finanse ederek kamuoyunu yönlendirme,
-Yargı sistemini etkileme
-Vergi yasalarını, işçi haklarını ve çevre düzenlemelerini kendi lehlerine değiştirme
Bu tablonun sonucu olarak; Birçok ülkede sivil özgürlükler ve demokratik standartlar geriliyor.
Seçimler ve ekonomi kuralları az sayıda ultra zengin lehine hileli hale geliyor. Bu konuda World Values
Survey’in 66 ülkede gerçekleştirdiği ve bu ülkelerin yarısında halkın "zenginlerin bir biçimde seçimleri
satın aldığı” yönünde pekişen kanaati örnek gösteriliyor…
Dünyada her 4 kişiden 1’i düzenli olarak yeterince yemek yiyemediği için açlıkla boğuşurken küresel
milyarderler tüm ülke sistemlerini kendilerini daha da zenginleştirecek şekilde yeniden tasarlıyor.
Rapor gidişatı “demokrasiye karşı milyarderler darbesi” olarak nitelendiriyor ve bunun sadece ABD’ye
özgü değil, küresel bir eğilim olduğunu vurguluyor.
Oxfam kontrolden çıkan küresel gelir adaletsizliğine karşı, acil eylem çağrısı yapıyor ve milyarderlerin
gücüne mutlaka dur denmesi amacıyla sınır getirilmesi gerektiğine dair önerileri şöyle sıralıyor:
-Küresel servet vergisi ve aşırı yüksek gelir vergisi gibi ilerici vergilendirme sistemlerinin uygulanması,
-Siyasi finansman ve lobicilikte şeffaflık ve sıkı düzenlemeler,
-Medya tekellerinin önlenmesi
-Halkın siyasi gücünün yeniden inşa edilmesi (sendikalar, sivil toplum, katılım mekanizmaları)
-Eşitsizliğin radikal şekilde azaltılması
Rapor sonuç bölümünde ülke yönetimlerinin ve liderlerin; ultra zengin azınlığın çıkarlarını savunması
ya da çoğunluğun haklarını ve özgürlüklerini koruması arasında bir tercih yapma noktasında tarihi bir
seçim yapmak zorunda kaldıklarını vurguluyor…
Oxfam'ın 2026 raporunda milyarderlerin servetleri sayesinde siyaseti satın alma, medya kontrolü,
vergi indirimleri, monopol güç ve yargı etkisi gibi mekanizmaları kullanarak siyasi güç elde etme
girişimlerine Donald Trump' ın koltuğa oturur oturmaz 2025 yılı boyunca ABD'li milyarderlerin
servetlerinin nasıl akıl almaz biçimde arttığını ve bu artışta uygulanan politikaları şöyle sıralıyor:
-Süper zenginler için vergi indirimleri uygulaması,
-Büyük şirketlere yönelik küresel vergi çabalarını baltalaması,
-Monopol gücünü sınırlama girişimlerini geri çevirmesi,
-Yapay zeka (AI) hisselerindeki patlamayı teşvik ederek milyarder yatırımcılara büyük kazanç
sağlanmasına katkı yapması,
Küresel dolar milyarderlerin Medyayı kontrol altına alarak Kamuoyunu nasıl maniple ettiklerine de
somut örnekler yer alıyor 2026 raporunda:
-Jeff Bezos’ un Washington Post'u satın alarak sahip olduğu Amazon'un gücüyle birleşince medya
etkisinin katlanması
-Elon Musk’ ın Twitter' ı (şimdi X) satın alması ve platformu kendi siyasi görüşlerine göre
şekillendirmesi; sansür, algoritma değişiklikleri ve içerik moderasyonu kararlarıyla kamuoyunu
derinden etkileme gücüne ulaşması
-Patrick Soon-Shiong’ un Los Angeles Times'ı satın alıp medya gücünü kullanması,
-Başka bir milyarderlerden oluşan konsorsiyumun, The Economist dergisinin büyük hisselerini satın
alması,
Milyarderlerin "medyayı satın alarak" haber akışını, kamu tartışmalarını ve seçim gündemlerini kendi
lehlerine yönlendirdiğini göstermesi bakımından gerçekten çarpıcı örnekler ama ABD ile de sınırlı
değil…
Genel ama somut referanslardan hareketle raporda, milyarder servetinin yaklaşık %18'inin monopol
güçten geldiği hesaplanıyor…
"Monopol adamlar” olarak adlandırılan milyarderler, pazarları kontrol ediyor, fiyatları belirliyor,
rakipleri gerektiğinde ya eziyor, ya da şanslı olanları yutuyor…
Milyarderlerin servetlerinin yüzde 60’ının kaynağına gelince Miras (ki veraset, çoğu ülkede vergisiz),
devletle yakın ilişkilerden beslenen yolsuzluklar ve Monopol gücü…
Rapor gerçekleştirilmesi zorunlu olduğu kadar gün geçtikçe durdurulması güçleşen milyarderler
darbesine karşı yapılması gerekenleri sıralayarak sona eriyor:
-Küresel servet vergisi,
-Siyaseti finanse eden kaynakların şeffaflığı,
-Medya tekellerinin kırılması…
Aslında soru basit ve tercih ortada:
Demokrasiyi mi seçeceğiz, dünyanın tüm kaynaklarını sömüren aşırı servet sahiplerine boyun mu
eğeceğiz?
Aslında bir tercih değil, özgürlüğümüzü geri alma kavgasıyla karşı karşıyayız. Zaten baskılar altında
ezilen özgürlüğe sahiptik be o özgürlük kadar özgürüz ve bugün o özgürlüğün sınırlarını da, o bir avuç
milyarder belirliyor…
Halkın değil, güçlünün yanında yer alan kaynakları adil biçimde dağıtmak yerine baskıyı seçen
hükümetlere ve o hükümetleri belirleyen zümreye karşı; insanlığın önünde tek bir çıkış yolu var:
Birleşmek ve dünyadaki servetin üzerinde tepinen doymak bilmez vahşete dur diyecek ortak iradeyi
ortaya koymak…