Gazeteci-Yazar Ender Can Kayıhan, Nisan ayında devreye alınacak, Kıymetli Metal Takip Sistemi (KMTS) sistemi köşesinde değerlendirdi.

Yastık Altındaki Altın Tehlike Altında: Kayıt Dışı Mücadele mi, Vatandaşa Darbe mi?

Geçtiğimiz günlerde tanıdık bir kuyumcudan bir telefon aldım.

Öfkeli tanıdık kuyumcu esnafı soluk soluğa bana derdini anlatmaya çalışıyordu...

Tıkır tıkır işleyen bir altın satışından söz ediyordu; fatura kesilmiş, ödeme banka üzerinden yapılmıştı.

Ancak bir anda banka parayı “şüpheli işlem” olarak bloke etmişti.

Satıştan kaynaklı zarar 9 bin doları bulmuştu. İşin garip yanı, hiçbir yasadışı durum yoktu; her şey resmi ve kayıtlıydı.

İşte Türkiye’de “kayıt dışı ekonomiyle mücadele” diye sunulan uygulamaların gerçekte ne anlama geldiğini gösteren bir örnek.

Anlayacağınız geliyor gelmekte olan, ne mi geliyor Kıymetli Metal Takip Sistemi (KMTS) sistemi Nisan ayında devreye alınacak.

Artık yastık altındaki evinizdeki altınları sisteme dahil edeceksiniz ve çiplenip lazerle işaretlenerek sistemde kayıtlı hale getirilmesi planlanıyor.

2023’te Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin iki kez tahsil edilmesi, ekonomi yönetimindeki çarpıklığın küçük bir işaretiydi.

Ama iş yastık altındaki altınlara gelince tablo daha net:

Bankalar artık vatandaşın altınını “kaynağı ne?” sorusuyla sorguluyor, MASAK ve Darphane sistemiyle her gram altın takip altına alınacak.

Nakit altın alımı yasaklanacak, ödemeler IBAN üzerinden yapılacak ve vergi yükü artırılacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sahte altın dolandırıcılığını önlemek ve kayıt dışılığı bitirmek amacıyla Kıymetli Metal Takip Sistemi (KMTS)’yi Nisan ayında devreye sokuyor.

Sistemle birlikte vitrine çıkan her altın Darphane tarafından bandrolenecek, dolayısıyla sahteciliğin önüne geçilecek.

Ödemeler dijitalleşecek, nakit kullanımına izin verilmeyecek ve tüm altın alışverişleri kayıt altına alınacak.

Bankalardaki altın birikimlerini kullanarak konut satın almak isteyenler, altının kaynağına dair beyan belgesi sunmak zorunda kalacak.

Bu önlemler ilk bakışta “ekonomide şeffaflık ve güvenlik” için gibi görünse de, işin özünde vatandaşın birikimine dolaylı müdahale var gibi görünüyor...

Yastık altındaki altınlar artık güvenli değil; sisteme sokmak isteyenleri hem değer artışı vergisiyle ekstra vergi ödemek zorunda kalması olasılığı bir yana hem de bankaların insafına terk edilmiş olacak.

Kuyumcuların rolü ise neredeyse devre dışı bırakılıyor. Kuyumcuların çeyrek, yarım, cumhuriyet altını adıyla sattıkları altınlar Nisan ayından sonra hurda altın muamelesi görüpte değeri düşürülürse hiç şaşırmayın...

Bandrol ve takip mekanizmaları, küçük işletmelerin faaliyet alanını daraltırken, bankalara ve devlet sistemine hakimiyet sağlıyor.

Oysa kayıt dışıyla mücadele, vatandaşın ekmeğine, birikimine ve özgürlüğüne kısıtlayıcı tedbirlerle yapılmamalı.

Bu bir ekonomi değil, ekmek ve mülkiyet meselesidir.

Kuyumcular, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları sessizlik içinde; bu planın nereye varacağı kamuoyuna anlatılmalı

Yoksa yastık altındaki birikimler, sistemin dişlileri arasında eriyecek ve vatandaşın güven duygusu ciddi biçimde zedelenecek.

Nisan ayıyla birlikte altın piyasası köklü bir değişime sahne olacak.

Sahte altın tarih olacak, kayıt dışılık azalacak.

Ama bu değişim, sadece ekonomik şeffaflık için değil; vatandaşın cebine göz diken bir mekanizmaya dönüştürülmemeli...

Gerçekten kayıt dışıyla mı mücadele ediliyor, yoksa vatandaşa yeni bir yük mü bindiriliyor?

Sorunun cevabı, hepimizin altın hesabında saklı.

Nisan ola hayrola...