Kongre Öncesi ve Mahkeme Süreci
Özgür Çelik, 8 Ekim 2023 tarihinde yapılan CHP İstanbul İl Kongresi’nde rakibi Cemal Canpolat’ı 342-310 oyla geride bırakarak seçimi kazanmıştı.

Ancak açılan dava sonucu mahkeme, kongreyi iptal ederek geçici bir yönetim kurulunun atanmasını uygun gördü.

Türkiye siyasetinde dün gündeme oturan gelişme, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanması oldu.

Mevcut İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimi görevden alınırken, geçici olarak Gürsel Tekin liderliğinde bir yönetim heyeti görevlendirildi.

Kayyum Kararı ve Geçici Yönetim
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, şaibelerle gündeme gelen CHP’nin 8 Ekim 2023’te yapılan 38. Olağan İstanbul İl Kongresi ile ilgili kararını açıkladı. Mahkeme, kongrede seçilen başkan ve yönetimin görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı'na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

Davacı delegeler, kongrenin Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’na bildirilmesine rağmen Beyoğlu’ndaki Haliç Kongre Merkezi’nde yapılmasının mevzuata aykırı olduğunu belirtti. Kongrede delegelerin oylarının 150 ila 350 bin TL arasında farklı meblağlarda para karşılığı satın alındığına ilişkin yürütülen ceza soruşturmalarının bulunduğuna dikkat çekildi. Ayrıca, delege iradesinin tablet-telefon hediyesi ve iş vaadi karşılığında yönlendirildiğine ilişkin soruşturmalara yer verildi.

CHP İstanbul İl Kongresi, açılan dava sonucu mahkeme kararıyla iptal edildi. Bu kararın ardından İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetim görevden alındı; 196 delege ise tedbiren uzaklaştırıldı. Kongre süreci de durduruldu.

İstanbul İl Başkanlığı’na geçici süreyle atanmış yönetim heyeti şu isimlerden oluşuyor:

Gürsel Tekin (kayyum başkanı)

Zeki Şen

Hasan Babacan

Müjdat Gürbüz

Erkan Narsap

Gürsel Tekin, görevi kabul ettiğini ve CHP’yi kayyıma bırakmayacaklarını belirterek, kongre sürecinin birlik ve beraberlik içinde tamamlanacağını ifade etti.

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na yapılan kayyum atamasının ardından partililer il başkanlığı önüne çağrıldı.

39 ilçeye gönderilen toplu SMS’ler sonucu sadece 570 kişi toplandı.

Türkiye genelinde CHP’nin milyonlarca üyesi olduğunu göz önüne alırsak bununda en yüksek olduğu şehrin İstanbul'da üyesi bulunduğu düşünüldüğünde bu rakam, partinin tabanındaki motivasyon eksikliğini ve örgütsel zayıflığı gözler önüne seriyor.

Düşük katılım, sadece bir sayı meselesi değil. İnsanlar bu sürece sahip çıkmıyor.

Yapılan son araştırmalara göre, CHP’ye oy verenlerin %55’i kamuoyuna yansıyan iddiaların doğru olduğuna inanıyor.

Mersin özelinde deki gözlemlerim de Türkiye geneli gibi...

CHP'nin mahalle kongreleri ve delege seçimlerinde katılım oranları ise maksimum %30 yada %40 civarında seyrediyor.

Parti tabanında "beyaz ve mavi listenin" derdine düşmüş siyaset simsarları CHP seçmenini unutmuş olacak ki sandık başında kavgaya tutuşmuş durumda.

Yani taban, kritik süreçlerde aktif rol almıyor.

Bu tablo, CHP için sadece lider değişimi veya kayyum tartışması değil; örgüt içi motivasyonu yeniden inşa etmek, tabanı sürece dahil etmek ve katılımı artırmak hayati önemde bir mesele haline gelmiş olduğunu gösteriyor.

İktidarın İkinci Hamlesi
Kayyum kararına karşı CHP örgütlerinden beklenen ölçüde güçlü bir reaksiyon gelmemesi, iktidarın elini rahatlatmış görünüyor.

CHP tabanındaki sınırlı tepkiler, AKP’ye “ikinci aşama” için cesaret vermiş olabilir.

Eğer bu tablo devam ederse, iktidarın planını adım adım işletmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Özellikle CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in siyasi kaptanlık performansı, hem tabanın yönelişini hem de açılacak mutlak butlan davasının seyrini belirleyecek.

Şu ana kadar ortaya çıkan manzara ise, CHP’nin içeriden ikiye bölünme sürecini hızlandırıyor.

Parti tabanında büyüyen kutuplaşma, seçim öncesinde daha da derinleşme potansiyeli taşıyor.

Borsa ve Devre Kesici Uyarısı
İstanbul Borsası’nda hisseler yüzde 5 değer kaybettiğinde “devre kesici” mekanizması otomatik olarak devreye giriyor.

Dün yaşanan kayyum kararı sonrasında ise kayıp %6’ya kadar ulaştı ve devre kesici seansları durdurdu.

Bu durum, piyasaların önceden planlanmış bir senaryoya göre tepki verdiğini düşündürüyor.

Siyasetle finans arasındaki bağ, artık tesadüfi değil, stratejik bir işleyişin parçası hâline gelmiş durumda.

Erdoğan’ın Stratejisi ve CHP’nin Geleceği
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaseti bir satranç tahtasında hamleler gibi yönettiği uzun süredir biliniyor.

CHP’ye yönelik bu müdahalenin, seçim öncesi partiyi “ortadan ikiye bölme” planının bir parçası olduğu açıkça görülüyor.

İktidar, CHP’nin tepkisizliğini avantaja çeviriyor ve her adımda daha cesur davranıyor.

Borsa verilerindeki sert düşüş ile CHP’ye yapılan siyasi müdahale arasındaki zamanlama, kararların tesadüfi değil, önceden planlanmış olduğunu gösteriyor.

CHP örgütlerinin tepkisizliği, AKP’nin ikinci hamlesini kolaylaştırırken, parti içinde büyüyen kutuplaşmayı da derinleştiriyor.

Kritik Soru
Bu şartlar altında kritik soru şudur: CHP, Erdoğan’ın adım adım işleyen planını bozacak bir siyasi refleks geliştirebilecek mi, yoksa kendi içinde parçalanarak iktidarın stratejisini kolaylaştıran bir aktöre mi dönüşecek?