Yıllardır Konteyner limanına sahip olamayan Mersin’ in mevcut limanla bugünden daha ileriye
gidemeyeceğini, aksine son yıllarda öne çıkmaya başlayan Doğu Akdeniz’in Erzin-Dörtyol kıyılarına
yapılacak limanlarla başta Gaziantep ve tüm Güney Doğu illeri olmak üzere, Irak taşımacılığının da
daha kısa mesafedeki yeni bölgeye doğru kayacağına dikkat çekmeye çalışırım…
Mersin 1950’ lerde yapımı başlayan ve on yıl içinde hizmete açılan limanla ilk büyük sıçramayı
yakalamıştı, ancak geçen zaman içinde kuru yük gemileriyle yapılan taşımanın yerini konteyner
taşımacılığı alınca çağa uygun yeni bir atılım yapmak zorundaydı…
Bu fırsatı da 2009’ da ÇED süreci tamamlanan Ana Konteyner Aktarma (HUB) limanının yapılmasıyla
yakalayacaktı…
Devletin tüm makro politikaları; ‘üç deniz üç büyük liman’ hedefiyle Ege’ de Çandarlı, Karadeniz’ de
Filyos ve Akdeniz’ de Mersin’ de inşa edilecek üç aktarma limanı yapılmasının önemi üzerinde
duruyor, beş yıllık kalkınma planlarında Mersin Ana Konteyner Limanı yatırımının gerekliliği
vurgulanıyordu…
Mersin kamuoyunun büyük kesimi bu stratejik projenin kentin geleceği açısından öneminin tam
olarak farkında olmasa da, devlet, Dubai Jebel Ali ile Hollanda’ nın Rotterdam limanları arasında
Akdeniz’ in tüm yükünü sırtlayacak bir ana aktarma limanının öneminin ve sağlayacağı ekonomi başta
olmak üzere sosyal-siyasal avantajların hesabını iyi yapmıştı…
Mersin 2009’ da ÇED dosyası dâhil tüm süreçleri tamamlanan, yapılacağı alan dahi belirlenmiş olan
yatırım için gün sayarken, önce mevcut Liman işletmecisinin lobi gücü devreye girdi, ardından da
başka etmenler…
2014’ te Gaziantep lobisi haklı olarak 325 km uzaklıktaki Mersin yerine kendisine çok daha yakın
Dörtyol civarında bir limanın gerekliliğini dillendirmeye başladı ve ben de o tarihten itibaren Mersin’ i
bekleyen büyük tehlikeyi anlatmaya…
Neydi tehlike?
Mersin 150 yıldır Anadolu’ nun dünyaya açılan kapısı olarak öne çıkmıştı ancak özellikle de dünyaya
açılan Gaziantep Sanayi ve Irak-İran savaşından itibaren transit taşımacılık sayesinde çok daha önemli
konuma gelmişti..
Ancak Gaziantep ve Güneydoğu illeriyle Irak’ a daha yakın konumda ve kısa mesafeden oluşan
güzergâhta bir liman arayışı da günden güne artarak sürüyordu…
Daha kısa mesafe ham ve ara maddesini ithal edip ürettiği malı da ihraç eden başta Antep tüm bölge
illerinin girdi maliyetleri bakımından önemliydi ancak bu etmen kadar etkin bir başka konu da
özelleştirilen Mersin limanı işletmecisinin bir kuzudan kırk post çıkarma gayreti ve şişen liman hizmet
faturalarıydı…
Devlet, 2007’ de limanı özelleştirirken 36 yılda elde edeceği geliri peşin olarak verecek kiracı bulma
arayışındaydı. Singapur’ lu PSA ve Türk Akfen eşit hisselere sahip iki ortak olarak liman işletmesini 765
milyon dolar karşılığı üstlendiklerinde ödedikleri parayı 15-20 yılda kasalarına koymaları beklenirdi.
Oysa liman işletmecisi daha ilk yıl elleçleme fiyatlarını uçurmakla kalmadı, ek tarifelerle limandan
hizmet alanların maliyetlerinin katlanmasına yol açtı… (765 milyon doların yarısını ödeyen Türk ortak
Akfen grubunun yüzde onluk hissesini elinde tutarak kalan yüzde 40’ lık kısmını on yıl dolmadan bir
yabancı yatırım fonuna 869 milyon dolara satması liman işletmeciliğinin nasıl bir altın yumurtlayan
tavuğa döndüğünü göstermesi bakımından önemli)

Gaziantep’ in o efsaneleşmiş lobisi işte bu iki etkenin altından kalkılması her gün güçleşen yükün de
etkisiyle arayışlarını hızlandırdı…
Gaziantep’ i 90 km mesafeyle denize ve limana ulaştıracak Hassa-Dörtyol güzergâhı böylece gündeme
oturdu ve her gün biraz daha ete kemiğe büründü…
Antep, Mersin’ i devre dışı bırakacak liman arayışında iken Mersin en ağır darbeyi o güne kadar tüm 5
yıllık kalkınma planlarında Mersin’ de yapılması hedeflenen ana konteyner limanı için, 2018’ de
hazırlanan ve 2019-2023 yıllarını kapsayan 11. Planda Mersin’ in yerini ‘Doğu Akdeniz’ in almasıyla
yedi…
Çukurova Havalimanı açılırken belki de Şakirpaşa Hava alanını kaybeden Adana’ lıların tepkisini
dindirmek için Yumurtalık’ ta Ana konteyner Limanı öne çıktı…
Ancak bir yıl önce Halkın Katılım Toplantısı dâhil tüm süreçleri tamamlanan bu limanın ÇED dosyasının
geçen onca zamana rağmen sonuçlanmaması Yumurtalık yerine Akdeniz’ in daha da doğusunda bir
HUB limanı olasılığını güçlendiriyor…
Şu anda Tosyalı grubunun Erzin’ de 4 milyon konteyner elleçleme kapasitesiyle başlayıp zaman içinde
büyütülecek bir liman projesi de tüm süreçleri tamamlanmış ÇED dosyasının Ankara’ dan çıkacak
onayını bekliyor…
Mersin’ i tamamen devre dışı bırakacak, Yumurtalık-Erzin-Dörtyol alternatifleri üzerinde Ankara’ nın
bu günlerde bir tercih yapması beklenirken çok önemli bir gelişme gündeme bomba gibi düştü…
Medyaya düşen haberlere göre Gaziantep’ i Hassa üzerinden Dörtyol’ a bağlayacak Demiryolu ve
otoyol projesi için gerekli dış kredi arayışı olumlu sonuçlandı ve yabancı Konsorsiyum ile Türkiye
Hazine Bakanlığı arasında imzalanan anlaşmayla yatırım için gerekli 1 milyar 550 milyon Euro (yaklaşık
1,8 milyar dolar) kaynak sağlanmış bulunuyor…
Gerekli işlemlerin tamamlanması ardından Ekim ayında startı verilecek projeyle toplam 80 km
uzunluktaki tünellerle Amanos dağları delinecek ve 2031 yılında Gaziantep’ in ‘çılgın proje’ olarak
tanımlanan liman hasreti mutlu sonla noktalanacak…
Büyük fotoğraf bundan ibaret te değil…
Erzin-Dörtyol bölgesindeki limanlar Hassa üzerinden Gaziantep’ e hem otoyol hme de demiryoluyla
bağlanmakla kalmayacak.
Otoyol ve demiryolu Gaziantep-Urfa-Mardin (Nusaybin) üzerinden Irak’a ulaşacak ve Türkiye’ nin
Kalkınma Yolu diye tanımladığı Basra’dan Akdeniz’ e uzanan, Çin Ve Hindistan’ ın küresel koridorlarına
alternatif olacak…
O limanın ve sözünü ettiğim rotanın devreye girmesiyle Mersin’ in orta ve uzun vadeli geleceğini
merak ediyorsanız onu da sonraki makalede ele almaya çalışayım…